Yeni bir eğitim-öğretim yılına tekrar başladık. Acısıyla tatlısıyla öğrenciler okullarına gitmeye başladı. Türkiye’de eğitimin Dünya standartlarında geride olduğu malumatımız. Hele doğu ve güneydoğu denilince tamamen eğitimde geri kaldığımızı görürüz. Türkiye, eğitimde Dünya standartlarında geride olduğunu söyledim. “Bunu nereden çıkardın?” diyeceksiniz. Çok basit! Her yıl dünyanın en başarılı üniversiteleri seçilmekte ve maalesef ilk beş yüzde sadece bir üniversitemiz yer almakta. Yüzün üzerinde üniversiteye sahip olan Türkiye sadece bir üniversiteyle eğitim kalitesinde adından söz ettirebilmekte. Bu kadar üniversiteye sahip olan Türkiye niçin başarı elde edemiyor? Bunun sebepleri nelerdir? Bana göre başarı gösteremeyişimizin en büyük sebebi siyasi meseledir. Çünkü Türkiye hala kendisiyle barışık değildir. Farklılıkları zenginlik olarak değil de bir eksiklik olarak görmekte ve bu farklılıkları görmezden gelmekte. Eğitim dediğimizde akla ilk gelen okumaktır. Zaten yüce yaratıcı Allah (c.c)’da son peygamber olan H.z. Muhammed (s.a.v)’e ilk olarak “Oku!” emrini vermiştir. Okumanın önemini en bariz şekilde oradan anlayabiliriz; ama şunu da iyi bilmeliyiz ki, oku emri sadece okumaktan geçmiyor. Aynı zamanda okuduğunu anlamayı da gerektiriyor. Oku emri insanın gayesi, yaradılışı, dünyayı anlamak ve Allah’a kul olmayı vazife ediyor. Günümüzde en azından yaşadığımız ülkede eğitim sadece  “Oku!” demekten öteye gitmiyor ve daha başında büyük bir kayıpla okumaya başlıyoruz. Çocuğun ilk resmi eğitimini aldığı okulda bakın çocuğa oku tavsiyesi nelerle başlatılıyor: “Türk’üm, doğruyum…”  hay da! Ne oluyoruz? Milyonlarca çocuk Türk olmamasına rağmen niçin Türküm’ü dedirtiyorsun? Bu çocuk Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın v.s. ne olduğunu kavrayabilecek yaşta değil. Hem her sabah Türk olmadığı halde zorla Türk olduğunu ant içtirmek! Ne Mutlu Türküm’ü dedirtmek bu çocuğun gelecekte neler yaşayacağını, kendisine ve ülkesine güvensizliği doğuracağını hesap etmek gerekir.         

Her sabah çocuklara zorla Türküm… diyerek başlayıp, Ne Mutlu Türküm Diyene’yle sona erdirtilen bu and içme töreni maalesef Türkiye’ye hiçbir şey ama hiçbir şey kazandırmıyor, aksine Türkiye’den, Türkiyeli’den çok şey alıyor. Eğitime verilmesi gereken önem bir anda farklı yönlere çeviriliyor, farklılıklar arasında hiç istemediğimiz tatsız olaylar cereyan ediyor. Türkiye artık gerçek anlamda eğitime yönelmeli, farklılıkları zenginlik sayıp bu zenginlikleriyle Dünyayı imrendirmeli. Türk-Kürt kardeşliği ancak bu gibi çalışmalarla sağlanılabilir. Umut ediyorum ki artık çocuklara olmadığı şeyin andı içtirtilmeyecek ve sadece tek ırkın mutluluğu değil tüm insanların mutluluğu istenilecek…