KABİR ZİYARETİ VE ADABI: 1
Müslümanların yaptıkları bütün ibadetlerin, Allah´ın emrine ve Peygamber´in sünnetine uygun olması gerekir ki ondan sevap meydana gelebilsin. Yoksa sevap yerine günah işlenmiş olabilir. İslam tarihine bakıldığında zaman zaman birçok kavim ve kişiler kabir ve kabirde yatan ölmüşlerden dolayı şirke girmişler. Allah yerine, kabir sahibinden bir şeyler istemişler. İşlerin iyi gitmesi veya felaketlerden korunmaları için kabir başında kurban kesmişler. Dolayısıyla da ya şirke girmişler veya şirkin eşiğine ulaşmışlar. Bu nedenle Hz. Muhammed, başlangıçta kabir ziyaretini yasakladı. Çünkü aşağıdaki hadislerde buyrulur ki:
“Kabirleri ziyaret etmenizi yasaklamıştım. Ama artık ziyaret edebilirsiniz.”(Müttefakun aleyh)
“Kabirleri ziyaret etmek isteyen ziyaret etsin. Çünkü kabir ziyareti ahireti hatırlatır” (Ebu Davud, Nesai)
Evet, İslâmiyet´in ilk yıllarında Peygamber (s.a.v) kabir ziyaretini yasaklamıştı. Bunun önemli bir nedeni vardı. Çünkü o devirde bazı Cahiliye âdetleri hâlâ yaşamaktaydı. Araplar büyük ve kalabalık bir kabile olduklarını birbirlerine ispat etmek için mezardaki ölülerin çokluğuyla övünürlerdi. Ölülerin kahramanlıklarını anarlar, göğüslerini yırtarak ve bağırıp çağırarak onlar için ağlarlardı. Peygamber (s.a.v,) bu âdetlerin çirkin ve anlamsız olduğunu kabul ettirinceye kadar kabir ziyaretini yasakladı. Kadınlar eski âdetleri devam ettirmeye daha arzulu oldukları için, onların kabirleri ziyaret etmesini özellikle yasakladı. Ölülere nasıl davranılması gerektiği konusunda İslâmiyet´in getirdiği emirler iyice benimsenip gönüllere yerleşince ve kabirle vasıtasıyla şirke girme tehlikesi kalmayınca, bu yasak erkekler için kalktığı gibi kadınlar için de kalktı. Çünkü: Aişe (r.a) kardeşi Abdurrahman´ın kabrini ziyaret edince, denildi ki: Peygamber (s.a.v) bunu yasaklamadı mı? Evet yasakladı. Sonra da ziyaret edilmesini emretti” Diye cevap verdi. (Hakim)
Müslim ve Buhari´nin rivayet ettikleri bir hadiste, Resûl-i Ekrem (s.a.v) kabir başında ağlayan bir kadını gördüğü zaman ona Allah´tan korkmasını ve sabırlı olmasını tavsiye etmiş, fakat kabristana gelmesinin doğru olmadığını söylememiştir. Şu halde kadınların, erkeklerle karışmamaya, yüksek sesle ağlamamaya ve ağıt yakmamaya dikkat ederek ara sıra kabir ziyareti yapmalarında bir sakınca yoktur. Bununla beraber bütün âlimler, kadınların cenaze ile birlikte kabre kadar gitmelerini ve cenaze toprağa verilirken orada bulunmalarını mekruh görmüşlerdir. Bunun tamamıyla yasaklanmadığı aşağıdaki hadisten de anlaşılmaktadır. Zira Ümmü Atiye (r.a) rivayet eder ki:
Biz hanımlar cenazeye iştirak etmekten men edildik. Fakat bize tamamen haram kılınmadı.”(Buhârî, Ebû Dâvûd, İbni Mâce, Cenâiz )
Peygamber Efendimiz sık -sık Bakî mezarlığına gider, aşağıdaki hadislerde göreceğimiz şekilde ölülere selâm verir, onlara dua ederdi. Biz de zaman- zaman kabristana gidip yarın kendilerine komşu olacağımız kimseleri ziyaret etmeliyiz. Çünkü Bir gün bizim de namımız, şanımız ve makamımız kalmayacak diye düşünmeliyiz. Bugün dünya, cazibesiyle erkekli kadınlı hepimizi büyülemiş, bizi bir ahtapot gibi sarıp kendine bağlamıştır. İşte bu sebeple kabristanı ziyaret edip de orada yatanların halini gördüğümüz zaman, belki bağlanan basiretimiz çözülür, katılaşan kalplerimiz yumuşar ve ölüme hazırlık yapmış oluruz. Bir kimse kabristana gittiği zaman, aşağıdaki hadislerde görüleceği şekilde, önce kabir halkına selâm vermeli, onlara dua etmeli ve sonunda kendisinin de onlar gibi olacağını düşünmelidir. Kabrini ziyaret ettiği kimse sanki sağ imiş de onunla konuşuyormuş gibi yaklaşmalı ve kıbleye dönerek ona dua etmelidir.Resûlullah (s.a.v ) Bakî mezarlığına giderek şöyle dua ederdi:
“Selâm size, ey mü´minler diyârı! Başınıza geleceği söylenen şeylerle nihayet karşılaştınız. Şimdilik ileri bir tarihe bırakıldınız. İnşallah yakında biz de aranıza katılacağız.
“Selâm size, ey bu diyarın mü´min ve müslim halkı! İnşallah yakında biz de aranıza katılacağız. Allah´ın bizi de sizi de bağışlamasını dilerim.”(Müslim, Nesâî, İbni Mâce ) : “Selâm size, ey bu kabirlerde yatanlar! Allah bizi de sizi de bağışlasın. Siz bizden önce gittiniz. Biz peşinizden geleceğiz.” (Tirmizî, Cenâiz )
Bu üç hadiste, Peygamber (s.a.v) in, kabristana gittiği zaman ölülere nasıl hitap edip selâm verdiğini, kendisini onlara ne kadar yakın hissettiğini görmekteyiz.
Hz. Ali bir kabristana uğradığı zaman, orada yatanlara şöyle hitap edermiş: “Bırakıp gittiğiniz evleri şimdi eller tuttu. Mallarınız paylaşıldı bitti. Karılarınızı başkaları nikâh etti. Bunlar bizim tarafta olup bitenler. Âh! Keşke bir de sizin tarafta olup bitenleri öğrenebilseydik! Canım kudret elinde olan Allah´a yemin ederim ki, onların konuşmalarına izin verilseydi, en hayırlı azık Allah korkusudur, derlerdi” (İbni Abdirabbih, el-İkdü´l-ferîd, 3/ 236-237).
Bu güzel sözler, ölümü hatırlarına bile getirmeden “hepsi benim olsun” diye dünyaya sarılanların hazin sonunu çarpıcı bir şekilde dile getirmektedir.Peygamber Efendimiz´in yukarıdaki üç hadisin ikisinde “İnşallah yakında biz de aranıza katılacağız”, birinde ise “Siz bizden önce gittiniz. Biz peşinizden geleceğiz” buyurması çok anlamlıdır. İnsan ölülere böyle selâm verirken, “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit” kabilinden olmak üzere bu sözleri daha çok kendi nefsine hitaben söylemelidir. Zira kabristana bakarak “İnşallah yakında biz de aranıza katılacağız” dediğimiz zaman, ölümü düşünmek istemeyen nefsimiz belki sarsılıp kendine gelerek gafleti uykusundan uyanabilir. Kabirde yatan kimse ne kadar büyük olursa olsun, ondan asla bir şey istenmemelidir. Çünkü kendisinden bir şey istenecek olan sadece Allah Teâlâ´dır. Kabirde yatan zat için dua edilecek. Kabir taşlarına el sürmemek, çaput bağlamamak, kabir başında kurban kesmemek ve namaz kılmamak gibi konulara hassasiyet gösterilmelidir. Resulullah (s.a.v) in kabri başına gidildiği zaman da bu prensiplere dikkat edilmelidir. Ölülerin, dirilerin duasına ihtiyaçları vardır.”Allahümme sallı a´la Muhammed´inın” manası da budur:”Ey Allah´ım! Hz Muhammed´e rahmet et”. Bu da aynı zamanda onun için bizden bir hatırlama ve makamının daha da yücelmesi için bir duadır. Ezandan sonraki duada da Allah´tan Resulullah için makamı Mahmud istenilmektedir. Zira dua ibadetin özüdür. Allah´a emanet olun! ( Devamı gelecek haftaya)
Next