Her zaman olduğu gibi gündem yoğun ama bu kez geçte olsa bir yazıyı yazmamız gerektiğine inanıyoruz. Değişik çevrelerden değişik perspektiflerle yazılıp çizilen konuya nasıl bakılması gerektiği hususunda görüşlerimizi sizlerle paylaşmayı uygun görüyoruz.
Konu Meclis Genel Kurulunda TRT’ ye ait Televizyon kanallarında Kürtçe yayın yapılmasına müsaade edilmesine dair kanun değişikliği. Türkiye nüfusunun yaklaşık 15-20 milyonluk bölümüne tekabül eden Türkiye Cumhuriyeti devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan Kürt kökenli vatandaşların ana dilleri ile ilgili yayın yapılması düşünülüyor. Teklif AKP’den geliyor. İtiraz eden ise “Türkiye’de Kürtler ile Türkler et ile tırnak gibidir ayrılamaz” iddiasında bulunan MHP.
Türkiye’de artık herkes bu malum çevrenin yıllardır dilinden düşürmediği Kart _Kurt edebiyatının yanlışlığını gördü. Zatı alileri de yok demekten yada aslında Kürtlerde Türk’türler edebiyatından vaz geçmiş görünüyorlar. Kürtlerin varlığı ve kardeşliği konusunda bir sorunları görünmüyor gibi. Özellikle Devlet Bahçeli genel başkan olduktan sonra o eski külhanbeyliği ve başıboş tavırlar sergileme tarzlarında da gözle görülür bir düzelme olduğunu belirtmek gerekmektedir. Bunlar iyi taraflar. İstisnalar olsa bile bunları hoş görebilmek mümkün. Ancak son zamanlarda seçimden mi, sıkışmadan mı bilinmez agresifleştiklerini gözlemliyoruz. Bu hareketlerin ne bu partiye nede ülkeye fayda getiremeyeceği kesin. Herkesin aklıselim düşünüp iyi, halkın birlikteliğinden yana ve olumlu tavırlarla sürece katkı sunması beklenmektedir.
Meclisteki tartışma DTP ile MHP Milletvekilleri arasında yaşansaydı belki kamuoyu tarafından bu kadar önemsenmeyebilirdi. Ama AKP ile MHP arasında olunca ve söz konusu olan ilimizin milletvekili olunca durum değişiyor tabi. M.Emin Ekmen ile fiziki bir tanışıklık dışında tanışmıyoruz. Bunu hemen belirtelim. Siyasi görüşü de kendisini bağlar. Ancak TBMM’sinde birilerinin kalkıp Sayın Ekmene “kırarım parmaklarını” demesi kanıma dokundu açıkçası. Bu kırma konusunda bazılarının bayağı profesyonelleştiğini görüyoruz. Dün Kol kırdılar yetmedi arkasında mecliste parmak kırma tehditleri savuruyorlar. Mecliste Milletvekilliğine layık görülmüş olan birilerinin kalkıp Kürt dilinde Televizyon yayını görüşmeleri sırasında Batman milletvekiline kabadayılık taslayarak parmağını indir yoksa kırarım türünden laflar etmesi pek saygın bir ifade değil.
Taş üstünde taş omuz üstünde baş bırakmayın anlayışından gelenlerin bu tavırlarını medeni dünya ölçütlerinde kabul edilir görmüyoruz. Bu tavırları benimsemiyoruz. Beğenmiyoruz ve kınıyoruz. Bu işin medeni yanı. İşin medeni olmayan yanına geldiğimizde ise hiç kimse seçilen bir milletvekilimizin parmağını kıramaz. Bırakın kırmayı seçilen milletvekillerimizin parmaklarını kırmayı akıllarından bile geçiremezler. Bu milletvekillerimizin yanlış yerde olmaları kendi sorunları. Hangi siyasi partide olursa olsunlar aynı tavırlarla karşı karşıya kaldıkları gerçeği de ortada bu da tartışılmaz. Buna rağmen onlara oy vermiyor olmamız,siyasi tercihlerine katılmıyor olmamız birilerinin başkentte onların parmaklarını kıracağı veya kırabileceği anlamını çıkarmıyor, çıkarmamalıdır.
Ozan Mahsuni Şerifinin bir türküsü var. Bak hele hele diye . Onuda tehdit etmişler.O da güzel bir cevap vermiş isteyen internetten bu parçayı dinlesin Mehmet beye iyi gider sanırım. Beni vuracakmış ………diye devam ediyor.
Ankara’da parmak kırma tehditleri savuracağınıza sayın Mehmet Günal zahmet edip buralara bir teşrif edin, bakalım parmak kırma anlayışınız halen devam edecek mi? Buradaki gerçekleri gördükten sonra bakarsınız kırmak istediğiniz parmakların bulunduğu eli öperek özür dilersiniz! Bu dünya böyledir olmaz demeyin olmaz diye bir şey olmaz.