Gece boyunca ifade vermek için gideceğim mahkemenin stresi ile kıvrılma manevralarından dolayı yatmayı becerememiş bir yüz ifadesi ile aynaya baktıktan sonra, cam kenarına ilerleyip nasıl bir güne yelken açacağımı öğrenmeye çalıştım.
İki gündür yoğun yağışını durduran yağmurun ıslak bıraktığı yeşil ağaç ve çimlerin üzerine düşen parlak nisan güneşi insanı ferahlatan bir görüntü sergilemekteydi.
“Sanırım günü en güzel duygusu bu olacak” diye düşündüm bir an. Stresin yoğunluğunda beyin fonksiyonlarımın baskısına artık direnemeyecek hale gelen midem yine acı acı sinyaller gönderiyordu.
Yaşamda sizden kaynaklanmayan, çabalarınıza rağmen düzelttiremediğiniz ve bunların sonucunda da bir sürü rahatsızlık ve haksızlığa uğramanın ağır baskısı altında kaldığımızda bile yaşam devam ettiği için direnmek gerek diyerek ruhumu ve beynimi rahatlamaya çalıştımsa da tam olarak becerdim denilemez.
Kent kendisinden beklemediğimiz bir temiz ve açık bir hava ile adeta bize gülümsüyordu ancak beynimizdeki ve ruhumuzdaki sıkıntıyı nisan güneşi bile kurutup aydınlatmaya yetmiyor işte.
Arabaya binip ana caddeden kent merkezine doğru ilerlediğimizde dikkatimizden kaçmayan değişikliği hemen fark ettik. Yol boyunca ortalıkta polis panzeri, aracı yoktu. Bu son günlerin gergin ortamı hesaba katıldığında sevindirici bir gelişmeydi. Ancak emin olmak gerek diye hemen iyimserlik havasına girmedik elbette. STK’ların sağduyu çağrısı için basın açıklaması yapması olumlu bir etki yaratmıştır diye düşündük. Caddenin sonuna kadar gittik ve etrafta polisin yığınak güç yapmadığını gördük. Galiba çatışmasız bir gün geçecek diye düşünmeye başladık. Demokratik çözüm ve barış çadırının kurulduğu alana geldik orada da kalabalık yoktu. Sabah saatleri olmasına rağmen ortalıkta bir sakinlik havası esiyordu.
İşyerine doğru döndüğümüzde sakin geçmesini umduğumuz bir güne başladığımız için vücudumuzun otomatik olarak gevşediğini hissettik desek yanlış bir aktarmada bulunmadığımızı umarız.
Genelde bahar ayları ile birlikte sosyal bir hareketliliğe sahip olan bir kentte yaşadığımızın farkındayız ancak bu sene 15 Marttan başlayarak aralıksız süren gergin ortam bizleri olduğu kadar bütün vatandaşları da gergin bir ruh haline sokmuştur.
Göz göre göre YSK’nın fitili ateşlemesi ile başlayan süreç sonunda insanları alanlara sabitlemeye yetti. Alınan yanlış karardan dönülmüş olması elbette en sevindirici konuydu. Ülke 12 Haziranda bir seçime gidiyor ve bu süreç işlerken ortamın sakin olması sürecin huzurlu geçmesi için en fazla iktidarın çaba göstermesi gerekirken bu cenahın da gerginlikten geri adım atma niyeti göstermemesi doğrusu üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur.
Bölgemizde her etkinin bir tepki doğurduğunu artık bilmeyen yoktur. Normal ortamlarda da bu kaide tam anlamı ile işlerken hele hele göz göre göre alınan bir yanlış karardan sonra gösterilen tepkinin üzerine ağır bir yönelim gösterilmesi olayların bu seviyeye gelmesine büyük bir katkı sunmuştur.
Bu sokak çatışmalarına bir ara verilmesi ve normal etkinlik sürecinin başlaması en uygun olan yoldur. Bunun en temel adımı polisin merkezlerine, partililerin partilerine geri dönmeleridir. Zaten seçim süreci başlamış olduğundan artık seçim lokalleri açılacak ve herkes seçim çalışmalarını parti lokallerinde sürdürecektir. Bu nedenle lokal yerine kurulacak olan çadırların da hiçbir mahsuru olmayacaktır.
Sanırım bu acı süreç herkese bir şeyler düşündürtmeye yetmiştir.
Bu arada ortaya çıkan önemli bir durumu kabul etmemiz gerekmektedir. Bu süreçte de gördük ki Sivil Toplum Kuruluşlarının hassasiyeti toplumsal duyarlılık üzerine inşa edilmiştir ve hep sağduyu ile hareket etmenin çabasını yansıtmaktadır. Bana neci bir tavır sergilemeyen Batmanın Sivil Toplum Kuruluşlarına bir teşekkürü kendi adıma borç bildiğimi belirtmem gerekmektedir. Olayın bir çıkmaz sarmalına dönüştüğü bütün dönemlerde ortamın yatışması için ellerinden gelen çabayı göstermekten çekinmedikleri için.
Biraz sağduyu ve biraz sakinlik bu süreci de atlatmamıza yetecektir.
Next