Son gelişmelerden sonra Türkiye kamuoyunda insanların birbirleri hakkında ne düşündüklerini merak edip insanların görüşlerini öğrenmek istedik. Doğudan Batıya kadar tüm ülkenin hem süreç içerisindeki yaşam şekillerini hem de algılarını öğrenmeye çalıştık. Açıkçasını söylemek gerekirse aydınların dışında kalan kesimlerin çoğunluğunun sorunlara duyarlılığı daha çok duygusal depreşmelerle açıklanabilir. Bir anda galeyana gelip sloganlarla ortalığı dağıtan insanlarla oturup konuştuğunuzda yapılan izahların duygusallığı aşamadığını görmektesiniz.
Orta Anadolu da yaşayan insanlar daha çok ilişkilerde din unsurunu ön plana çıkarmaya çalışırken egede ise milliyetçilik ve ulusalcılığın ön planda olduğunu gözlemlemek mümkün. Sahil şeridinde yaşayanların kafalarında iyi bir tatil geçirmekten başka bir düşüncenin olmadığını vurgulamak pek yanlış bir yaklaşım olmasa gerek. Birçok yerde TV haberlerinin bile izlenmediği bunun yerine canlı müzik veya sahil gezintilerini tercih edildiğini de belirtelim.
Bizde senede bir festival yapılırken kopan fırtınalar ve yapılan eleştirilerin batı kentlerinde Belediyelerin hanelerine artı olarak kaydedilen gelişmeler olduğunu belirtmek gerekir. Tanıklık ettiğimiz ortaanadolu ve ege illerindeki halka açık konserlerin Belediye Başkanlarının katılımı ile gerçekleşmesi ve halk tarafından bunun takdir ile karşılanması sosyal yaşama bakış açılarındaki farklılıktan kaynaklandığı düşünülebilir.
Konya’daki kültür buluşmaları konserler hiç kimse tarafından Belediye yönetimine eleştiri olarak yöneltilmiyor. Sadece Konya Büyükşehir Belediyesine veya Konya il merkezine yönelik yapılan yatırımları gördüğümüzde memleketin halinin ne durumda olduğunu kavramak pek de güç olmuyor.
Yönetim ve yöneticilerin bir takım eksiklik ve aksaklıklarının olması doğal olarak görülebilir veya yönetim ve yöneticiler oldukça başarılı da olabilirler her iki durumda da destek görüp görmediklerinin işten anlayanlar tarafından görülmesi güç bir konu değildir.
Batıda yaşayan insanların son olaylar hakkında batıda yükselen sokak sesleri ve linç girişimleri konusunda ne düşündüklerini Kürt sorununun çözümü konusundaki fikirlerini öğrenmek istediğimizde aldığımız cevaplar gerçekten ilgi çekiciydi. Küçük bir tatil beldesinde karşılaştığımız lise öğretmeni bir karı koca ile sohbete dalıp memleketi nasıl kurtaracağımızı konuşurken can alıcı soruyu sorduk.
Sizce Kürtler mevcut durumda ne yapmalıdırlar?
Ramazan hoca bir süre sessiz kaldıktan sonra sorumuza kestirme bir cevap verdi. ” Ben bu durumda Kürt olmak istemezdim!” Bu cevap aslında tercih yapmanın ağırlığını da gösteren bir cevaptı. Çünkü olayların geldiği durum insanların tercih yapmalarında zorlanmalarına neden oluyor. Çünkü mevcut gidişat kararların sonuçlarını can kaybıyla, can acısı ile belleklere yazıyor. Her kafa yoran insan bunun farkında. Aldığımız bu cevap bizi tatmin edemiyor ve deva ediyoruz sorularla konuyu sürdürmeye.
Sol siyasal düşünceye sahip olduğu açık olan hocanın görüşüne göre batıdaki insanların tepkilerinin ve milliyetçilik oranlarının artışının nedeni batıya gelen tabutlar. Çatışmalar batıdaki demokrat insanların ulusalcılığa daha rahat kaymalarına neden olduğu görüşü hakkim. Çatışmaların durduğu dönemde veya çatışmaların durması için aynı kesimlerin neden hareket etmedikleri sorusuna ise cevap almak pek mümkün değil. Ancak görünen odur ki batıda Kürtler sosyal, kültürel ve ekonomik nedenlerden dolayı kendilerini izole ederken diğer etnik kökenden gelen vatandaşların da bu izolasyonu aşmayı deneme yerine uzaklaşma yönünde hareket ettikleridir.
Kürt olmak kadar Kürtlerin nasıl davranmaları gerektiği de çok önemli görünmektedir. Ancak konunun çözümü için artık tek başına Kürtlerin karar vermelerinin de yeterli olmadığını hatırlatalım. Siyasal mekanizmalar Türkiye için karar almak durumundadırlar. Bu konudaki karar sokağa bırakılamayacak kadar hassaslaştı çünkü!
Next