İslam tarihi incelendiğinde, İslam´a en fazla zarar veren hareketlerin başında provoka edici hareketler olduğu anlaşılacaktır. Bu hareketler her zaman tazeliğini korumaktadır. Bu hareketleri düzenleyenlerin başında Yahudiler gelmektedir. İslam dünyasını egemenliği altına alan İngiltere, 1945 kadar bu hareketlerle Müslümanların birliğini bozmak için onları birbirine düşürüyordu. Başta Arabistan olmak üzere yüzbinlerce ajanını İslam coğrafyasına gönderip aralarına fitne sokmak, onları birbirine düşürmek ve provaktif hareketler yaptırtmak için çalıştılar. 1945 tan sonra da bu görevi, ABD ye devretti. ABD de daha ziyade bu işi Yahudiler vasıtasıyla devam ettirmektedir. İttihat ve terakkicilik de bu güçlerin bir projesi idi. Çünkü aralarında Yahudiler de vardı ve çoğu Türk de değillerdi. İşte bunlar Türk ırkçılığını ön planda tutarak Müslüman halkların birleşip kardeşçe yaşamanın altına dinamit koyup patlattılar. Birleşmek için İslam kardeşliği ve takvayı esas alan hükmün yerine, ırkçılığı esas aldılar. Türkçülüğü Kur´an´ın önüne geçirdiler. O tarihten bu yana Kürt- Türk düşmanlığı ve çatışması devam etmektedir.
Provokasyon, Kur´an´da fitne olarak geçmektedir. Resulullah döneminde Abdullah b. Übey, bu görevi yapıyordu. Medine´de liderliğe soyunmuştu. Resulullah Medine´ye gidince, onun bu planı tutmadı. Müslümanları birbirine düşürmek için Müslüman görünmeye başladı ve kafasındaki projeyi yürürlüğe koymaya çalışıyordu. Uhud savaşına katıldı. Ancak Müslümanların moralını bozup Resulullah´ı yalnız bırakmak için üçyüz kişi ile birlikte geri döndüler. Ebu Amir rahip ismindeki kişi de aynı metotlara başvurdu. Bizanslarla iş birliği yaparak Müslümanların arasına fitne sokmak istedi. Din yoluyla Müslümanları birbirine düşürmek için şehrin kenarında bir mescit inşa etti. Resulullah´a gidip ya Resulallah! Hastalarımız ve yaşlılarımız vardır. Her zaman merkezi camiye gelemiyorlar. Biz burada küçük bir mescit inşa ettik. Bir sefer orada namaz kıldır ki buranın mescit olduğu kabul olunsun. Resulullah bu teklifi normal karşıladı ve Tebük savaşına gitmek üzereyiz. Dönüşte inşallah gelip orada namaz kıldıracağım dedi. Ancak savaş dönüşünde Cenabı Allah durumu ona şu ayetle bildirdi: “ Onun içinde asla namaz kılma” (Tevbe:108) Resulullah da sözkonusu mescidi yıktırdı. Kur´an´da buna Mescid´üd-dirar denilmektedir.
Hz. Osman´ı şehid edenlerin organizasyonu da bu güçler yapmışlardı. Onu Yemenli bir Yahudi şehid etti. Cemel vakasında barış sağlanmıştı. Sabah olunca herkes memleketine dönecekti. Barışı bozmak için uykuda olan her iki tarafın askerlerinin üzerine bu provokatörler saldırdılar. Uykudan kalkan her iki tarafın askerleri birbirlerine karşı saldırıya geçtiler ve birçok güzide sahabenin ölümüne sebebiyet verdiler. Siffin savaşını hazırlayan Abdullah b. Sebe´dir. O da Yahudidir. Hz. Hüseyin, Cennet´le müjdelenen Sa´d b. Ebi Vakkas´ın oğlu ömer´in komuta ettiği kişiler tarafından şehid edildi.
Bunun için Kur´an-ı Kerim´de “Fitne adam öldürmekten daha beterdir. “ (Bakara:101) buyrulmaktadır. Çünkü adam öldüren bellidir. Kendisi dünyevi ve uhrevi cezayı çeker. Ancak fitnecilik veya diğer bir adla provokasyon, birkaç insanın veya toplumların senelerce birbirleriyle uğraşmasına ve birbirinden intikam almalarına sebebiyet verir. Fitneci perde arkasında durur ve suçu masum birisine yükler. Organizesini bu şekilde yapar. Masum kişiler senelerce cezaevinde kalır, yok yere öldürülür ve karşı görüşteki grupların birbirlerine karşı saldırgan durumlarının gündemde tutulması sağlanır.
Senelerdir faili meçhul cinayetlerin arkasında duran ve Ergenekon veya jitem ismiyle bilinen örgütlerin yaptıkları cinayetler su yüzüne çıkınca, artık insanlar az çok gerçekleri sezmeye başladılar. Bülent Ecevit Başbakan iken, devletin kontrolünde olmayan halkın derin devlet dedikleri özel harb dairesi için örtülü ödenekten para istenir ve başbakan Ecevit istenen parayı göndermek zorunda kaldığını televizyon ekranlarında dile getirdi. Geçenlerde Vakit gazetesi, Eski Diyarbakır emniyet Müdürü Gaffar Okan´ın öldürülmesinin gerçek yüzünü manşete taşıdı. Gaffar Okan öldürüldüğü zaman hemen bu olayı Hizbullah olarak adlandırılan örgüte yüklediler. Operasyonlar düzenlenip birkaç kişi gözaltına alındı. Ancak vakit gazetesi, Bu olayın Arkasında da Ergenekon örgütünün bulunduğu, 17 kişilik C- timi, Gaffar Okan´ı öldürdükten sonra, izlerin silinmesi için Kuzey Irak´a gönderildikleri, ortalık sakinleştikten sonra bu timin Türkiye´ye tekrar getirildikleri ve uçağa bindirilerek Malatya çevresinde uçağın düşürüldüğü ve timin tamamıyla yok edildiğini yazmaktadır.
Geçenlerde aylık olarak yayımlanan “Kasım 2009 ve 2. sayılı” Özgür Halk” adında ki derginin 39. sayfasında Abdullah Öcalan´ın bir yazısını okudum. Abdullah Öcalan yazısında, Ergenekoncuların kendisine gelip Tansu Çillere suikast yapmak istedikleri, bu suikastı PKK nin üstlenmesi için kendisinin yardımcı olmasını teklif ettikleri, Ancak onların bu teklifini ret ettiğini ifade etmektedir. Batman ve çevresinde meydana gelen faili meçhul cinayetlerin arkasında jitem ve derin devletin olduğu ayyukaya çıktı. Şemdinli´de kitapevine bırakılmak istenen patlayıcıların aynı güçler tarafından bırakıldığı suçüstü yakalandı. Bingöl´de öldürülen 33 askerin Ergenekoncular tarafından öldürüldükleri de resmi ağızlarca doğrulandı. Turgut Özal´ın ölüm nedeni açıklığa kavuşmamıştır. Bunları saymakla bitiremeyiz.
Artık insanlarımızın ve ideolojileri değişik olan grupların dikkatli davranmaları gerekir. Bir vatandaşın işyeri taşlanınca, arabasına zarar verilince veya bir insan suikasta uğrayınca hemen rakip grubun yaptığına inanılmamalıdır. Hemen intikam alma planları kurulmamalıdır. İlk etapta yapılan resmi açıklamalara göre karar verilmemelidir. Aksi takdirde Ergenekonculara hizmet edilmiş olur ve Allah katında meydana gelecek bütün zararlardan sorumlu durumuna düşülecek. Onun için Resulullah aşağıdaki hadiste buyurur ki: “Bahtiyar öyle kimsedir ki: Fitneden kaçar ve belalarla karşılaşınca sabreder. Ne mutlu ona!” (Ebu Davud)
Resulullah Abdullah bin amr adındaki sahabeye, fitne zamanında insanların sözlerine bağlı kalmadıkları ve karmakarışık bir hale geldikleri zaman, şu tavsiyeyi yapar:
"Güzel bulduğun şeyi yaparsın kötü bulduğun şeyi de terk edersin. Kendi yakınlarının (hallerini düzeltmeye) yönelirsin. O hezele (karışık ve fitne) takımı ve onların cemaatı ile de (uğraşmayı) terk edersin."(Buhari: Salat) Allah´a emanet olun!
Next