Diyarbakır Özgür Der şubesi tarafından düzenlenen Kürt sorununa İslami çözüm konferansı sonuç bildirgesi yayınlandı. Kürt sorununun nedenleri 8 maddede sıralanırken çözüm önerisi olarak da 14 maddelik bir öneriler paketi sunuldu.24–25 Temmuz tarihlerinde yapılan konferansta sağlıklı tespitlerin yapıldığı gözleniyor. Özellikle Kürt meselesinin tespitleri konusunda objektif belirlemelerin yapıldığını söylemek gerekiyor.
Teorik olarak iyi tespitlere rağmen pratik olarak neler yapılacağı konusunda bir belirlemenin yapılmamış olması, atılacak adımların devlet ve pkk’den beklenirken İslami kesimin bu süreçte neler yapacağına değinilmemesi bir eksiklik olarak yorumlanabilir. Buna rağmen teorik olarak kalsa bile İslami kesimin Kürt sorununun çözümü konusunda fikirlerini beyan etmesi demokratik çözüm konusunda olumlu katkılar sunar düşüncesindeyiz.
Bu tür panel ve etkinlikler sonucunda ortaya çıkan fikirlerin kamuoyuyla paylaşılması, 1990’lı süreçte özellikle İslami kesim adına hareket ettiği iddia edilen Hizbullah’ın yurtsever kesimleri hedef alması, Kürt sorununa bakış açısı konusunda bu kesime karşı yarattığı duyarlılığın yumuşamasına da katkı sunabilir.
 ‘Kürt Sorununa İslami Çözüm Forumu'nun sonuç bildirgesinde yer alan 8 maddelik tespitler şöyle sıralandı:
1- Kürt Sorunu, Kemalist kadrolar tarafından tepeden inmeci, jakoben bir anlayışla dayatılan, inkar ve uluslaştırma politikalarının bir sonucudur.
2- Milliyetçi-Militarist bir paradigma üzerine inşa edilen Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu günden bu yana, homojen laik bir ulus toplum hedefiyle, farklı gördüğü ve dönüştüremediği tüm unsurlara yönelik asimilasyon ve imha amaçlı şiddet politikalarına başvurmuştur.
3- Devletin Kürt sorununa güvenlik merkezli yaklaşması, sorunu; sosyo-ekonomik geri kalmışlık, bölücülük, eğitim eksikliği gibi dar perspektifle değerlendirmesi, sorunun en temelde bir kimlik sorunu olduğu gerçeğinin üstünü örtmek için başvurulan söylemlerdir.
4- Kürt sorunu bağlamında yürütülen inkar ve imha amaçlı tüm faaliyetlerin, akıtılan kanların, yaşanan göçlerin, faili meçhullerin ve dayatılan her türlü acının birincil sorumlusu devlettir.
5- PKK, Kürt sorununun bir parçası olmakla birlikte, esasında Kürt sorununun doğurduğu bir sonuçtur. PKK, şiddetin çözümü noktasında muhataptır; Kürt sorununun çözümü noktasında muhatap bütün kesimleriyle Kürt halkıdır.
6- Hükümetin çözüm çabası olarak deklare ettiği, ‘açılım’ süreci olumluluklar arz etmesiyle birlikte; AK Parti zihniyetinin resmi ideolojiyi aşamaması ve sistemi sorgulayamaması gibi handikaplar nedeniyle oldukça cılız ve zaaflı kalmıştır. Yükselen milliyetçi söylem karşısında oy kaybetme, tabanını yitirme gibi endişelerle, güvenlik merkezli söyleme geri dönülmüştür.
7- Son dönemde yoğunlaşan çatışmalar ve derinleşen şiddet sarmalı, sorunu salt güvenlik zafiyeti olarak gören ve akan kandan nemalanan milliyetçi-militarist odakların söylemini güçlendirmektedir. Çatışmaların tırmandırılması, sorunun çözümüne yönelik geliştirilen sivil çabaları ve özgürlükçü yaklaşımları boğmaktadır.
8- Birinci Dünya Savaşı sırasında tüm Ortadoğu emperyalist güçler tarafından işgal edilmiş, savaş sonrasında bu bölge sömürgeci devletler eliyle yeniden dizayn edilmiştir. Emperyalist güçler çekildiklerinde, geriye işbirlikçi iktidarlar ve ulus devletler bırakmışlardı. Bölgedeki Kürt sorunu, sınırları sömürgeci güçler tarafından tayin edilen İran, Türkiye, Suriye ve Irak devletlerinin, Kürt halkını yok saymaları ve inkar etmeleri üzerine şekillendirdikleri politikaların bir sonucudur.”
Kürt sorunun çözümü konusundaki öneriler şöyle sıralandı:
1- TSK, yürüttüğü operasyonları durdurmalıdır. PKK, eylemsizlik kararı almalıdır. Bununla birlikte PKK’nin silahı bırakması için gerekli şartlar sağlanmalı, ayrım gözetilmeden tüm siyasi tutuklular serbest bırakılmalıdır.
2- Cumhuriyet dönemi boyunca Kürtler'e yapılan tüm zulüm ve haksızlıklar için resmi düzeyde özür dilenmelidir.
3- Şüphesiz ki tüm diller, Allah’ın ayetlerindendirler. Bu nedenle Kürtçe üzerinde devam etmekte olan resmi, gayrı resmi tüm yasaklar, sınırlandırmalar kaldırılmalıdır. Anadilde eğitim başta olmak üzere Kürtçe, her alanda koşulsuz biçimde serbest bırakılmalıdır.
4- İlköğretim öğrencilerine okutulan ‘Andımız’ kaldırılmalıdır. Muhtelif yerlerde yazılan ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ gibi yazılar silinmelidir.
5- Başta vatandaşlık tanımı olmak üzere, anayasa ve sistemin bütün resmi literatürüne hakim olan Türklük esaslı dışlayıcı ve ayrımcı söylem terk edilmelidir.
6- İsimleri değiştirilen yerleşim yerlerinin eski adları tümden iade edilmelidir.
7- Bölgede çok yönlü sorunlara yol açan koruculuk sistemi derhal lağvedilmelidir.
8- Binlerce kayıp ve faili meçhulün akıbeti açıklanmalı, soruşturmalar ciddiyetle yürütülmeli ve sorumlular bulunup cezalandırılmalıdır. Köy yakma v.b olayların hesabı sorulmalıdır. Ergenekon yapılanmasının bölgede yaptığı hukuksuzluklar derinlemesine soruşturulmalıdır.
9- Yapılan operasyonlarda, seçilmiş Kürt siyasetçilerinin soyut suçlamalarla tutuklanmaları, halkın siyasi tercihine ipotek koymak anlamına gelmektedir. Kürt siyasetçilerin maruz kaldığı bu hukuksuzluğa son verilmeli ve tutuklular bir an önce serbest bırakılmalıdır.
10- Tüm siyasi mahkumların cezaevi şartları iyileştirilmeli, bu bağlamda Öcalan’ın cezaevi şartları da düzeltilmeli ve normal bir cezaevine nakli sağlanmalıdır. PKK da, Öcalan’ın yaşam koşullarını şiddete başvurmak için bahane kılmaktan vazgeçmelidir.
11- AK Parti Hükümeti BDP’yi görmezden gelen tavrından vazgeçmeli, BDP ile diyaloğa geçmelidir. BDP ise çözüme yönelik çaba sarf eden sivil siyasetin elini güçlendirici adımlar atmalıdır.
12- Bir bütünlük arz etmesi nedeniyle; Irak, İran, Suriye ve Türkiye’deki tüm Kürtlerin sorunlarının çözümü için çaba gösterilmelidir.
13- Başta Şeyh Said olmak üzere Kürdistan’da kıyam hareketlerine katılan önderlerin ve Saidi Nursinin mezarları tespit edilmeli, Şeyh Said kıyamının Diyarbakır ve Elazığ arşivlerinin açılması gerekir.
14- JİTEM'i hatırlatan özel ordu fikrinden kesinlikle vazgeçilmelidir.