Hafta sonu sizlerle paylaşmak istediğimiz bir konu da o eski hoşgörümüzün nasıl bu duruma geldiği ile ilgili. Toplum olarak birbirimize tahammülümüzün kalmadığını üzülerek görüyoruz. Ne acı ki konuşmanın yerini ani öfke patlamaları alıyor. Toplum olarak birlikte bir arada mutlu olmayı unuttuk…
30-40 yıl önce böyle değildik. Düşüncelerimizi savunmak artık nezaketle değil, öfkeyle; ikna etmek yerine isteğimizi karşımızdakine zorla kabul ettirmeye çalışıyoruz. Geçen pazar bu coğrafyada en acımasız vahşetlerden biri Beşiri-Eskihamur köyü girişinde yaşanan kan dondurucu olaydı…
ÖFKELİ BİR TOPLUM DEĞİLDİK AMA…
45 Yıldır gazetecilik mesleğini sürdürüyoruz ama hiçbir zaman hoşgörümüzün bu kadar aşındığına tanık olmamıştık.
Nereden nereye geldik…
Geçen gün Turgut Özal Bulvarı’nda Belediye Halk Otobüsü durağında otobüse ilk binmek isteyen bazı yolcular arasında çıkan gereksiz tartışma çevredeki herkesi hayrete düşürdü.
Ne acı bir şey.
Otobüse binersiniz küçük bir nedenden insanlar birbirine girer.
Yine toplu taşımacılıkta havanın sıcaklığından olsa gerek, camı açmak isteyen bir-iki yolcunun tartışmasını araçtakiler güçlükle önlemişti.
Daha da acısı sokak hayvanlarının bile insanların öfkesinden nasibini alması…
Batman’daki bazı parklara bırakılan su ve yemek kaplarını tekmeleyen bir toplum olduk gittik.
Nereden nereye…
Oysa biz daha 1970’li yıllar öncesinde Batman’ın eski eğitim yuvalarından Cengiz Topel İlkokulu’na gittiğimizde büyüklerimizden çok şey insanları yargılamadan, sevdikleriyle, düşünceleriyle olduğu gibi kabul edebilme gerekliliğini öğrenmiştik.
Henüz Cengiz Topel İlkokulu’nu bitirmeden Diyarbakırlı öğretmenimiz, Allah rahmet eylesin, Kahraman Hoca bize çok şey öğretti.
Düşünün, 1980’li yıllar öncesinde Aydınlıkevler, Yeni Mahalle ve çevresindeki diğer semtlerde Bulgar göçmeni aileler oturuyordu.
Sınıfımızda 3-4 tane Bulgar göçmeni öğrenci de eğitim görürdü.
TPAO Batman Bölge Müdürlüğü’nde dönemin, diğer şehirlerden gelen mühendislerin çocuklarıyla da aynı sıradaydık ve sınıfımızla büyük bir aile gibiydik.
Kahraman Hoca hep bize nasihat ederdi:
“Sakın birbirinizi dışlamayın ve ötekileştirmeyin, hepiniz kardeşsiniz. Sizler benim çocuklarım sayılırsınız. Nedeni ne olursa olsun sakın birbirinizle asla kavga etmeyin. Eğitime mi geliyorsunuz, kavgaya mı…”
O dönemin öğrencilerinin belki ortak noktaları yoktu ama yıllarca en güzel dostluğu kurmayı başarmışlardı.
DOSTLUKLAR HEP BAKİ KALDI
Evet, o dönemin kuşağı nasıl başarmışlardı?
Birbirlerine söz vermişlerdi.
Gerek ortaokulda, gerek lisede de verdikleri mesajlar anlamlıydı:
“Ben senin görüşlerine saygı duyayım, sen de benimkine. Konuşalım, tartışalım ama birbirimizi incitmeyelim.”
Sadece o dönemin öğrencileri değil, esnaflar da öyleydi.
Süryani asıllı radyo tamircisi Aziz Kılıç, dişçi Nurettin, Hatay-Dörtyol’dan Cengizhan Özer, Tekirdağlı hekim Kadir Sungur, Diyarbakırlı ünlü sanatçı Celal Güzelses’in oğlu Erdem Güzelses, 1968’de Batman’a ‘Altın Mikrofon’ ödülünü getiren Sivaslı İlhan Telli ve arkadaşları, yöresel düğünlere renk katan Midyat-Estelli Yılmaz Kurt ve Siverekli Bilal Görmüş usta…
Bu kentin geçmiş zamanlarında çevreleriyle bir araya gelir, tatlı sohbetler ederdi.
Yukarıda isimlerini saydıklarımızın en güzel yanı da dostluklarının hiç bozulmamasıydı.
1960-70’lerin Batman’ı o kadar güzeldi ki; siyaset sahnesinde yer alan isimlerin de birbirine olan hoşgörüsü takdire şayandı.
NE OLDU BİZE?
Bugün dönüp bakıyoruz, 1970’lerin 30-40 bin nüfuslu, günümüzün ise yarım milyonluk Batman’ında öyle şeyler değişti ki… Artık kendi kendimize “O hoşgörümüz nereye gitti?” diyoruz.
Biz, o eski inceliği, nezaketi ve sabrı nerede kaybettik?
Günümüzde niçin birbirimizi anlamaya çalışmak yerine öfkemizi dışarıya salıyoruz…
Farklılıkları zenginlik olarak göreceğimize neden kavga vesilesi yapıyoruz…
Evet, hayat koca bir mücadele alanı olabilir.
Ama bu mücadelenin adı ‘kavga’ olmamalı.
Belki de yeniden öğrenmemiz gereken tek şey; en basit ve en temel insanlık değeri: saygıdır…
Bu da bizler için zor olmamalı diye düşünüyoruz.
Sağlıkla kalın.
Next