CHP lideri Kılıçdaroğlu, herhalde siyasi tarihimize en hızlı karar değiştiren lideri olarak geçecek. Tabii buna karar değiştirmekten öte “kıvırmak” deniyor aslında. Bir gün arayla değil, saatlerle ölçülebilecek zaman diliminde bile bir o yana bir bu yana dönüp duran bir siyasi liderden ne CHP’ye ne de ülkeye hayır gelir.
Statükonun borazanlığını yapacağım diye girmediği kılık kalmadı. Kâh bir şeyleri çözmekten bahsediyor, kâh gazetecilere kızıp bağırıyor, kah böyle demek istememiştim diye kendi sözlerini tevil ediyor velhasılı kelam bir türlü bir denge tutturamıyor. Başörtüsü sorununu çözeceğim derken kendisi de partisi de çözülecek herhalde.
Türkiye’ deki değişimi anlayamadığını,” bu insanlara neler oluyor” diye şaşırdığını biliyorum. Ama unutmamak gerekir ki, hayat durduğu yerde durmuyor, sen hala 1930’lu yıllarda kamp kurmuş oturmuşsun ama biz 2010’lu yılları yaşıyoruz. İstersen takvimin sayfalarına bir kez daha bak.
Bugünlerde bu kıvırma işine merak salan birkaç gazeteci daha eklendi. Tahmin ettiğiniz gibi bunlarda biri Fatih Çekirge isimli zevat, diğeri de Oktay Ekşi’ dir. Siz kendinizi ne sanıyorsunuz Allah aşkına. Bu hakaretleri hangi meslek adabına sığdırıyorsunuz?
Türkiye Türklerindir derken sadece ikinizi mi kastediyorsunuz. Tabii sizden başka bu ülkeyi seven de yok aslında size göre! Bu ülkeyi ve insanlarını ne kadar sevdiğiniz de her geçen gün ortaya çıkıyor nitekim. Zaten bu sözü demekle en büyük fitneyi yıllardır milletin içine ekiyorsunuz. Şimdi de ülkenin Cumhurbaşkanının saygıdeğer eşlerine ve kabinenin bütün üyelerinin annelerine ağza gelmeyecek küfürler savuruyorsunuz.
Yaptığınız hataları telafi etmek için de kıvırmaya başlıyorsunuz. Kusura bakmayın kimse bu numaraları artık yemiyor. Artık sizin bu ülkeye ve bu ülkenin insanlarına vereceğiniz bir şey kalmadı. Bu sözleriniz, bittiğinizin en açık göstergesidir. Bittikçe çırpınıyorsunuz, çırpındıkça batıyorsunuz. Artık sizi ne büyük gazeteleriniz, ne de promosyonlarınız kurtarır. Ayranlarınız ekşidiği gibi, zıp zıplarla da bir yere varamazsınız.
Son bir çağrı da önümüzdeki 30 Ağustos’u beklemeden Cumhuriyet resepsiyonunu veren Sayın Cumhurbaşkanının davetine icap etmeyen Genelkurmay Başkanını emekliye sevk etmesi için Sayın Cumhurbaşkanımıza olacak. Neden mi? Barışta Başkomutanın sözünü dinlemeyen bir askerin savaşta da dinleyeceği ne malum? Başkomutanına saygı duymayan bir komutandan ülkeye hayır gelir mi?
Next