Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek ile ilgili kapsamlı bir yazı yazmayı düşünüyordum. Bunun için medya, internet, yakınları ve beyanatları benim için eşsiz bir bilgi kaynağı oldu. Bir azim ve başarı öyküsünü sıkılmadan (umarım) birlikte okuyacak ve kim bilir e-mail ve face to face (yüz yüze) görüşmelerle katkıda da bulunacaksınız. Bugün birinci kısım.
Bakan Mehmet Şimşek’in tüm başarısının itici gücü çalışkanlığı ve azmidir. Çocukluk döneminde göze çarpar farklılığı. Çobanlık yapar köyde. Hayvanları otlatmaya giderken ders kitabını mutlaka yanında götürür. Arkadaşları düz ovada hayvanları otlatırken kendisi bununla yetinmez, sarp kayalıkları tırmanır ve koyunların erişemeyeceği yerdeki yeşillikleri toplardı. Çalışkanlığı daha o yıllarda fark edilir. Gerçi aile bireylerinden bir tek o değildir Üniversite okuyan. Abileri de okumuştur. Ancak o henüz 2-3 yaşlarındayken annesini kaybetmiştir. Anne sevgisinden mahrum kalmak bir çocuk için en büyük yokluklardan biri olsa gerek. Hayata bir sıfır mağlup başlamıştır. Ama o yılmamış ve zor olanı başarmıştır. Türkiye Cumhuriyetinin Maliye Bakanı olmak demek para musluğunu elinizde tutmanız demektir. Ve bu kişi Batmanlı.
Kırklı yaşlarının başında birisi için almış olduğu mesafe ve deneyim yaşına göre mükemmel seviyede. Amerika ve İngiltere’de bir dünya deneyim kazanmış, küresel tescilli bir ekonomist.
Öte yandan insan düşünmeden edemiyor Kefre gibi küçük bir köyden Türkiye ekonomisine yön veren bir insanın çıkması, aslında bu ülkede fırsat eşitliğinin bir şekilde sağlanmaya başladığının heykeli gibi çıkıyor karşımıza. Çünkü bu tür makam ve mevkiler genelde Beyaz Türkler diye tabir edilen elit bir tabakanın olurdu. İlla ki ülkenin batı yakasından ve hatta mümkünse balkan göçmeni tercih sebebiydi. Hanefi olmak, beyaz tenli, sarışın ve mavi gözlüysen de deyme keyfine. Ancak ezber bozuldu. Kendisi Kürt. Üstelik de sarışın değil ve büyük ihtimalle şafi. Dünya değişiyor ve Türkiye’de değişimin kabuk kırılmalarını yansıtmaya başlıyordu. Önceki yüksek bürokratlardan farklı olarak alçak gönüllü olması, insanlara tepeden bakmamayı şiar edinmesi de yine bir ezber bozma olarak insanları şaşırtıyordu.
Bakan Şimşek halkın içinden biri. Halkın çekmiş olduğu sıkıntılar her ne ise kendisi de bunları yaşadı. Önceki dönemlerin o yüksek bürokrat sınıfına mensup bir aileden gelmiyor. Büyük imkânlar, bol paralar eğitimi döneminde hiç olmadı. Yurt dışına Yüksek Lisans için bir kurumun kendisine sağladığı burs ile gitti ve Türkiye’ye dönüşünde de bu kurumda çalışmaya başladı. Ama büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Onca eğitimine rağmen kurum kendisini evrak kayıtta işe yerleştirmişti. Zoruna gidiyordu ve dayanamayıp istifa etti. Ancak kurum kendisine sağladığı bursun parasını geri istedi. Üstelik de sterlin cinsinden ve yüzde otuz faiziyle. Bu gerçekten de büyük bir paraydı. Bunu ödedi. Nasıl mı? Yüksek lisans yaparken harçlıklarını biriktirmiş ve bir ev almıştı. Hâlbuki akranları vur patlasın, çal oynasın ile gününü gün ederken o mazbut bir yaşam tarzını seçmişti. Biriktirdiği harçlıklarla almış olduğu o evi satarak kuruma olan borcunu tek kalemde sildi. Risk almayı seviyor, yeteneklerine ve eğitimine güveniyordu. Amerika Birleşik Devletlerinin Türkiye Konsolosluğunun açmış olduğu bir sınava müracaat etti. Üç yüz kişi bu sınava kayıt yaptırmıştı. Beş elemeli sınavı sadece bir tek kişi kazanacaktı. Bu kişi Mehmet Şimşek oldu. Amerikalılar kendisinden o kadar memnun kalmışlardı ki vatani görevini yapmak için sekiz aylığına konsolosluktan ayrılmasına rağmen yerine kimseyi işe almadılar. Ekonomi konusunda yurt dışında üç yıl master yapmış bu kişinin bilgisi, zekâsı ve tutarlı öngörüleri bu kararı almalarında ana etken olmuştur.
Yıldızı parlamaya başlamıştı. Para politikalarına hâkim olması, küresel sermaye akışını önceden sezebilmesi, sadece teknik olarak değil aynı zamanda uygulamalı olarak da birikimli olması, olası problemlerde farkını ortaya koyuyordu. Bir keresinde Dünya Bankasının bir hesap formülünü yanlış buldu. Uzmanlar kendisini uyardı. Çünkü bu çok ciddi bir kurumun sunmuş olduğu rapordu ve sıfır hata yapması ile ün salmıştı. Ama o ısrarla yanlış diyordu. Uzun incelemelerden sonra Sayın Şimşek’in haklı olduğu görüldü. Birçoğunun es geçtiği basit gibi gözüken formül Mehmet Şimşek’in hafızasındaydı.
2007 seçimlerinde Başbakanın isteği üzerine Gaziantep şehrinden adaylığı açıklandı. Önce Batmanlı birinin şehirlerinden adaylığını soğuk karşıladılar. Ama daha sonra yapmış olduğu pozitif ayrımcılık sayesinde Gaziantep öylesine büyük imkânlara kavuştu ki Batman’dan Milletvekilliği açıklanınca Gaziantep kulisi bu kararından vazgeçmesi için Başbakanın kapısında adeta çadır kurdular.
Çünkü Bakan Bey sayesinde Gaziantep çok büyük kazanımlar elde etmişti. Bu kazanımlar ile ilgili detaylı bilgiyi ileriki günlerde paylaşacağım.
Gaziantep’te şöyle bir uygulama yapardı. Her ay düzenli olarak tüm STK’ları, kurumları, vekilleri kısacası tüm tarafları düzenli olarak Ankara’ya çağırır, sorunları ve yapılabilecekleri masaya yatırırdı. Birine bir görev verdiyse sonraki görüşmede bu konuyu sorar ve netice almadan da konunun peşini bırakmazdı.
Konuya hâkim olması açısından da Sayın Şimşek farkı göze çarpıyor. Örneğin İNTES’in (İnşaat Sanayicileri Odası) bir toplantısında yaklaşık iki saatlik bir konuşma yapar üyelerle ve sonrasında soruları bekler ancak tek bir soru sorulmaz. Çünkü o kadar detaylı bilgi verir ki kafalarda tek soru işareti kalmaz.
Next