Kurucu müdürlüğünü efsane eğitimci Gülpaşa Sezer’in yaptığı Batman Lisesi, 57 yaşında. Eğitimde en güzel günlerini yaşadığım o liseden mezun olan tüm dostları ve öğretmenlerimizi saygıyla anıyorum. Ebediyete uğurladığımız öğretmenlerimize de rahmet diliyorum. Hepsi kalbimizde…
Yeni eğitim-öğretim yılının ilk haftasındayız. 1970’lerde Liseli olmanın o zor ama güzel yılları film şeridi gibi gözümün önünden geçti. Batman Ortaokulu’nu da yine lisenin gölgesindeki eğitim yuvasında okumuştuk. Ortaokul 1. sınıfta okuduğumuz dönemde şapkayla eğitim yuvasının yolunu tutardık…

O LİSE…
Bir kişinin, bir şehirde birçok şeyi değiştirebileceğine bir örnek verilebilirse eğer; eğitimle ilgili, bu kişi Gülpaşa Sezer olur!
Onun Batman’ın eğitimine ve bizlere verdiği eğitimi unutmamak mümkün değil.
Eminim bizden önceki ve bizden sonraki nesil Gülpaşa Hoca’yı sevgi ve özlemle anacak hep.
Teşekkürler hocam.
Ülkenin hiçbir şehrinde Batman Lisesi kadar hareketli, dinamik ve bilinçli bir lise olmadığını rahatlıkla yazabiliriz.
Siyasal dalgalar Batman’a ulaştığında; haliyle bu hareketli ve dinamik öğrencilerin potansiyel sosyal bilinci, hemen siyasal bilince evrildi ve tüm ülkeyle anında bütünleşti.
Liseli öğrencilerin siyasal yetkinliği herkesi hayrete düşürmüştü o zamanlar.
Tabii çok üzücü olaylar da yaşandı ve lise tarihi hafızalara bir bütün olarak yerleşti.

EĞİTİMDE NE YILLARDI…
Evet, 1970’li Yıllarda liseli olmanın hem güzel yanı vardı hem de zorluğu.
1968-1974 Yılları arasında efsane müdür Gülpaşa Sezer’di.
Arkadaşlarımızla 1970’li yıllarda çamurlu yollarda Sanat Sokağı’ndan yürüyerek hem ortaokulun hem de lisenin yolunu tuttuğumuzda bir de Telekom Başmüdürlüğü bitişiğinde ‘Fakirhane’ dedikleri yerde kuru fasulye ile verilen pilavın tadına doyum olmazdı.
O eski lokantada sevgiyle pişen ve sevgiyle paylaşılan o mahalli yemekleri tatmak için bugün servet ödemeye hazır olduğunu bildiğim arkadaşlarım var… Ama çok geç.
Lisenin birinci sınıfında İkiztepe-Gırbereşk köyünden Metin Güneş, aslen Silvanlı Namık ve Batman merkezden Medeni ile aynı sırada otururduk.
Edebiyata o dönemlerde ilgi duymaya başladım.
Aynı zamanda dört arkadaşla da futbol tutkunuyduk.
1970’li Yılların ortalarında merhum ağabeyim Enver Arslan, Batman Doğuş Gazetesi’ni çıkarırdı.
Okuldan kalan zamanım matbaada geçerdi.
Haftada 2 gün ilkel koşullarla el dizgisiyle çıkardığımız gazeteyi okurlarla buluştururduk.
El pedalında gazetenin basımı bazen gece yarılarını bulurdu.
Yerel gazetecilik mesleği o yıllarda ruhumuza işlemişti.
Okula gazeteyi getirdiğimde önce yanımda oturan arkadaşlarım Metin, Namık ve Medeni göz atardı.
Sonra da edebiyat öğretmenimizin masasına bırakırdık.
Akyürek’te halen yaşamını sürdüren fedakar eğitimci Candar Toprak, az da kahrımızı çekmedi.
Hepimize edebiyatı sevdirmeye çalıştı.
O bize ilham kaynağıydı.
Candar Hoca’nın bir de futbol tutkusu vardı.
Akyürek Mahallesi’nde kurdukları Toprakspor, 1970’li yıllarda diğer mahallelerdeki mahalli takımların korkulu rüyasıydı.
O ekipte kimler forma giymedi ki…
Formayı giyenlerin yarısından çoğu aramızda değil.
O güzel insanları da rahmetle anıyoruz.

HACIOĞLU’NUN O KÜÇÜK IZGARA SALONU
Batman Lisesi’nin eski girişinde, günümüzde kamelyaya dönüştürülen o küçük kulübe benzeri yapı, Hacıoğlu’nun küçük ızgara salonuydu.
Şimdilerde tantuni diye bilinen ızgara benzeri kebap ve arada sırada da ciğeri de ekmek arasına koyup satan Hacıoğlu, bir yerde Batman Lisesi’nin aşçısı sayılırdı.
Çoğu öğrenci öğle yemeğini Hacıoğlu’nun salonunda yerdi.
Aslında küçücük bir büfeydi ve salonu da yoktu ama öğrencilerin talepleri o kadar yoğundu ki haliyle salon havası oluşuyordu.
Hacıoğlu’nun tezgahında yükselen kebap ve ciğer dumanı mis gibi etrafa yayılırdı.
O tadına doyum olmayan ızgarayı yemek için harçlığı olmayan öğrenciler bile arkadaşlarından ödünç para alır, Hacıoğlu’nun ızgara çeşitlerini tadardı.
Cam bardakta büfe önünde sıcak sohbet eşliğinde çay içmenin zevkini de hem anmış hem de hatırlatmış olalım.
Eylül’de başlayan okula Haziran’da veda ederdik.
Batman Çayı’na komşu olan İkiztepe-Gırbereşk’ten gelen Metin Güneş’i 12. Cadde’nin sonu sayılan Bağlar Mahallesi’nin kavşağında bekler, sonrasında ‘Tabana kuvvet’ deyip soluğu Batman Lisesi’nde alırdık.
Metin, o dönemlerde liseye gitmek için günde ortalama 15-20 kilometre yolu yaya katederdi.
Yağmur, kar demeden Batman Lisesi’nin yolunu tutardık Metin, Medeni ve Namık’la.
6 Edebiyat B sınıfının ele avuca sığmayan öğrencilerinden biri de Metin Güneş’ti.
Herkesin ‘Mala Tirka’ diye bildikleri Güneş ailesi, Batman Çayı etrafındaki arazilerinin çoğuna pamuk ve tütün ekimi yaparlardı.
Varlıklı aile olan Güneş’lerin mütevazı ve alçak gönüllü oluşları takdir edilirdi.
LİSENİN SOKAĞINDAN GEÇERKEN
Batman Lisesi ile Kız Meslek Lisesi karşı karşıyaydı.
Yarım asır öncesinin Batman Lisesi’nin o tarihi binası yok ama karşısındaki Kız Meslek Lisesi’nin eski binası hala dimdik ve yıllara meydan okuyor.
Çarşı Mahallesi’nin ilk muhtarlarından ‘Şexo Merre’ lakaplı Şehmus Tunç’un yeğeni Münir Tunç, namı diğer ‘Muniro’, o dönemlerden beri hayvan severdi.
Kız Meslek Lisesi’nde okuyan öğrencilere hava atmak için köpek sürüsünü arkasına alır, iki lisenin arasında turlardı.
Münir Tunç, sevilen bir isimdi.
Kimseye zararı yoktu.
Tunç ailesinin çoğunun terk ettiği çarşıda Münir halen 703. sokakta yaşamını sürdürüyor.
Lise Caddesi’nden geçerken durup hem lisenin eski bahçesini izledim hem de Kız Meslek Lisesi’ni…
Yukarıda da değindik, lisenin o eski binası yok.
Yerinde öğrenciler için yapılan halı saha var.
Sadece Batman Lisesi’nin tabelası duruyor.
Bir zamanlar lisenin adı da değişti ama sağ olsun, var olsun, bu lisenin eski mezunlarından Kırklareli Vali Yardımcısı Hasan Tanrıseven’in ve bir grup mezunun tekrardan Batman Lisesi ismi için verdiği mücadeleyle lisenin eski tabelası okul ihata duvarına asılmış.
Batman Lisesi’nin hemen karşısındaki Kız Meslek Lisesi’nin binasının dış cephesi hala Sovyetik sarı boya tarzıyla duruyor.
1970’lerden geriye buruk bir acı kalmış o güzergahta.
Bir anda o günleri yaşar gibi oldum.
Sınıftaki arkadaşlarımı anımsadım.
Kısıtlı imkanlar olsa da o lisede geçen gençliğim ve yıllarımı hatırladım.
Lisenin bölgesindeki ağaçlardan düşen yaprakları seyrederken bir garip umut ve hüzün aynı zamanda doldu içime.
Evet, Eylül bizim için hüzün değil aslında kavuşmaların adıdır.
“Ne o? Okudukça özlediniz arkadaşlarınızı, öğretmenlerinizi, lisenizi ve o eski günleri değil mi?” diyen Ahmed Arif, yanı başımızdaki Diyarbakırlı gazeteci ve şairdi.
1991’in Haziranında yaşama veda etmişti Ahmed Arif, bize şiiri yürekten sevdiren o büyük şair Ahmed Arif.
Bir eğitim-öğretim yılına daha başladık ama o liseden geçen günler bir başka güzeldi.

Batman Lisesi’ni de 1970’li yıllarda Türkiye’nin sayılı liseleri arasına sokmayı başaran efsane Müdür Gülpaşa Sezer’i saygıyla anıyoruz.
Bize lise diplomasını veren Musa Yelken hocamız, edebiyat öğretmenimiz Candar Hoca’ya da ne kadar teşekkür etsek yeridir.
Özetle; Batman Lisesi’nin 1970’li yıllarını, çoğu camsız pencerelerini, siyasal kavgalarını, aşklarını ve kadim arkadaşlıklarını çok ama çok özledik.
Sağlıkla kalın.
Next