Bir gariptir ülkemiz. Bunca büyük sorunla uğraşıp çözebildiği halde, küçük sorunlarla o kadar vakit kaybeder ki, insan akıllara ziyan diyeceği geliyor.
Başörtüsü yasağı bunların başında gelir. Bu yasakla ilgili çok şey yazılıp çizildiği için tekrar yazmak istemiyorum. Bu yasağın artık bir insan hakları ihlali, bir dayatma olduğunu CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu bile kıyısından köşesinden anladığına göre fazla söze gerek kalmıyor. Sorunu çözmek için söyledikleri ise, artık ciddiyetsiz birer laftan öteye gitmiyor.
Ben başka bir sorunu dile getireceğim Bu da en az başörtüsü sorunu kadar vahim bir sorun. Adı Kılık Kıyafet Yönetmeliği ve her yıl 15 Eylül- 15 Mayıs tarihleri arasında memurlara dayatılan resmi elbise giyme saçmalığı. Neymiş efendim 15 Eylül’den sonra memurlar ceket ve kravat takmak zorunda imişler. Yani bir gün öncesine kadar kendilerini rahat hissederek giydikleri elbiseler yerine artık ütülü gömlek ve kumaş pantolon ile ceket giyip kravat takmak zorunda olacaklar. İlimizde ve çevre illerdeki bu hava sıcaklığına rağmen bu kararlar her sene uygulanıyor. Memurlar kan ter içinde kalarak kravatlarını takıp ceketlerini giymek zorunda kalıyorlar.
Allah aşkına söyler misiniz hangi gelişmiş ülkede böyle saçma bir dayatma var. Batı ülkelerinde bu tür yasaklara ve dayatmalara güler geçer insanlar. Sadece üçüncü dünya ülkelerinde bu tür kurallar geçerlidir. Herşeyimize müdahaleyi marifet sayan dikta heveslileri, nasıl ve neyi ne zaman giyeceğimize de karar veriyorlar. Yok efendim pantolon ütülü olacakmış, kumaş pantolon olacakmış vs. Ben temiz, düzenli ve ahlaka aykırı bir şekilde giyinmedikten sonra sana ne benim ne giydiğimden. Kumaş pantolon giydiğimde ve kravat taktığımda yaptığım iş ile rahat bir elbise giyerken yaptığım iş arasında ne gibi bir fark olacak?
Bununla beraber istediği şekilde sakal bırakamamak da insanların özgürlüğünü kısıtlayan bir uygulamadır. İnsanların sakallarından ve bıyıklarından hareketle insanlar hakkında yargılarda bulunmak artık köhnemiş bir fikirden başka bir şey değildir. Bırakınız herkes istediği gibi sakalını da bıraksın, elbisesini de giysin.
Korkularla yaşamaya o kadar alıştık ki, kızlarımızın başörtüsünden, erkeklerimizin kot pantolonlarından ve sakallarından bile korkar hale geldik. Bu uygulamada erkeklere yönelik negatif bir ayrımcılığın olduğunu da belirtmekte fayda var. Başörtüsü dışında bayanların giyimlerine pek müdahale edilmezken, erkeklerin hem kıyafetlerine hem de sakallarına müdahale edilmektedir. Ne yazık ki erkekler haklarını savunma konusunda bayanlar kadar aktif değillerdir.
Aynı durum öğrenciler için de geçerlidir. Askeri sistemleri andıran tek tip kıyafet zorunluluğu artık gerilerde kalmalıdır.
Kılık kıyafet serbest olduğu zaman sanmayın ki insanlar kötü giyinecek veya kıyafetlerine dikkat etmeyecekler. Bilakis daha şık ve daha güzel giyinmeye çalışacaklar. Ama paralarını takım elbiseye değil de spor kıyafetlere verecekler o başka bir mesele. Tabii 60 TL’ye alınan takım elbiselerin insanların üzerinde nasıl durduğunu da unutmayalım.
Ne dersiniz bu sorun için de hükümet bir referandum yapsın mı?
Next