Bursa’nın İnegöl ilçesinde geçen gün bir olay yaşandı. Gerekçesi her ne olursa olsun iki grup arasında bir kavga yaşandı ve yaralamalar oldu. Aklın ve mantığın yolu olaylara karışanların polise bildirilmesi ve gerekli yasal prosedürün uygulanmasıdır. Nitekim ilk etapta gerçekleşen de bu olmuştur.
Asıl sorun ve tehlike ardından yaşananlar.
Ardından gelişen mesele ise polis tarafından gözaltına alının Kürt kökenli vatandaşların İnegöl’de galeyana getirilen Türk kökenli vatandaşlar tarafından polisin elinden alınıp linç edilmek istenmesi.
Basından öğrendiğimiz kadarı ile polis buna izin vermemiş. Tabi adaletin tecellisini milliyetçi duygularıyla sağlamaya çalışanlar etrafa saldırmaktan geri durmamışlar. Karakola saldırıp, polise saldırıp araçları yakarak ortalığı dağıtmışlar.
Neden?
Kürtleri öldürmelerine polis izin vermedi diye.
Tabi orada bulunan Kürtlerin de boş durmayıp yol kapattığını da belirtmek gerekmektedir. Yani herkes kendi arasında belirlediği formatlara göre örgütlenip kendi bildiğini okumaya çalışınca ortalığın karışması da sağlanmış oluyor.
Olayların MHP mitinginden sonra gerçekleşmiş olması tesadüfî de olabilir bilinçli de orasına girmek gerekmiyor. Asıl önemle üzerinde durulması gereken olayların köken ve etnik çatışmalara dönüştürülmek istenmesi. Yani en tehlikeli olan Kürt ve Türk kökenli yurttaşların birbirlerine yaşam hakkı tanımama, bir birilerine yaşamı zehir etme ve birlikte yaşama olasılığını zora sokma girişimleridir.
Olayın detaylı inceleme sonucu gelmediği için ön yargılı olmamak adına şimdilik takınılan tavırlar konusunda değerlendirme yapmak için erken. Buna rağmen İçişleri bakanının olaya müdahale mantığın olumlu bulduğumuzu belirtmek gerekmektedir.
Aylardır elimizdeki bütün olanakları kullanarak Türkiye’de siyasal mekanizma tarafından çözümü mümkün olan sorunların çözümünü istiyoruz. Özellikle Kürt sorununun hassas olduğunu ve birçok kesim tarafından kaşındırılmak istendiğini vurguluyoruz. Türkiyenin belirli merkezlerinde toplumsal saldırılar düzenlenmek suretiyle toplumun provoke edilmek istendiğini vurguluyoruz. Bu söylemlerimizin ne kadar doğru olduğu çıkan olaylarda da görülmektedir. En ufak bir kıvılcımın olayları nasıl saman alevi gibi büyüttüğünü görmekteyiz.
İçişleri Bakanı Atalay;” Hiçbir yerde bu tür istismarlara, bu tür provokasyonlara müsaade etmeyeceğiz. Çok şiddetli gideceğiz üzerine. Özellikle bu halk oylaması sürecinde bu tür bazı şeylerin olabileceğini tahmin etmek zor değil. Tabii biz de o konular üzerinde hassasız.” diyor.
Bu hassasiyetin korunmasında büyük fayda bulunmaktadır. Aksi takdirde bu tür olayların ülkenin diğer yerleşim merkezlerine de sıçraması durumunda korkulanın başa gelmesi içten bile değil.
Birtakım çevrelerin bilinçli olarak yaptığı saldırılar karşısında sabır taşı bile artık çatlayacak durma gelmiştir.
Toplumsal hassasiyetleri sürekli olarak kontrol altında tutmanın mümkün olmadığını hesaplayarak gerekli önlemleri almak gerekmektedir. Bir musibet bin nasihatten evladır mantığını anlayıp tavır sergilemek gerekir.
Next