Çevreninin korunması meselesi çağdaş ülkelerin gündeminde önemli yer tutar bir konu haline geldi. Bunun başlıca nedenlerinden birisi de Avrupa ve ABD gibi sanayi ve teknoloji alanında ilerleyen ülkelerin çevreye verdikleri zararın farkına varmalarıdır.
Tabi, onlardaki koruma sinyali gelişen ülkelerin duyarlı yurttaşları tarafından da erken algılanmaya başlandı ve çevre koruma dernekleri gönüllü bir şekilde konuyu ele almaya başladılar.
Bizdeki durumun biraz farklı geliştiğini belirtmek gerekmektedir. Bizde çevrenin korunmasının yanı sıra doğa ve kültürel varlıkların korunması sorunu da mevcut. Aliano, Munzur, İkizdere ve Hasankeyf gibi doğal ve tarihi yerlerin sular altında bırakılması doğaseverlerin yanında tarihi duyarlılığa sahip olan kesimleri de ayağa kaldırmaya yetmektedir.
Gaziantep müzesine kaldırılıp sergilenen tarihi eserlerin doğal ortamının rengini ve tadını vereceğini iddia edebilme şansına sahip olabilir miyiz?
Doğal ortamın korunması, tarihi varlıkların ve yeşil alanların korunup vatandaşların ve insanlığın hizmetine sunulması insan olmanın bir gereği olarak karşımızda durmaktadır. Doğayı güvenlik eksenli politikalar nedeniyle tahrip edersek, tarihi varlıkları bu politikalar sunucunda ortadan kaldırırsak korkarız ki mevcut sorunlar ortadan kalktıktan sonra aynı değerleri ortaya çıkarmak için daha fazla maliyetlere neden olacak çalışmalar yapmak zorunda kalacağız.
İlimizin çevreci ve doğaseverlerinden oluşan bir ekibi, Mezopotamya kervanı adı altında Ankara’ya seslerini duyurmak için bu alanda cumhuriyet tarihinin en uzun yürüyüşüne başladılar.
Kendilerine yöneltilen haksız eleştirilere aldırmadan yürüyüşlerini sürdürüyorlar. Onlara bu anlamlı yürüyüşlerinde kolaylık ve başarılar dilemek gerekiyor. Yaptıkları iş çevreye olan duyarlılığa dikkat çekmekten ibarettir. Her birimiz onlar kadar duyarlı olabilseydik eminiz ki çevrenin korunması ve tarihi varlıkların insanlık mirası olduğu gerçeği karşısında daha sağlıklı kararlar alabilirdik.
Bu arada ilimizin yeşil alanların korunması ve yeni alanların oluşturulması konusunda boş durmadığını da belirtmek gerekmektedir. Üniversite alanının da bulunduğu raman sahasının ağaçlandırılması çalışmalarının yanı sıra Samanyolu/- Malegır alanında yapılan mesire yeri ağaçlandırma çalışması ve kent merkezinden gecen sol sahil sulama kanalı boyunca 10 km ye yakın bir alanın sağlı sollu olarak ağaçlandırılıp yeşil bir kuşak oluşturulması çalışmaları başarılı ve yerinde çalışmalar olarak görülmelidir.
Türkiyede mevcut iktidar partisinin çevre ve doğanın korunması ile birlikte tarihi varlıkların muhafazası için yapılan eylem ve etkinliklerin yararlı çalışmalar olduğunu algılaması gerekir. Enerji konusunun doğaya zarar vermeden de çözümlenmesinin mümkün olduğunu artık herkes biliyor. Enerjide dışarıya bağımlı bir ülke olmayı kimse arzulamıyor zaten ancak dünyanın tamamında var olan zenginliklerin korunması ile birlikte soruna çözüm bulunmaya çalıştığını da görmek gerekiyor.
Baraj gövdesinin birkaç metre aşağı çekilmesi ile çözümlenebilecek bir meseleyi bu kadar uzatarak sürdürürsek başarılı bir iş yapmış olmayız. İnat da murattır deyip geçmemek gerekir. İktidar eğer inat ederse çevreciler hayda hayda kervanlar oluştururlar.