Gazeteciler Cemiyeti nihayet kendine ait bir yere kavuştu. Daha önce bir iş hanında, izbe bir yerdeydi. Gerek yurt içinden ve gerekse yurt dışından gelen ziyaretçilerimizi istediğimiz gibi ağırlayamıyorduk. Kapalı bir alandı ve Cemiyet Lokalinden çok 30’lu yılların Amerikan Mafyasına ait bir sığınma yerine benziyordu. Açıkçası çok gerekmedikçe önünden geçme isteği bile duymuyorduk. Başkanımız Sayın Arif Arslan yıllar öncesinden bugünkü Cemiyet Lokalimizi tarif eder ve bir gün böyle bir yere kavuşacağımızı söylerdi. Ancak bütçe sıfır. Üyeler mumla ararsan bulamazsın. Bir de diğer gazete patronlarının soğuk duruşu bu hayali imkansız kılıyordu. Ancak soy ismi gibi Arslan bir Başkanımız vardı. Yılmadı ve başardı. Sakın bunun kolay olduğunu sanmayın. İlk birkaç ay sürekli takip ettim ve sonrasın da benim de pilim bitti. Gerçekten de zordu. Birkaç mikser hazır beton için çalmadığımız kapı kalmadı. Zar zor bulduğumuz malzemeler çalındı. Külüstür bir tandırın yıkılmaması için tehditler aldık. Bazıları da bize gülüp (genelde meslektaşlar) ne bu yahu, mor çatı kadın sığınma evi mi inşa ettiniz? derlerdi. Aradan zaman geçti. Bir şeyler kendini yavaş yavaş göstermeye başladı. Bu sefer de bir kıskançlık başladı ve niye onların varda bizim yok gibilerinden. Açık söylüyorum eğer Arif Arslan olmasaydı biz üyeler (hatta sadece yönetim kurulu) asla bir şeyler yapamazdık. Bu arada Arif Abi çok bedel ödedi. İşini aksattı. Günlük çıkan gazetenin tüm yükü Yazarlarımızdan Editör’ün sırtındaydı. E bu arada evi ile de ilgilenmedi. Kendi ifadesiyle sabahın köründen gecenin ilerleyen saatlerine kadar Cemiyetteydi. Kim söylese inanmazdım ama Başkanımız elleriyle çöp ve taşları da toplardı. Nefis namına bir şey yok. Bazı sözüm ona STK başkanı arkadaşlarımız ütülü pantolonları ile gelir ve elini sıcak sudan soğuk suya koymadan başlardı eleştirilerini sıralamaya. Şunu şöyle bunu böyle yapın diye. Tabii Arif Abi sabır taşı değil ya ve (taş da bazen çatlar) bir patlardı, bir sıralardı ki bu kişi ve kişileri uzun bir süre görmezdik. Arada bir Arif Abi bize de kızardı ancak bu kızgınlığı kalpten değil de çaresizliğin, bir şeyleri üretmek isterken üretememenin verdiği stresten dolayıydı. Tek kuruş para yok kasada ve alacaklılar sürekli Arif Abi’yi ararken nasıl stresli olmasın bir insan. Asla kırılmadım.

Aradan zaman geçti. Tinercilerin mekanı olan yer ünlü yazar ve siyaset insanlarının uğrak yeri olmuştu artık. Dünya’nın en ileri sanayisine sahip Almanya’nın Türkiye Büyük Elçisi bile yeni yerimizi öve öve bitiremiyordu. Taraf Gazetesinden Amberin Zaman ise böyle bir yerin İstanbul’da bile olmadığını dile getiriyordu.

Günlük yayın yapan gazete sahipleri bize yardımcı olmadılar. Aslında basın mensuplarından yardım elini uzatan çok azdı ve bir kısmı ilerleyen süreçte bir bir gelmez oldular. İşlerimin yoğunluğunda dolayı önceleri sürekli gittiğim bu yere son zamanlarda bende gidemez olmuştum. Bunu Arif Bey’e ilettim. Anlayış gösterdi ama yine de sitem vardı sözlerinde. Canı sağolsun.

Şimdi diğer STK’lar ve bağımsız basın organları buyurun böyle bir yer de siz inşa edin. Gelin Batman’ın dört bir köşesini Cennete çevirelim. Ama olmuyor değil mi? Ama haklısınız ve de Arif Arslan haksız. Koca bir gazete basım yeri yapar ve etraftaki dükkanları da satın alıp kiraya verebilirdi. Yada devasa bir apartman inşa edip matbaayı da altına kurabilirdi. Ama o bunu da yapmadı. Ne yaptı peki. Kötü bir başlangıça start verdi. Gazete sahibi kişi mütevazi bir yaşam sürmeli. Enerjisini toplum yararına olacak mekanlar açmaya harcamalı. Gelin ve görün azmin zaferini. Artık Batman’da iftihar edebileceğimiz bir yer var. Etrafı yeşilliklerle çevrili güzel bir yer. Helal sana Arif Abi.  Kişi eseriyle yaşar derler ya  sen de bu anlamda Batmana çok güzel bir eser kazandırmış oldun. Aslında bu mekana kendi ismini verebilirdin ve kimsenin de buna itiraz hakkı olamazdı ama sen popülist davranmadın. Yada tanışma şerefine nail olamadığımız ve Batman basınına büyük emeği geçen rahmetli Abin Enver Arslan’ın da ismini verebilirdin ama sen bunu da yapmadın. Batmana ve Basın emekçilerine çok büyük bir güzellik yaptın böylesi bir yeri hayata geçirmekle. Çok daha güzel ifadelerle sana teşekkür etmek isterdim. Ancak dilimin döndüğünce ancak bu kadarını ifade edebildim. İyi ki varsın ve iyi ki Başkanımızsın.