2015 Yılında Kürt ulusal konferansının gerçekleştirilmesi için zemin ve çalışmalar umut verici bir duruma gelmiş olacaktır belirlemeleri yapılırken Şengal konusunda KCK ve KDP yetkilileri arasında meydana gelen söz düelloları insanları endişeye yönelten bir konu oldu.
Tartışmanın özünü KCK eşbaşkanı Cemil Bayık’ın Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiği yönündeki görüşü ve HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Şengal Kanton biçiminde yönetilmeli fikirleri oluşturuyor. KCK kaynakları yapmış oldukları açıklamada, “KDP'nin dış ilişkiler sözcülerinden Hemin Hevrami'nin Kürtlerin en fazla birlik olması gereken bu dönemde KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık ve HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a yönelik saygısızca söylemlerde bulunması tam bir provokasyon niteliğindedir. Herkesin kendi siyasal düşüncelerini ve siyasi projelerini sunma hakkı vardır. Hemin Hevrami kendi siyasal düşüncelerini söyleme yerine, sanki hasımlarına yönelik açıklama yapıyormuş gibi Eşbaşkanımız Cemil Bayık ve HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a yönelik siyasi ahlakla bağdaşmayan bir üslupla değerlendirmelerde bulunmuştur” denildiği belirtildi. KCK ayrıca kullanılan dil ve uslup noktasına da dikkat çekerek; “Hareketimizin yönetimi farklı görüş ve eleştirileri olsa da her zaman KDP ya da başka siyasi partilerin yetkililerine karşı üslubuna dikkat etmiş, örgütler arası gerilim yaratacak açıklamalar yapmaktan kaçınmıştır. Ancak KDP yetkililerinin doğrudan KCK ve HDP Eşbaşkanlarını hedef alması aynı hassasiyet ve dikkatin KDP yetkililerinde olmadığını ortaya koymaktadır. Bu tür söylemlerde bulunanların Kürt örgütleri arası iyi ilişki, ulusal kongre ve birlik gibi konularından söz etmesi ne kadar samimi karşılanır” sorusu ile rahatsızlığını belirtti.
Bu açıklamalar Şengal konusunda sorunla karşılaşmak istemeyen KDP yetkililerini rahatsız etti. KDP adına açıklamalarda bulunan, KDP Dış İlişkiler Sorumlusu Hemin Hawrami’nin konu ile ilgili yaptığı açıklamada özetle “C. Bayık ve S. Demirtaş’ın Şengal'in kanton ilan edilmesiyle ilgili açıklamaları, bölge devletlerinin bir planı”
“Onlar Peşmergelerin başarıları karşısında takatsız kaldılar”
“Cemil Bayık açıklamasında birleşik Irak’ı istediklerini ve Kerkük Kanton’undan söz etmişti. Demirtaş’da açıklamasında Şengal’ın Kürdistan Bölgesine katılmamasını istemişti. Bu söylenenler, PKK’den daha büyük ve daha önce bölge alanında hazırlanan bir planın programıdır”
“Bu tip açıklamaların kaynağı, Peşmerge güçlerinin son dönemlerde Şengal’da gösterdikleri başarıları hazmetmemektir. Otonom Kerkük ve Şengal yönündeki açıklamalar da daha önce bölgede hazırlanan bir plandır”
“Peşmerge güçleri Başkan Barzani’nin komutasında 3 bin kilometre karelik olan bir alanı Şengal’dan Zummar’a kurtararak ve oradan Şengal Dağına ulaşarak başarının müjdesini verdiler. Bu başarılar Demirtaş ve Bayık’ı takattan düşürmüştür”
“Şengal Güney Kürdistan’ın aziz bir parçasıdır. Bayık ve Demirtaş bu açıklamalarıyla Şengal’ı Kürdistan’dan koparamazlar”
“Kamuoyunun bir sorusu var. Demirtaş ve Bayık Şii Milislerinin Sadiye ve Celavla’da Kürtlere karşı giriştikleri haksızlıklara karşı neden rahatsızlıklarını ifade etmiyorlar? Neden onlara ilişkin açıklamalarda bulunmuyor ve gelip Şengal’dan söz ediyorlar? Bundan dolayı biz diyoruz ki, bu PKK’dan daha büyük ve daha önce bölge çapında hazırlanan bir plandır. Bundan dolayı Şengal’a ilişkin konuşuyorlar” demişti.
Şengal bölgesi Ezidi Kürtlerin yaşadıkları bir bölge. DAIŞ çeteleri tarafından işgal edilmeden önce Irak anayasasının 140. Maddesine göre “sorunlu bölgeler” arasında bulunan bir konumdaydı. Yani statüsü konusunda tartışma vardı. Ancak Şengal bölgesinin Kürdistan bölgesi içinde olduğu bize göre de tartışma götürmeyecek bir konu. Zaten kimsenin bunun aksini iddia ettiği de yok. Kanton şeklinde bir yönetim farklı bir konu Şengal’in Kürdistan dışında kalmasını iddia etmek başka bir konudur. Eğer KCK Şengalin Kürdistana dahil olmadığını düşünseydi silahlı militanlarını neden oraya göndersin? KDP toparlanma (!) amaçlı geri çekilirken kendisi neden ölüme koşsun?
Öyle anlaşılıyor ki farklı yönetim modelleri KDP yetkilisinin kafasındaki federasyon modelini sarsmış ve kendisini korkutmuştur. Bu korku da kendisini daha cin olmadan adam çarpmaya yöneltmiştir. Kürtler adına konuşan siyasal kesimlerin öncelikle birbirlerine daha sonra da Kürtlerin değerlerine ve kazanımlarına karşı saygılı olmak zorundadırlar. Elbette herkesin kendini özgü yönetim modelleri olacaktır. Bunlar tartışılacak ve içinden en iyi olanı seçilecektir. Bu durum bir korku olarak, bir endişe kaynağı olarak görülmemelidir. Ancak Kürtler daha kendilerine uygun bir modeli bile başarı ile hayata geçirmemişken başka ülkelerin toprak bütünlükleri ve yönetim şekilleri ile gündeme gelmemelidirler. Rojava ve Türkiye’deki durum ortadayken, İran’da insanlar vinçlere asılmaktayken Güneyde tartışma yaratmamalıdırlar. Evet, Hawraminin açıklamaları kendisini aşan açıklamalar. Ancak Irak toprak bütünlüğü ve Şengal yönetim şeklini tartışmak da her halde Kürtlerin şu andaki önceliği değil? Bu nedenle KCK ve KDP tartışmaları zamansal ve mekânsal olarak doğru değil ve Kürtlere hizmet etmez diye düşünmekteyiz.02.01.2015
Next