Dünden devam

Değerli Okurlar, orman yangınlarından sonra Karadeniz’de yaşanan sel felaketleri yüreklerimizi dağdar etti…

Dünkü yazımda felaketin nedenlerine kısaca değinmiştim.

Toplumsal bilincin gelişmemesi nedeniyle insandan kaynaklı felaketlerin boyutları, ne yazık ki dehşet verici olmaktadır…

Sadece ‘Bozkurt’ ilçesinin yaşanan sel felaketi sırasındaki görüntülerine baktığımızda, büyük bedel ödenmesinin temel nedeninin ne olduğunu ilkokula giden çocuklar bile rahatlıkla anlıyorlar.

Çok büyük çay yatağının imara açılması, koca bir ilçenin yapılaşmasına izin verilmesi ve devasa binalar inşa edilerek su yatağının önünün kapatılması felakete zemin hazırlanması demektir…

Maalesef çay yatağına imar izni verilmiş ve yapılaşmaya gidilmiştir.

Sıradan dağ evleri ve köylerden söz etmiyorum. Koca bir ilçe, çay yatağı üzerinde inşa edilmiştir…

**

**

TBMM BAŞKANI ŞENTOP’UN AÇIKLAMASI…

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Şentop’un yaptığı eleştiriler ve uyarılar yerindedir.

Bozkurt ilçesinde yapılaşmaya izin verilmemesi gerektiği konusunda değerlendirme yapan Meclis Başkanı Şentop’un sözlerini, ülkenin her yanındaki su yatakları yakınında yapılaşmaya izin verecek konumdaki tüm yetkililere keşke iletebilseydik. İşte Şentop’un sözleri:

“Türkiye ölçeğinde de bizim bilhassa bu seller dolayısıyla yapılaşmayla ilgili oturup yeniden düşünmemiz, hem vatandaşlar olarak hem yöneticiler olarak yerel yöneticiler başta olmak üzere düşünmemiz lazım.

Bozkurt'ta yaşanan şeyi görüyoruz. Ezine Çayı'nın etrafındaki alanlar hasar gördü, vefatlar orada görülüyor. Oradaki yapılaşmaya izin verilmemeliydi veya insanlar da orada yapılaşmayı düşünmemeliydi.

1-2 günlük perspektiflerle, 1-2 yıllık perspektiflerle bakarsak olmuyor ama 100 yıllık bir perspektifle bakarsak bir dere yatağı belki 10 yıllarca sorun teşkil etmez ama 100 yılda bir kere oluyor ve bu şekilde vahim bir tabloyla karşılaşıyoruz. Onun için çok daha bilinçli olarak tabiata, doğaya uyum içerisinde, onu anlayarak ve büyük perspektifler içerisinde, 100, 200 yıllık, geçmişi ve geleceği düşünerek planlamalar yapmamız lazım. Bunu acı bir şekilde gördük, görüyoruz. Ama inşallah bunlardan ders çıkararak yolumuza devam ederiz."

Meclis Başkanı’nın bu sözleri gerçekten önemlidir. Ancak felaketlerden dersler çıkaracağımıza inanmıyorum. Çünkü her yıl yaşanan felaketlere rağmen yine su yataklarında, derelerde yeni evler yapılıyor…

**

**

Ey yönetici konumundakiler; Siz; derelerin yatağını iskana, imara, yapılaşmaya açar, binlerce ev inşa ettirirseniz, doğa/tabiat hataları affetmez, sel olup vuracaktır ve her yerde vurmuştur…

Siz; her tarafı betonlaştırır, dere yataklarını imara açar, yapılaşmada sınır tanımazsanız, yağışlar sel olup dehşet manzaraları kaçınılmaz olacaktır…

Siz; kalkıp yüzlerce derenin taşkın sularını inşa ettiğiniz devasa barajlarda hapsedecek olur ve bunun için gereken tedbirlerde bir hata yaparsanız, felaket kaçınılmaz olacaktır…

Bozkurt ilçesinde 30 yıl belediye başkanlığı yapmış şahsiyetin, dere yataklarına yapılaşma izni veren bir müteahhit olduğunu gazetelerde okudum. Yeniçağ gazetesi bunu haber yapmıştı.

Yöneticiler, sorumluluk mevkiindekiler vebal altındadırlar. Dere yataklarına yapılaşma , zemini sağlam olmayan yerlerde çok kat izni verenler çok derin düşünmelidirler.

Karadeniz’deki imar ve yapılaşma ve oturma izni verenler hakkında işlem yapılmalı, ağır ceza almalıdırlar.

İNSANİ YARDIM DESTEĞİMİZ OLMALIDIR…

**

**

2006 yılında Batman’da, İluh Deresinden kaynaklı olarak yaşanan sel felaketi sonrasında her gün çamur ve balçığa teslim olmuş mahalleleri geziyor, izlenimlerimi yazıyordum. Çok sayıda semtimizde binlerce aile bir gece içerisinde yoksullaşmıştı, çünkü tüm maddi sermayelerini kaybetmiş, yardıma muhtaç hale gelmişlerdi.

O zaman gözlerimiz yollarda, yapılacak insani yardımları bekliyorduk değil mi? Kentimize dışarıdan yardımlar geliyordu. İnsani yardımlaşma ve dayanışmanın güzel örneklerini gözlemliyordum. O tarihlerde de burada yazılar yazıyor, halkımızı yardımlaşmaya, dayanışmaya çağırıyordum.

Karadeniz’deki son felaketin boyutları bildiğimiz gibi değil, çok büyük…

Yüzlerce ve belki binlerce aile maddiyat olarak her şeylerini kaybetmiş, yardıma muhtaç hale gelmiştir…

Sevdiklerini ve tüm maddiyatlarını yitiren acılı aileleri televizyon ekranlarından izlemekle yetinmememiz gerçeğine inanıyorum.

Batman halkı yardımlaşma ve dayanışma konusunda üzerine düşeni yapacaktır diye düşünüyorum. Karadeniz’deki acılı ailelere karşı görevimizi yapalım. Dünya malı burada kalacak, unutmayalım. Büyük felaketler yaşıyoruz, yaşadık. Sel felaketi diyerek geçmeyelim ve yaşananlardan kendimize geleceğimiz adına dersler çıkaralım. Rabbim zor durumdaki herkesin yardımcısı olsun.