Önceki gün Batman’ın yoksul semtlerinden Çarşı mahallesinde gördüğüm bir ailenin dramını izah etmeden spor ile ilgili bir yazı yazmam doğru olmazdı. Zaten sporla ilgili eleştirdiğin zaman da birileri memnun olmuyor. Birileri her şeyin başarılı bir şekilde devam ettiğini gösterilmesini istiyor!…

Neyse asıl konumuz önceki gün haber uğruna çaldığımız Sultan Yavuzer’in kapısından ağlayarak çıkmamak elde değildi.

Ramazan ayında hepimiz soframızda tatlı ve çiğköfte gibi yiyecekler bulundururken kentin öteki yüzü olan varoşlardaki dargelirli aileleri düşünen yok?

Gazetecilikte ‘duygusallığa yer yoktur’ denilir. Ama beni ağlatan fotoğraf bu yıl ilk kez oldu.

Çarşı mahallesi tablacılar köprüsüne yakın iki odalı kerpiç evde oturan anne Sultan, iki kız çocuğunun okuması için adeta yaşama sarılmış.

Anne Sultan, “Üç ayda bir 100 Ytl ile aldığım yardımla geçiniyorum. Elektrik ve suyum kesik. Akşamları korkuyorum ve komşularda yatmak zorundayım. Ben okumadım. Kızlarımın okumasını istiyorum. Bir iş olsa da çalışayım”

Eşi 3 yıl önce intihar etmiş. Anne ve babası hayatını kaybetmiş.

Evet bir ailenin profili böyle.

Sultan Yavuzer aslen Adıyamanlı.

Hepimizin bu ülkede yaşıyoruz. Adıyamanlı, Batmanlı, Diyarbakırlı hiç fark etmez. İnsanlığın ölmediğini hatırlatalım. İki kız çocuğu olan anne Sultan’a bir yuva ve iş için hepimiz insani görevini yerine getirmemiz lazım.

Fakir ve aç insanların çaresizliğine karşı, böylesine bir vurdumduymazlığa ve bakar kör konumunda bir seyirci kalışa gönlümüz razı olmalı mı?

İnsan olarak, komşu olarak, vatandaş olarak böylesi davranışlara seyirci kalmamıza hakkımız var mı?

Hepimizin ailesine ders olacak bir tablo.

Memleketimden bu manzarasından hepimizin bir ders çıkarması gerekir.

Kardeşliğimizi ve birlik beraberliğimizi göstermemiz lazım.

Yavuzer ailesine günü birlik yardım eli uzatmayalım. Kalıcı yardımlar için Batmanlı yardımseverlerin harekete geçmesinin tam zamanı…