Türkiye’de bir ‘Obama’ rüzgarı esti…
Kamuoyumuz günlerce Türkiye’yi ziyaret eden ABD’nin çiçeği burnunda yeni başkanı Obama’yı konuşup durdu…
Söylemeye veya hatırlatmaya gerek yok, yaygın medya, Obama’nın her davranışını haber yaptı. Bazı televizyonlar, psikologları, falcıları bile ekranlara çıkararak, Obama’nın attığı adımlardan bile anlamlar çıkardılar.
Bildiğiniz gibi bir haber spikeri rengini siyaha çevirerek toplumun karşısına çıktı.
O kadar abartmada ileri gittik ki, ülkem adına yüzüm kızardı…
Önceki hafta gerçekleşen ziyaret hala bazı televizyonların gündeminden düşmüyor…
Yağcılık ve yalakalıkta gerçekten de sınır tanımayanlar oldu…
ABD ile diyalogları nedeniyle daha önce Kuzey Iraklı Kürt liderleri aforoz eden, yayınlarıyla hakaretlerde bulunan bir kızım medya, yağcılığın alasını yapmaktan sıkılmadı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a ve Genel Kurmaya kadar ülke idaresinde söz sahibi olanlar, maalesef yaklaşımlarıyla bize mahcubiyet yaşattılar!..
Düşünün, düne kadar kendi Ulusal Meclislerini boykot eden generallerimiz, Obama için tam kadro Mecliste hazır bulundular…
Cumhurbaşkanı Gül’ü ve DTP’yi içlerine sindiremeyen silahlı gücümüzün kıdemlileri, bu boykotu Obama adına bozarak Mecliste hazır bulundular…
Meclis kürsüsünde ana diliyle konuşan seçilmişlerin sesini kısan, sansür uygulayan TRT, Başkan Obama’ya kucak açtı…
ABD’nin siyahi Başkanı, bazı siyasi partilerin liderleriyle de görüştü. DTP Genel Başkanı’nı da kabul etti. Camilerimizi dolaştı, üniversitelerimizde öğrencilerin sorularını yanıtladı.
Barack Hüssein (Hüseyin) Obama’dan dünyanın beklentileri olduğu gibi bizim de beklentilerimizin olması çok doğaldır diyebilirim. Ancak ölçüyü kaçırmamak gerekir. Ülkeyi idare edenlerin tek derdi ve bu kadar şirin görünmeye çalışmalarının nedeni, Kürt sorunudur. Yanlış politikalardan, yani etkiye tepkiden ortaya çıkan bir hareketi susturmayı hedefledikleri için Başkan Obama’ya yağ çektiler…
Halbuki sorun bizim sorunumuz. Adaleti gözetirsek eğer, kendi sorunumuzu barışçıl yöntemlerle çözüme kavuşturup, dünyanın etkili bir ülkesi olabiliriz. Bu kadar eğilmeye de de gerek kalmayacaktır…
ABD Başkanı Obama’nın, özellikle çevre konusunda sorulan bir soruya verdiği cevabı olumlu gördüğümü belirteyim. Kyoto Protokolünü imzalamayan ABD gerçeğini anımsatan bir öğrenci, “ABD ne zaman Kyoto protokolünü imzalayacak?” diye bir soru sormuştu. ABD Başkanı Obama’nın cevabına bakalım: “Çok iyi bir soru. Bildiğiniz gibi bilim bize diyor ki dünya ısınıyor. Biz çok yakın gelecekte bunun önüne geçmek için adım atmazsak 3/4/5 derece gibi okyanuslar yükselecek. İstanbul’un güzelliğine ne olur, düşünemeyiz bile. Değişen hava durumları çok aşırı sonuçlar gösterebilir. Kyoto protokolü ortaya koyduğu zaman ABD ve Çin imzalamamaya karar verdi. Ben hatalı olduğunu düşünüyorum. ABD en büyük karbon üreticisi oldu. Şu anda Çin nüfusunun çok fazla olması nedeniyle bu sıfata çok yaklaştı. Anlaşmayı bir araya getirmemiz gerekiyor. ABD’nin Kyoto’yu imzalaması çok anlamlı değil, benim yönetimim Kopenhag’daki konuşmaları hazırlıyoruz. Uluslararası gündem hazırlamak istiyoruz. Ben size yalan söylemek istemiyorum. Bütün ülkelerde bunun politikası zor olacaktır. Fabrikanızı değiştirmeniz gerekiyor derseniz bu da bir maliyet demektir. Elektrik santraline farklı bir şekilde elektrik üretin derseniz, herkesin elektrik faturası artacak. Dolayısıyla büyük siyasi mücadeleler olacak mutabakatın onaylanması için. Onun için sizler gibi gençlerin, siyasette aktif olup her ülkedeki siyasetçilerin bu konulara tepkisiz kalmamasını sağlamanız çok önemli.”
Bu ifadeler dünya için çok önemli. Çünkü ABD, dünyanın en büyük süper gücü. Bu ülkenin Başkanı eğer Kyoto Protokolü’nün imzalanmamasını hata olarak görüyor ve bunu dillendiriyorsa, kendisini bağlamış demektir.
ABD Başkanı Obama, gençlerin siyasetçileri etkilemesini öneriyor. Konulara tepkisiz kalanları uyarmak zaten çevrecilerin temel görevidir.
Benim Amerika hakkındaki düşüncem açıktır; ABD, özellikle İkinci Dünya Savaşından sonra kurulu düzeniyle dünyanın her yerinde fitne ve fesat çıkaran, mazlumlarla zalimleri birbiriyle çarpıştıran, insanlardan Saddam tipi diktatörler, canavarlar yaratıp, çıkarına ters düştüğünde imha eden, sömürü mekanizmasıyla dünyaya egemen olmak isteyen, (maddeci anlamıyla) ‘en büyük şeytan’ konumundadır…
Klux Klanların ülkesinde bir zenci vatandaşın ABD’nin Başkanı olması insanlık tarihi adına da olumlu bir gelişme olduğuna daha önce dikkat çekmiş, çocukluğumda en çok etkisinde kaldığım televizyon dizisinin ‘Kunta Kinte’ olduğunu, rüyamda kendimi, defalarca Afrika’dan Amerika kıtasına kölelik için kaçırılan zencileri, ayak bileklerine takılı zincirlerinden kurtarmaya çalışan kahraman olarak gördüğümü, bütün ruhumla Kunta Kintelerin yanında olduğumu ifade etmiştim.
Başkan Obama’nın danışmanlarının, dünyadaki tüm basını takip ettiği söyleniyor. Obama’dan olumlu beklentilerle ilgili tespitlerimi şu halde okumalarını diliyorum. ‘Başkan Obama’yı bir Kunta Kinte olarak görüyor ve yorumluyorum. Obama’nın babasının Kenyalı bir siyah, dedesinin Müslüman ve göbek adının ‘Hussein’ (Hüseyin) olması ayrıca sevindiricidir. Başkan Obama’nın en çok sevdiği siyasi kahramanların Martin Luther King, Mahatma Gandhi ve 1993’te ölen insan hakları savunucusu Cesar Chavez olduğu belirtiliyor. Bu da olumlu bir gelişmedir. Çünkü bu liderleri tüm insan hakları savunucuları sevip sayıyor. Genç yaşta şöhreti yakalayan bir lider olmasına karşın, dünyalık mevkiler adına gururlanmayarak, aksine, dünyanın geçici olduğuna dikkat çeken, Zebur’dan ayetler okuması da bence çok hayırlı bir gelişmedir. ABD’nin yeni Başkanının en sevdiği süper kahramanlar, kötülere karşı iyileri savunan Örümcek Adam ve Batman olduğunu bu arada belirteyim.’
Başkan Obama rüzgarı esti, hepimiz hissettik. Bu rüzgarın dünya için bir kasırgaya dönüşmemesini diliyorum. Obama için olumlu düşüncelerimiz olabilir. Ancak unutmayalım ki ABD gibi dünyanın en büyük kapitalist gücünün Başkanıdır Obama. Kurulu düzenin bir şahısla değişmesinin çok çok zor olduğunu düşünüyorum. Zaman en iyi müfessirdir. Bekleyip görelim, bakalım Obama, sistemi oturmuş bir ülkeyi değiştirebilir mi?
**
Çevreciler, pil bidonları dağıtacak
* Kentteki tek etkin çevre örgütü olan Batman Çevre Gönüllüleri Derneği, TAP firmasından sağladığı 40 adet pil bidonunu bugün belirlenen 40 okula dağıtacak.
KIRK OKULA PİL BİDONU
Öğrencilere çevre bilincini kazandırmak ve ağır metaller sınıfına giren pillerin evsel atıklardan ayrı toplanmasını sağlamayı amaçlayan bir proje hayata geçiriliyor. Batman Çevre Gönüllüleri Derneği, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün belirlediği 40 okula, pil bidonları dağıtıyor. Dernek Başkanı Hasan Argünağa, “Geçen yıl ülkemizde pillerin geri dönüşümünü sağlayan tek firma olan TAP firması nezdinde girişimde bulunmuş ve kentimizdeki okullara dağıtılmak üzere 40 adet pil bidonu temin etmiştik. Derneğimiz, Belediye ve Milli Eğitim Müdürlüğü’nün iş birliğiyle öğrencilerimize çevre bilincini kazandırmayı amaçlayan çalışmamız olumlu sonuçlanmıştır. İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün tespit ettiği 40 okula pil bidonlarını dağıtacağız. 14 Nisan 2009 Salı günü saat 12.00’da, Merkez Zübeyde Hanım İlköğretim Okulu’nda dağıtımı yapılacak pil bidonları için kısa bilgilendirme toplantısı yapılacaktır. Sayın Valimiz ve Belediye Başkanımızın yanı sıra, İl Çevre ve Orman Müdürümüz, Belediye Çevre Müdürümüz, İl Milli Eğitim Müdürümüz ile basının davetli olduğu toplantıya, ayrıca 40 okuldan gelecek idareci-öğretmen ve çevreci öğrenciler de katılacaktır. Pillerin tehlikelerine dikkat çekmeyi ve çevre konusunda öğrencileri bilinçlendirmeyi amaçladığımız etkinliğe ayrıca tüm üyelerimiz davetlidir” açıklamasında bulundu. Bölgede ilk kez bir çevreci örgütün bu tür etkinlik düzenlediği öğrenildi.
Next