Siyaset bilimini toplumu idare eden politikaları belirleme olarak algılarsak, bu kategoride yer alan insanların söyledikleri her sözün, attıkları her adımın toplum üzerindeki etkilerini hesaplamaları gerektiğini de kabul etmemiz gerekir.
Siyaset yapan insanların birbirilerine karşı olan tavır ve davranışları temsil ettikleri siyasi zemin paylaşımcıları üzerinde önemli etkiler yaratır.
Bu nedenle siyaset sahnesinin aktif oyuncularının çok dikkatli olmaları gerekiyor.
Ancak bunu böyle gelişmediğinin binlerce örneği var.
Bazen siyasi rekabet,
Bazen kişisel ego,
Bazen tek adamlılık fobisi,
Bazen siyasi koşulların dayatmaları,
Bazen tabanın dayatmaları sonucunda aklınıza gelmeyen söylemlerin siyasetçilerin ağızlarından çıkıverdiğini görürüz.
Çoğunlukla söylenen sözler içinde bulunun koşulların öznelliği ile bağdaşlaştırılır ve o şartların ya da durumun geçmesi ile söylenenler unutuluverir.
Bu dönemlerde dahi olsa söylenen bazı sözlerin toplumsal hafızadan kolay kolay silinmediğini de ayrıca belirtmemiz gerekir.
Mesela sayın başbakanın;” Kadın da olsa çocuk da olsa gereği yapılacaktır”,” Ananı da yanına al ve git” sözleri gibi. Politika sahnesinden silinen zatın;”Hala bıraktığımız yerde otluyorsunuz” sözleri gibi.
Bu sözler vatandaşları rencide eden, onların sinirlenmesine ve tepki göstermelerine neden olan grupta yer alır. Birde siyasilerin biri birlerine karşı kullandıkları dil ve üslup var ki bazen gerçekten kırıcı bir duruma geliyor.
Bundan daha elim ve daha vahim olan ise siyasi kişiliklerin birbirlerini siyaset sahnesinden veya toplumun gözünden düşürme, etkisizleştirme, yok etme, siyaseten linç etme tavrı ortaya çıkıyor ki bunu anlamakta güçlük çekiyoruz.
Türkiye siyaset sahnesinde olup biteni bir yere kadar anlama ve kavrama algısına sahip olmuş durumdayız ancak Kürt siyaset alanının birbirini yok edecek düzeye geldiğini, kadrolarını yıpratarak, gözden düşürerek, eleştiri odağı haline getirerek hedef haline getirmeyi düşünebileceğini düşünememiştik.
Burada önemli gördüğümüz bir durumu belirtmemiz lazım; ya sahip olduğumuz bilgiler olayların vahametini anlamamız için yeterli değil ya da olup bitenlerin tabanda yarattığı rahatsızlık üst mercilere doğru yansıtılmıyor.
Her iki durumun da vahim olduğunu belirtmek gerekir. Birincisi eğer ortada süreci tıkayacak, engelleyecek, olumlu gidişatı bozacak bir hareket varsa bunun ne olduğu ve nasıl gerçekleştirilmek istendiği kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
Bu paylaşılırken nelerin yapılmak istendiği ve nasıl bir yöntem izlendiği de belirtilmelidir. Böylece toplum daha sağlıklı bilgilere sahip olur ve gidişatın doğru yolda gitmesi için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye çabalar.
İkincisi son dönemde meydana gelen Kürt siyasetindeki tartışmaların boyutu toplumda ciddi kafa karışıklıklarına ve siyasetten soğumaya neden olmaktadır. Toplumun önemli bir kesimi meydana çıkan söylemlerin neden kaynaklandığını çözememekte böylesi bir durumun bilgi karışıklılığından kaynaklanabileceği endişeleri dile getirilmektedir.
Nedeni ya da gerekçesi ne olursa olsun Kürt siyasetinde son dönemde olup bitenlerin siyasi kişilikler üzerinden topluma yansıtılış modeli ve şekli toplum tarafından benimsenmemektedir.
Yıllardır toplum nezdinde sembolleşen isimlerin bu şekliyle gündeme gelmesi ve tartışma malzemesi haline getirilmesi ciddi sıkıntılara neden olmaktadır. Bu modellin gerekçeleri kamuoyuyla paylaşılmazsa ileriki süreçte farklı sıkıntıların ortaya çıkabileceği hesaplarını yapmak yanlış olmayacaktır.
“Yanlış hesap Bağdat’tan döner” demişler. Bu hesaplar Bağdat’a varmadan geri dönerse daha sağlıklı olur diye düşünenlerdeniz.
Next