NAZIM HİKMETİN KAMURAN BEDİRXANA MEKTUBU
Kürt araştırmacısı, yazar, Recep Maraşlı, Nazım Hikmet´in Kamuran Bedirxan´a Kürt sorunu içerikli bir mektup yazdığını araştırmaları sonucunda bulmuş. Recep Maraşlı bu mektubu yayınlarken şöyle der önsözünde:
" …. Nazım Hikmet´in de unlu Kurt yurtseveri ve dilbilimcisi olan Kamuran Bedirxan´la İstanbul´da uzun yıllara dayalı bir arkadasliklari bulunduğu da az bilinen bir olgudur. 1983 yılında Paris Kurt Enstitüsünün yayın organı olan “Hêvî” dergisi, Kamuran Bedirxan´in arşivinde bulunan ve 1961 yılında Nazım Hikmet tarafından Kamuran Bedirxan´a yazılmış bir mektubu orijinaliyle birlikte yayınladı. [Mektubun orijinali Paris Kurt Enstitüsü Arşivindedir] …
."
Nazım Hikmet´in Kamuran Bedirxan´a yazdığı mektup:
……………………
Her iki millet, bütün imparatorluklar gibi, halkların zindanı olan Osmanlı İmparatorluğu´nda, Türk ve Kurt derebeylerinin, Osmanlı İmparatorluk idaresinin ağır zincirlerine vurulmuşlardır.
Osmanlı İmparatorluğu yıkıldıktan sonra ise her iki millet emperyalizme karşı tek bir cephe kurup çarpışmışlardır. Anadolu milli kurtuluş hareketi yalnız Türkler için değil, Kürtler için de tarihlerinin en şerefli sayfalarından biridir. O dövüş yıllarının sonradan Türk idarecilerince yasak edilen en unutulmaz türkülerinden biri, “Vurun Kürt uşağı namus günüdür” diye baslar.
Türkiye Cumhuriyeti´nin kurulusundan sonra, Türk idarecileri ve egemen çevreleri, Kürt hareketinin tamamıyla vaat ettikleri millet ve insan haklarını tanımadı. Hatta isi Kürt milletinin millet olarak varlığını bile inkâra kadar götürdü.
Bu dönem, Türk idarecilerinin ve egemen sınıflarının emperyalizmle uzlaşmaya başlaması dönemidir. Bu inkârla, bu uzlaşmamanın ayni dönemde bas göstermesi sadece bir rastlaşma değildir.
Bugün Türkiye Cumhuriyeti´ni Orta ve Yakin Doğu´da emperyalizmin kalelerinden biri haline getiren Türk politikacıları Kürt milletinin milli varlığını inkârda ısrar ediyor ve Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde öteki azınlıklarına tanıdığı hakları bile Kürt milletine tanımıyor.
Türk ve Kürt halklarının Türkiye Cumhuriyeti´nin sınırları içinde dış ve iç politikada ayni emellere hasret çekmeleri bugünkü Türk idarecilerini korkutuyor. Her iki millet kardeş milli kültürlerini, milli ekonomilerini geliştirmek, toprağa, tarım araçlarına, hürriyete, demokratik haklara kavuşmak istiyor. Türk ve Kürt halkları Türkiye Cumhuriyeti´nin tarafsız bir politika gütmesini, emperyalizmin üssü olmaktan kurtulmasını özlüyor.
Gerçek Türk yurtseverleri Kürt kardeşlerinin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde milli haklarına kavuşmak için yaptığı kavgayı can ve gönülden nasıl destekliyorsa, gerçek Kürt yurtseverleri de Türk halkının demokrasi ve milli bağımsızlık için yaptığı kavgayı öylece destekliyor.
Anadolu´da yasayan Türklerle Kürtlerin arasına nifak sokmak isteyen gerici, somurucu, karanlık kuvvetler, emperyalizmle el ele vererek halklarımızı daha kolay ezmek istiyorlar. Kürt ve Türk halklarının bahtiyarlığa, insanca yaşamaya varmak için derebeylerine, kara kuvvetlerine, şehir ve köy ağalarına, gericilere, ırkçılara, milletlerin varlıklarını ve haklarını inkâr edenlere, halkların birbirine düşüp dostlarından rahatça geçinenlere emperyalistlerin uşaklarına karşı yürüttükleri yeni milli kurtuluş savasının zaferi Kürt ve Türk halklarının elbirliğiyle kazanılır.
Ancak böyle bir elbirliğiyle kardeş iki millet hürriyete, milli ve insan haklarına kavuşabilir.”
Nazım Hikmet,1961
Next