İnsan Hakları Derneği 2009 Şubatından beri sürdürdüğü kayıpların bulunması ve faillerini yargılanması etkinliklerine yeniden başladı.
Her toplumun demokratikleşme ve hak arama mücadelesinde karanlık dönemler bulunmaktadır. Bu karanlık dönemlerin sürerlileşmemesi ve bu dönemlerde yapılan kanun dışı uygulamaların ortaya çıkarılması için sosyal ve demokratik duyarlılık gerekmektedir.
Sistem ve kanun dışı çalışanlar nasıl sistematik bir şekilde bu hukuksuzluklarını sürdürme azmi göstermişlerse demokratik kesimlerin de aynı kararlılığı ve sahiplenmeyi göstermesi gerekmektedir.
İnsan Hakları Derneği insani bir görev bildiği etkinliklerini sürdürüyor. Demokratik bir mücadeleye inanan kesimlerden de destek bekliyor. Bu destek elbette kendisine ve yönetimine istenen bir destekten ziyade kayıp yakınlarına ve kayıpların kendisine gösterilmesi gereken bir destektir. Bu duyarlılığın gösterileceğini umuyoruz. Her cumartesi Gülistan caddesinde etkinlik gösteren kayıp yakınları ve İHD yönetiminin bu haftaki açıklamasını sizlerle paylaşıyoruz.
“Bilindiği üzere, İnsan Hakları Derneği Kurulduğu 1986 yılından buyana ülkenin demokratikleşmesi ve İnsan Haklarının korunması alanlarında tavizsiz bir şekilde çalışmalarına devam etmiş, çağdaş niteliklerde bir yaşam standardının yakalanabilmesi çabası ile mücadelesini sürdürmüştür.
Ülkemizin de dâhil olduğu Paris Şartlarını imzalayan ülkelerde Evrensel insan Haklarının korunması ve izlenmesi için devletin üzerine düşen görevler vardır. Bu görevlerden biri de İnsan Hakları alanın da etkinlik gösterecek bir İnsan Hakları Kurulunun oluşturulmasıdır. Mevcut durumda Başbakanlığa bağlı olarak oluşturulan ve çalışan il insan Hakları kurullarının istenen sonuca ulaşmadığını hepimiz çok iyi bilmekteyiz. Bu nedenle mecliste bulunan “İnsan Hakları kurum’unun” kurulması ile ilgili yasa tasarısının İnsan Hakları alanında görev yapan sivil oluşumların fikirlerine başvurulduktan sonra yasallaşmasında büyük yarar görmekteyiz.
Aynı hassasiyet “Ayırımcılıkla mücadele ve eşitlik kurumu” kurulması çalışmaları içen de gösterilmesini talep ediyoruz.
Son dönemde etnik, dini ve baka gerekçelerle derneğimize ulaşan şikâyetler de bu konulardaki hassasiyeti göstermektedir. (Cevat Sinet olayı)
Uzun bir süreden beri tutuklu bulunan Genel Başkan yardımcımız ve Diyarbakır şube Başkanımız Muharrem Erbey ve Siirt Şube Başkanımız Vetha Aydın hala serbest bırakılmamışlardır. Ne kaçma şüphesi nede delil karartma durumu olan arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmalarını talep etmekteyiz.
Son dönemde sıkı bir şekilde geliştirilmekte olan sudan gerekçelerle ifade alma ve ceza verme anlayışının demokrasinin gelişmesine, demokratik hakların kullanılması felsefesine hizmet etmediğini bu anlayışın değiştirilmesi gerektiğini hatırlatıyoruz.
İHD ve Yöneticileri meşru temelde mücadelelerini sürdürmeye devam edeceklerdir.
İHD olarak aylardır sürdürdüğümüz kayıplar bulunsun failler yargılansın eylem ve etkinliklerimiz devam etmektedir.
Şubat 2009 tarihinde Silopi deki ölüm kuyularının bulunduğu Sinan tesislerinde yapılan basın açıklaması ile başlayan süreç aralıksız devam etmektedir. Bir yılı aşkındır sürdürülen çalışmaların sonuçları bu alandaki durumu açıkça gözler önüne sermektedir. Ülkenin ne hale getirildiği ve nasıl idare edildiği yeraltından çıkarılan kemiklerden, Emekli General Sabri Yirbibeşoğlunun açıklamalarından, İtirafçı Abdulkadir Aygan’ın anlattıklarından, Kara Kuvvetleri Komutanı Eşref Bitlisin Suikastla öldürülmesinden açıkça anlaşılmaktadır.
İnsan Hakları Derneği ve İnsan Hakları savunucuları olarak;1990 ‘lı yıllarda değişik şekillerde yaşadıkları alandan alınarak kaybettirilen onlarca insanımızın akıbetlerini soruyoruz. Faillerinin bulunmasını ve adalet önüne çıkarılarak hesap sorulmasını talep etmekteyiz.
Yargı mekanizmasından bu konuya duyarlılık gösterilmesini beklemekteyiz. Kendi ülkelerinde kaybedilen insanların akıbetlerinin ortaya çıkarılması için girişimde bulunulmasını talep etmekteyiz.
Çünkü bizler biliyoruz ve inanıyoruz ki; Hakka, adalete, eşitliğe dayanmayan hiçbir sistem ve oluşum ilelebet sürdürülemez.
İHD Batman şubesi olarak Kürt sorununu demokratik zeminde çözümü konusundaki girişimleri desteklediğimizi deklere etmek istiyoruz. Bu anlamda Hükümet ile BDP arasında oluşan diyalog ortamını olumlu buluyor ve destekliyoruz. İç barışın sağlanması ve kalıcı ateşkesin oluşturulması için girişimlerin sürdürülmesini talep ediyoruz.
Bu anlayışla operasyonların durdurulması ve çatışmasızlık ortamının sürmesi için çağrımızı yeniliyoruz.”