Yine yeni bir öğretim yılının başındayız. Ülkemizde 14 milyon ilimizde ise yaklaşık 115.000 öğrenci yine yollara dökülecek, her sabah doğruluk ve çalışkanlık için and içecekler.

      Yine güneşin 6.20’ de doğduğu günlerde çocuklarımız 6.40’ da derse başlayacaklar, tabii uyanabilmişlerse. Yine sabahları ilk ders saati sınıflar ısınana ve öğrenciler tam olarak sınıfa gelene kadar kaynamış olacak. Son saat ise gece karanlığına denk geleceğinden yine heba olacak.

      Öğrencilerimiz yine tek tip kıyafet ile tek tip zihniyetin eseri olmak için yarışacaklar, onları tek tip kıyafet giymeye zorlamakla farklı düşünmelerinin, sorgulamalarının, hayatta rol üstlenmelerinin önünü keseceğiz. Sınıflarında birbirlerinin yüzlerini gören değil, birbirlerinin enselerine bakmalarını sağlayacak böylece şimdiden birbirlerinin karşısında değil, birbirlerinin arkasında konuşan bireyler olarak yetişmelerini sağlayacağız.

      Ve okullarımızın bitip tükenmek bilmeyen sorunları ile yine baş başa kalacak yönetici ve öğretmenlerimiz. Yine bir çok okulumuzda balık istifi olacak öğrencilerimiz, öğrencileri susturmakla geçecek ders saatleri, öğretmenlerimiz yine sınıfta ay sonunu nasıl getireceklerini düşünecekler, ek iş yapanlar belki işlerini sınıfa taşıyacaklar, yine yöneticilerimiz aidat toplama endişesine kapılacaklar.

      Öğrencilerimiz yine teneffüslerde kantinden bir şeyler almak için sıraya girme yerine,  kantinin pencerelerinin önüne doluşacaklar, bağırıp çağıracaklar, güçlü ve büyük olan istediğini alacak, küçük yaştakilerin ise sesleri kısılacak ve bütün bunlar nöbetçi öğretmenlerin önünde cereyan edecek ve  kimse bu çocuklara sıraya girmeleri gerektiğini hatırlatmayacak, biz de çocuklarımız eğitimli olacak diye bu okul senin bu öğretmen benim diyerek arayışlara gireceğiz. Bırakın ilköğretimi üniversiteyi bitirenlerimizde bile sıraya girme kültürü gelişmemişse bu okullar ve üniversiteler ne işe yarayacak söyler misiniz?

      Sınıfta ve okul bahçesini temiz tutma alışkanlığını edinmemiş bir öğrencinin sokağını ve şehrini temiz tutmasını nasıl bekleyeceğiz? Okulunun bahçesi kirli olan yöneticilerin odaları en pahalı kalebodurla ve halılarla döşenmişse, bu yöneticinin eğitim yöneticiliğinin sorgulanması gerektiğini de yüksek sesle dile getiremeyeceğiz.

      Öğrencilerimiz yine yarış atı olacak, atları iyi koşan öğretmenler başarılı sayılacak, iyi soru soran öğrenci yerine iyi cevap veren öğrenciler çalışkan olacak, matematik ve fen bilgisini bilenler ön saflarda yer alacak, iyi resim yapanlar ile iyi müzik aleti çalmak isteyenler elenecek.

      Çocuklarımız yine katledilmiş okul bahçelerinde beden eğitimi derslerini yapacaklar, yine gür sesli beden eğitimi öğretmenlerimizin askerliğe hazırlayan komutlarıyla hizaya gelecekler, böylece ilerde olacak darbelere karşı hazır ol komutuna alışmış olarak yetiştirmiş olacağız.  Ve biz niye olimpiyatlarda madalya almıyoruz diye suçlu arayacağız. Spor salonu vardı da biz mi çalışmadık diyemeyeceğiz, ama iş işten geçecek, madalyaları hep başkaları kapacaktı.

      “İki günü eşit olan zarardadır.” Düsturuyla hareket edecek olursak eğitim kalitemizin her yıl daha iyiye gitmesi gerekirdi. Bu nasıl bir sistemdir ki, başarı düzeyimiz her yıl gerilemektedir.

      Yine birçok okulumuzda dersler ücret karşılığı derse giren öğretmenler tarafından doldurulacak, bu öğretmenlerimizin bir kısmı da sene ortasında sınava hazırlanmak için ayrılacak ve dersler boş geçecek. Belki bazı sınıflarımız üç dört öğretmen değiştirecek ve veli olarak bizler çocuklarımız neden başarılı olamıyor diye çocuklarımızı suçlamaya başlayacağız.

      Eğitime yön vermesi gerekenler ise eğitimin sorunları ile kafa yoracaklarına siyasilere nasıl yakın olabiliriz hesaplarıyla günlerini geçirecekler. Siyasiler ise hatır gönül ilişkileri ile birilerini bir yerlere yönetici yapma endişesine düşecekler. Sendikalarımız ise eğitim ve öğretmen sorunları için çözüm üreteceklerine her biri bir yerlere angaje olmaya devam edecekler.

      Yine bazı okullarımızın mevcutları 3000’leri bulacak, bu okullara kayıt yaptırmak için yüklü miktarda bağışlar yapılacak, bu okulların önü servis araçlarıyla dolarken, bazı okullarımız ise kötü yönetim ve olumsuz şartlardan dolayı kaçılan okullar olacak ve eğitim yöneticilerimiz de bu sorunun kaynağına inme zahmetine girmeyecekler. Günden güne başarısızlığa sürüklenen okullarda eğitim kalitesinin neden düştüğü kimsenin umurunda olmayacak.

      Hep olumsuzlukları dile getirdik. Ancak istiyoruz ki, sadece eğitim- öğretim yıllarının rakamları değil rakamlarının artmasıyla birlikte kalite de artsın, eğitim düzeyi artsın. 21.yüzyılda neden hala çöpleri yere atıyoruz, neden yerlere tükürüyoruz diye yazı yazmayalım. Bizler uluslararası yapılan PİSA sınavlarında neden birinci olmuyoruz diye kafa yormalıyız artık.