Başbakan ağlar mı? Doğal olarak o da insan olduğuna göre ağlar diyeceksiniz. Duygu sahibi, yürek sahibi olan herkes gibi o da duygusal bir tepki gösterisi olan ağlama yöntemi ile tepkisini gösterebilir. Ancak bizler çoğunlukla bir olay karşısında ortadaki durumdan rahatsız olduğumuz ve bunu giderme gücüne sahip olmadığımız zaman ağlarız. Yani acizliğin bir ifadesi, acımanın bir ifadesi olarak ağlarız. Bu tepki duygusallığı daha belirgin olan insanlarda kendini daha çok ortaya döker.

Biliyorsunuz Gazze’de bir aya yakındır insanlık kan ağlıyor. İnsanlık değerleri ayaklar altında çiğneniyor. Anlamsız bir sınır belairleme savaşı nedeniyle kadınlar, erkekler, yaşlılar, çocuklar öldürülüyor. Yahudi ve İslam dinlerinin mensupları Filistin özgürlüğü konusunda savaşıyorlar. Yeryüzünde başlarına gelmeyen kalmadığı halde ders almayan Yahudiler, şimdi, Filistinlilere karşı orantısız güç gösterisi sergiliyorlar. Taşlara karşı toplarla karşılık veriyorlar. Roketlere karşı uçaklarla cevap veriyorlar, Askerlere karşı sivil çocukları, kadınları, yaşlıları ayırmadan vuruyorlar. Binlerce insanı aç, susuz, evsiz, barksız bırakarak öldürüyorlar. Karşılık verme adına bir katliam gerçekleştiriyorlar.

Orantısız güç kullanma her zaman ve her yerde zulümdür. İnsanların temel hakkı olan özgürlüklerine karşı çıkmak, özgürlük taleplerine silahla, baskıyla, öldürmeyle cevap verme zulümdür. Kendinize istediğiniz şeyi komşunuza istemediğiniz zaman, kendiniz için değerli olanı komşularınız için ya da başka insanlar için değersiz görme anlayışı dinen de örf’en de yanlış değil mi?

Filistin topraklarında bir devlet kurana kadar dünyanın yedi köşesinde köşe bucak yaşamak zorunda kalan Yahudilerin bugün bu katliamları gerçekleştirmeleri nasıl izah edilebilir ki? Hitlerin ölüm kamplarını ne çabuk unuttular! Hitlerin zulmünü ne çabuk unuttular! Ne yaman çelişki yaşıyorlar.

Hamas’ın sütten çıkan ak kaşık olmadığı biliniyor ancak buna rağmen bu kadar orantısız gücü sivillere karşı kullanmak hiçbir değerlerle izah edilebilir mi? Ya İran’a ne demeli. Bir yandan Hamas gibi bir yapıyı destekleyip eylemlerde bulunmasını sağlayacaksınız öte yandan ortaya çıkan katliam karşısında eylemsiz kalacaksınız. Mademki gücünüz yok ve gereğini yerine getiremeyeceksiniz birilerini neden savaşa sürüklüyorsunuz?

Bir aydır insanlık İsrail ateşi altında can çekişiyor. İnsanların feryat-u figanları yedi diyardan duyuluyor. Hükümet ambulans uçakla getirdiği birkaç yaralıyı tedavi etme derdinde. Yaralıları ziyaret eden Başbakan ağlıyor! Meclis başkanı yaralı ve öldürülen çocuk manzarası karşısında duygularını anlatırken boğazı düğümleniyor. Sayın başbakan “askerlik yan gelip yatma yeri değildir” demişti. Peki, madem öyle hükümet bu insanlık dramı karşısında yan gelip yatma yerimidir? Hükümetin başında bulanma makamı ağlama yerimidir? Meclisin başında bulunma ağlama yerimidir? Meclisten daha bir kınam kararı çıkaramadınız! Meclis üyeleri olarak birlikte bir tepkiyi ortaya koymada acizsiniz. Binlerce insan zulüm altında can verip ellerindeki son silah olan kelimeyi şahadetle yardım dilerken sizler ağlıyorsunuz. İnsanlardan oy dilenmeye çıkarken o kelimeyi şahadetin mensupluğu ile övünürken onun bir sorumluluğunun da bulunduğunu bilmiyor musunuz? Onun için ağlamayın ağlayanların sesini duyarak onlara yardım elini uzatın.

Sakın bize uluslar arası ilişkileri, uluslar arası politikayı, antlaşmaları, BM’nin durumunu anlatmaya kalkışmayın. Zulme karşı çıkın ve karşı çıkarken gücünüz oranında karşı çıkın. Zulme uğrayan insanları Arap Şeyhlerinin insafına ve savunmalarına bırakmayın. Ortadoğunun lider ülkesiyseniz liderliğinizi gösterin artık. Ağlamayın, ağlatanların yakasına yapışın!

Konya’da eğitim yaptırdığınız savaş uçaklarının ikisin Gazze’ye doğru yönlendirirseniz Filistin halkına nasıl yardım ettiğinizi de görürsünüz zaten. Varsın iki uçak da orada düşsün. Eğitim zayiatı olarak görün ama göreceksiniz ki ateşkes hemen sağlanacaktır. Belki, Filistin de özgürleşecektir tabi dökülen gözyaşları timsah gözyaşları değilse, tabi özgürlükler sizi rahatsız etmeyecekse…