29 Mart 2009 yerel seçimlerini başarılı bir şekilde atlatmış bulunmaktayız. Sonuçları bütün memlekete ve kazananlara hayırlı olsun.
Seçimler demokrasinin temel taşıdır. Bu temel taşlar yer yer pürüzlü zeminlere rağmen yerlerini oturmuş bulunmaktadır. Artık bunları geçmek gerekiyor.
Her seçimde olduğu gibi bu seçimlerden de bir takım sonuçlar çıkarmamız gerekmektedir. Yerel seçimlerden çıkan sonuçlara göre Türkiye’nin ilk beş büyük partisi şöyle sıralanmıştır.
1- AKP
2- CHP
3- MHP
4- DTP
5- SP
Bu sıralama beraberinde bir takım anlamları da ifade etmektedir. Birincisi AKP geçen seçimlere oranla oy kaybına uğramıştır. Vatandaş Anayasa mahkemesinin AKP’ye verdiği ihtar gibi bir ihtar vermeyi uygun görmüştür. Anayasa mahkemesi AKP’ye laikliğe karşı eylemlerin odağı olduğunu hatırlatmış ve kendisine gelmesi için ciddi uyarıda bulunmuştu. Türkiye’nin istikrarı için partinin kapatılmadığı herkesçe biliniyor. Bu uyarıdan sonra vatandaşta ülkedeki gidişat konusunda AKP’ye seni birinci parti konumundan indirmiyorum ama gidişatın hayra alamet değil demiştir. AKP’nin bu uyarıyı çok ciddi bir şekilde dikkate almasında fayda vardır.
AKP’nin ciddi bir uyarı aldığı bölge ise bizim bölgemiz olmuştur. Vatandaş bu bölgede iktidara söylediklerinin arkasında durmasını ve şiddet politikasından vazgeçmesini önermiştir.
CHP’nin durumuna gelinci herkesçe bilindiği gibi vatandaş iktidarın bütün yetmezliğine rağmen bu partinin yönetimine maalesef güvenmemektedir. Her ne kadar sahil kesimlerde bu partiye destek çıkmış olsa bile Türkiye’de sol potansiyelin gücünün bu olmadığını herkes bilmektedir. Bu partide Sayın Baykal Genel Başkan olduğu sürece ve izlenen politikalar bu günün politikaları olduğu sürece CHP ana muhalefet olmaktan kurtulamayacaktır. Sanırım bu durumun devamında ilerideki seçimlerde ana muhalefet görevi de başka partilere verilecektir. Bu nedenle Sayın Baykal’ın ve CHP’nin titreyerek kendisine gelmesi zamanının gelip geçtiğini bir kez daha hatırlatmak bir görevdir.
MHP Devlet Bahçeli ile yakaladığı üslup ve politika ile yoluna kazanımlarla devam etmektedir. Ancak Sayın Bahçelinin çabaları tek başına geçmişten gelen imajını düzeltmeye yetmemektedir.
DTP çok istediği birinci parti olma isteğini bu kez gerçekleştirmiş oldu. Bölgemizde vatandaş muhatap “sensin” dedi ve demokratik yolun önünü açtığını ilan etti. Sanırız DTP bundan sonra daha ağır bir sorumlulukla karşı karşıya kalmıştır. Kürt sorununun demokratik çözümü konusunda daha çok çaba sarf etmesi gerekecektir.
SP ise Erbakan faktörünün toparlanmak için yeterli olmadığını artık anlamak zorundadır. Sayın Numan Kurtulmuşun yeni bir vizyonla siyaset sahnesindeki yerine belirlemesi gerekir.
Bu değerlendirmelerden sonra yorumların artık bırakılıp yerelde vatandaşın güvenine nasıl layık olunacağı konusunda çaba içerisine girmek gerekmektedir. Bunun için de kıt olan kaynakların çok iyi değerlendirilerek açık, şeffaf politikalar ile vatandaşa hizmet etmek gerekiyor. Vatandaş kullandığı oylarla aslında neyi birinci planda tuttuğunu ortaya koymuştur. Bu mesajı iyi okumak gerekir. Bu mesaja rağmen hizmet yapmadan talepleri cevaplamadan destek almanın mümkün olmadığını da iyi bilmek gerekir.
Devlet sosyal devlet olmanın gerekliliği ve sorumluluğu çerçevesinde her şart altında vatandaşına sahip çıkmak zorundadır. İktidar vatandaşının tercihine saygı duymalı ve vatandaşlarının taleplerini öncelikleri arasına almalıdır. Küsmece, darılmaca olmamalıdır.
Kimse kimseyi kandırmasın artık ülkenin doğusunda da batısında da yaşayanlar Yatırımı, Gayri safi milli hâsılayı, kişi başına düşen milli geliri, işsizliği, yoksulluğu aynı duyarlılık ve hassasiyetle anlamakta ve takip etmektedir. Memleketimin batısında ne varsa doğusunda da o olmalıdır. Otobansa otoban, fabrikaysa fabrika. Politika yapanların istekleri kadro ve tayin taleplerinin ötesine taşınmalıdır.
Kuru sözler bırakılmalı memlekete hizmet yapılmalıdır.
Next