Ama etrafı öyle değil tabii ki; hemen yanı başında Qîra Dağı (Çîyayê Qîrê), çok yakınında şimdilerde sulara gark edilen dünyaca ünlü Hasankeyf, öbür yakasında Diyarbakır’la sınır ve bin yıllık, şarkılara konu olmuş Malabadî Köprüsü ve daha neler…
İşte Tarihi Perpıra Köprüsü de Batman’ın Bıçakçı Köyü sınırları içinde ve Batman Çayı üzerinde yer alan yaklaşık iki bin yıllık Geç Roma dönemi eseri.
Doğu – batı ekseninde konumlanan köprü, Batman’a 10km mesafede. Köprünün hemen yanı başında Grê Migro Höyüğü var. Kübalı antropolog Guillermo Algaze'nin Mezopotamya yüzey araştırmaları projesinden tespitle sonuç raporunda Geç Roma Dönemine tarihlendirdiği Perpıra antik köprüsü yıkılmış olup bugün sadece ayak kalıntılarının bir kısmına ulaşılmış.
Benim Köprüden ilk haberdar oluşum Batman’ın duayen gazete emektarı Arif Aslan’ın Batman Çağdaş gazetesindeki haberini bilgilendirmesi üzerine olmuştu.
Yaklaşık bir kilometre uzunluğunda olan tarihi Perpıra Köprüsü iki bin yıldan bu yana Batman Çayı üzerinde yer alarak bugünlere sadece ayak kalıntıları ulaşmış. Ayakların bir kısmı sağlamken, bir bölümü de Batman çayının alüvyonları altında kalarak günümüze ulaşmış.

Karayolları Genel Müdürlüğü 2019-24 yılları arasında yaklaşık beşte bir 180 metrelik bölümde 10 ayağı bir nevi yenileme gibi restore ederek ayağa kaldırmış. Devamında görünen 9 ayak ise öylece bırakılarak açıkta kalmış.
Bir başka tehdit de DSİ’nin sulama kanallarının altında kalıp yiteceği tehtidiydi. Ne oldu o tehlike bilmiyorum.
Jeoradar tespitlerine göre 52 ayaklı olduğu ifade edilen bu Geç Roma Dönemi Köprüsü sanki “Dünyanın bütün yolları Roma’ya çıkar” diyenlerin çağrısının bir de kendisi için dillenmesini mi istiyor. Sahi seksen bin kilometre yol kat edip Hindistan’a kadar uzanan Makedonya Kralı Büyük İskender’in yolu da Perpıra ve coğrafyası ile kesişmiş midir?
Doğrusu antik köprünün Perpıra adının en eski haline açık kaynaklardan ulaşamadım. “Perpira” muhtemelen yakın dönemlere ait. Kürtçe’de Papir/ Papira köprü ayağı anlamındadır. Mevcut yıkık haline göre adlandırılmış. Tıpkı Roma Bizans dönemindeki Samachi kale şehrinin terk edilişten sonra yağmurlarla birlikte toprakla ortaya çıkan altın gümüş sikkeler nedeniyle köylülerin Zerzevan demesi gibi. Kürtçe’de zêr altın, zîv gümüştür. Cihê zer û zîvan altın gümüş yeri anlamında Zerzevan yakıştırması gibi.
1.040’lı yıllarda Merwani Kürtleri döneminde de Merwani hükümdarı Nasruddevle Ahmed’den dolayı Meya Farqîn (Silvan) ile Nasıriye şehirlerini birbirine bağladığı için “Nasıriye Köprüsü” adıyla da anılmış.
Nitekim tarihçi İbn-ûl Ezrak El Farıqî (1116-1176) “Mervani Kürtleri Tarihi” kitabında “Benan Tepesi yanındaki köprüyü de güzel ve sağlam şekilde yaptırdı” diyor. Benan Tepesi, Mervani döneminde Grê Migro’nun diğer adıdır.
Doğrusu Geç Roma Antik dönemine Algaze tarafından tarihlenen Perpira Köprüsünün varsa antik adının ifade edilmemiş olması ilginçtir. Bu açıdan köprünün İbn-ûl Ezrak’tan referansla bir Mervani eseri olması daha bir güç kazanıyor. Tarihçi Ezrak Miladi 990-1085 yılları arasında şimdiki Silvan dönemin Meyafarqîn’ini başkent yapan Mervaniler döneminden hemen sonra Artuklu egemenliği döneminde yaşamış ve hikâyeye vakıf biri…
İşte bugün petrol dediğiniz ne ki, fosil yakıt. Gün gelir tükenir. Onun sayesinde varlık / vücut bulan şehirler de bu yok oluştan tabii ki nasibini alır. Ama “tarihi ve kültürel miras” dediğimiz öyle mi? Dünya durdukça “ben varım” der.
Batman’ın bu önemli tarihi mirası Perpıra Köprüsü, kültür ve turizm açısından bölgeye kazandırılarak kurtarılmalı elbette. Geçmişte Batman henüz Siirt’e bağlı bir ilçeyken orada üç ay yaşamış ve kaymakam stajyerliği yapmış biri olarak bu sahiplenmeyi gerekli görüyorum.
Boşuna mı demişler;
Pira Batmanê, Dîwara Binyanê, Deyrê Axtirmanê, Bedenê Diyarbekirê; xerab nabe heta axir zemanê…
Şeyhmus Diken
Next




