Newroz ya da resmi adıyla “Nevruz” bayramı her sene 21 Mart’ta Anadolu ve önasya ülkelerinde veya halkları tarafından kutlanan bir bayram ya da anlamlı bir gün.
Newroz kutlamaları genelde iki şekilde ve anlamda kutlanır. Birincisi baharın gelişi ile doğanın yeniden canlanışı münasebetiyle kutlanan şeklidir. Yeni gün anlamında olup aslında yaşama yeniden dönüşün sembolize edildiği gündür. Bahar gelmiş, çiçekler açmıştır. Doğa yeniden canlanmaya başlamış ve yaşama yeni yönünü vermek için çalışmayı başlatmıştır. Doğa ile iç içe yaşayan toplumlarda baharın gelişi ayrı bir anlam taşır. Sıkıntıların bitişi demektir, yeniden çalışmanın başlangıcı demektir. Bu nedenle bugünde türlü türlü şenlikler düzenlenir ve eğlenceler tertiplenir. Yumurtalar tokuşturulur, spor müsabakaları yapılır, sevinç gösterilerinde bulunulur.
İkinci kutlama şekli ise dirilişin yanında direnişin de sergilendiği ve bu haliyle yenide yaşam, sistemle mücadeleyi içeren bir direngenlikle ortaya konulur. Özellikle ezilen halklar için bu gün baharın gelişinin yanı sıra yeni bir yaşam için yeni bir sistem için mücadele anlamı da yüklenir. Bu anlamdaki kutlamalarda ortaya konan tavır sisteme veya sistemlere başkaldırıdır. Sembol ise Kawa’dır. Zalim Dehhak’ın kan emici politikalarına ve can alan uygulamalarına karşı başkaldırının adıdır Newroz. Yanan ateşler başkaldırı ve özgürlüğün sembolüdür. Her genç bir Kawa olup zalimlere karşı mücadele eder.
Ülkemizde ise Newroz kutlamaları trajikomik bir tarihsel sürece sahiptir. Tıpkı diğer konularda olduğu gibi ilk kutlama girişimleri; “yoktur, nereden çıktı” sesleri ve uygulamaları ile bastırılmaya çalışıldı. Ne kadar baskı uygulandıysa Newroz kutlamaları o kadar ilgi uyandırmaya başladı. Halkın ısrarlı taleplerine karşı çıkar yol bulamayan yönetimler sonunda baskıların fayda etmediğini anlayıp Türkiye’de “Nevruz” kutlamalarının aslında tarihimizde var olduğu kanaatine vardılar. Binlerce yıl orta asyada kutlanan Nevruz bayramını keşfettiler ve renkli yumurtaların tokuşturulması ile kutlamaları başlattılar. Bu uygulama ile her ne kadar Nevruz kabul edilmiş olsa da ülkenin batı yakası ile doğu yakasında kutlanan bayramlar arasında farklılıklar kendini yaşatmaya devam etti. Batıda devlet erkânının öncülük ettiği “Nevruz”  Doğu da ise Kürtlerin öncülük ettiği “Newroz” bayramlarını kutlamaya devam ettik.
Devlet ve temsiliyeti bahar şenliği olarak gördükleri Nevruzu kutlarken Kürtler Kawa ruhu ile direniş destanı olarak gördükleri “Newrozlarını” sürdürmeye devam ettiler.  Bu işin elbette büyük bedelleri ödendi. 1991-92-93 Newrozlarını hatırlayanlar Şırnakta, Cizre de, Diyarbakır’da, Batmandan bugünlerin nasıl geçtiğini de çok iyi bilmektedirler. Newroz alanlarda çatışmaların adı olmuştu.
Aradan geçen bunca çatışmalı süreçlerden sonra gelinen nokta artık adına ne derseniz deyin 21 Mart kutlamalarının ülkemizde kutlanması olağan hale gelmiş olan bayramlardır. Özellikle son süreçle birlikte artık Newroz çatışmaların değil Barış mesajlarının halka anlatılacağı anlamlı günler haline geldi. Sadece 21 Marta özgü olmasına rağmen bir haftaya yayılan kutlama etkinliklerinin olaysız geçmesi ülkenin barış sürecine de büyük bir katkı sunacaktır.
Bu sene kutlanacak olan Newroz bayramında gözler ve kulaklar İmralı’dan gelecek olan barışın yol haritasında olacaktır. Bu yol haritası aynı zamanda barışa gidecek olan, ülkeyi ve halkları refaha götürebilecek bir içerik taşıma ümitlerini de barındırmaktadır. Bu nedenle bu yılki kutlamalar ayrı bir öneme sahiptir.
Batmanda Newrozu 21 Marttan iki gün önce kutluyoruz. Diliyoruz ki bundan sonraki süreçte bir haftaya yayılan Newrozlar yerine 21 Mart’ta kutlanan ve her yönü ile anlamına yakışır Newrozlar kutlarız. Herkesin Newrozunu kutlar, bu yıl verilecek mesajlarla barış ve huzurun yakalanmasını dileriz.
NEWROZ PÎROZ BE!