CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu 24 Ağustosta geldiği Batmanda bölgeye ve Türkiye’ye yönelik önemli mesajlar verdi. Liderlerin satır arasında verdiği mesajları iyi okumak gerekmektedir. Siyaset mantık işidir ve politika yapanlar söylenenleri ve yapılanları iyi takip etmek zorundadırlar. Bizler ise söylenenleri kayıt altına almak durumundayız. Çünkü söz uçar yazı kalır demişler.
Kılıçdaroğlu Batmanda oylarının az olduğun bildiğini buna rağmen Batmanlıların ayağına geldiğini söyledi ardından da destek istedi.
Öncelikle verdiği mesajlara bakalım;
1- Seçim barajının düşürülmesi gerekir bunun için teklif verdik
2- 1989 tarihindeki Kürt raporunun arkasındayım
3- Ana dil yasağının kaldırılması gerekir
4- Ben bu toprakların çocuğuyum
5- Sorunu siyaset çözer, kan kanla temizlenmez
6- Özel yetkili mahkemeler kaldırılmalıdır
7- Türban sorununu ben çözerim
8- Milletvekili dokunulmazlığı kaldırılmalıdır
Sayın Kılıçdaroğlu konuşmasında Kürt sözcüğünü kullanmaktan özellikle mi yoksa aklına gelmediği için mi imtina ettiğini anlayabilmiş değiliz. Söyledi de biz kaçırdıysak o da bizim hatamız. Bizim üzerinde duracağımız konu bu değil.
Bu mitingler bir anayasa değişikliği mitinginden ziyade bir seçim mitingi gibi devam ediyor. AKP ve CHP aslında önümüzdeki sene yapılacak olan genel seçimin provasını yapıyorlar.
Bunun için de destek istiyorlar.
AKP gerekli olan desteği hakkıyla almış bulunmaktadır. Kurulduğu günden bu yana Batmandan Milletvekili alarak bu desteği arkasında bulmuştur ancak Kürt sorununun çözümü konusunda geçen sene başlattığı ve adını söyleyip içeriğini açıklamadığı “açılım” dışında sorunu çözümleyici bir adım atmamıştır. Genel Demokratik adımlar içerisinde sağlanan özgürlükleri bunu dâhil edemeyiz elbet. Dolayısıyla AKP önümüzdeki günlerde somut bir adım atmazsa onun da kredisi bitmiş olacaktır.
Gelelim CHP ve Sayın Kılıçdaroğluna; Bu bölgede CHP kadar bu millete söz verip gerçekleştirmeyen başka bir parti var mıdır bilmiyorum. Buna rağmen her defasında bu millet kapı açıldığında gerekli desteği vermekten çekinmemiştir. CHP zihniyeti ile Kürtler arasındaki duvarın örülmesi meselesi Paris’teki Kürt konferansı süreci ile başlamıştır. Ben Kürdüm dedikleri için ve bir konferansa katıldıkları için hatırlanacağı gibi katılımcı milletvekilleri partiden ihraç edilmişlerdi. Partinin adının o gün CHP değil de SHP veya SODEP olması bir şey değiştirmiyor. Bu tavır HEP’in kurulmasına ve Kürtlerin ayrı parti kurmalarına neden oldu.
Bu haksızlığa rağmen Erdal İnönü genel başkanlığında partinin toparlanması sürecinde seçim ittifakı yapıldı ve SHP iktidar ortağı yapıldı. Sene 1991. Bu ittifak sonucunda seçilen Kürt Milletvekillerinin mecliste söyledikleri iki kelimelik Kürtçe konuşmaya bile tahammül edilmedi ve milletvekilleri partiden istifa etmeye çağrıldı. Sayın Kılıçdaroğlunun bugün Kürtçe yasağı kalksın dediği konuda o zaman bu parti iki kelimenin ağırlığını meclis kürsüsünde bile taşıyamamıştı. Olan oldu ve Kürt milletvekilleri istifa ettiler. Ardından yaşana süreç herkesin malumudur. Kimi milletvekili hapse giderken kimisi yurtdışına kaçmak zorunda kaldı. Nizamettin Toğuç halen yaşamını yurt dışında sürdürmek zorunda olan o milletvekillerinden biridir.
İşte o zamanda beri, “öküz ölmüş ortaklık bitmiştir.”
Deniz Baykal’ın konu Kürt meselesi olunca MHP’den bile daha haşin olması sürece tuz biber ekmiştir. Kürt sorununa duyarlı olmasın diye kendisini ve partisini sosyalist enternasyonalden bile attırmayı göze almıştır. Bir yatak faciası sonucunda telef olunca sayın kılıçdaroğlu sahneye çıkmış ve ben ayağınıza geldim destek verin demektedir.
Eğer bu çağrı samimi ve dürüst bir çağrıysa Sayın Kılıçdaroğlu partisinin Kürt sorununun çözümü noktasındaki tavrını bir basın açıklaması ile halka duyurmasında fayda bulunmaktadır. Ardandan da kimden gelirse gelsin sorununun çözümü noktasına katkı sunmalıdır. Bu öneri AKP’den gelse bile.
Ve Sayın Kılıçdaroğlu Kürtler olmadan Başbakan olamayacağını hatta iktidar ortağı bile olamayacağını çok iyi bilmeli ve bundan sonraki sürecini buna göre kurgulamalıdır. Olur ya belki Kürtler son bir kez CHP’ye hadi barışa beraber yürüyelim kapısını açarlar.
Madem ayağımıza geldiniz hoş geldiniz sefalar getirdiniz.
Güven verin destek verelim.
Adım atın takip edelim.
Yol açın o yolda yürüyelim ama kardeşçesine, inkar etmeden, zor kullanmadan, yarı yolda bırakmadan…
Next