Gazetecilik ya da basın demokratik toplumların vazgeçemeyecekleri bir alan. Çünkü vatandaşların haber alma, olup bitenleri öğrenme ve seslerini duyurması bu alanın çalışmaları ve özgürlükleri ile bağlantılı. Hal böyle olunca da konunun önemi artıyor. Bu nedenle kuvvetler ayrılığının bulunduğu yerlerde dördüncü güç olarak basın gösterilmektedir.
Bu öneme rağmen basın haber ve yorumlarını yaparken belirlenmiş kriterlere uymak zorundadır. Gazeteciler ve gazeteler militan değil haber sağlayıcılardırlar ve mesleğin temel ilkelerine göre hareket etmek durumundadırlar. Haber yaparken doğru bilgi neyse onu okura aktarmak temel görevdir. Duygularını veya düşüncelerini habere katamaz. Yorumlarını gerçekleştirirken de neyin yorum neyin haber olduğunu ve kaynaklarını iyi değerlendirmek zorundadır. Bunları yaparken elbette kullandığı dile de dikkat etmek durumundadır. Çünkü basın mensuplarının görevleri insanları kamplara ayırmak, bölmek, kutuplaştırmak değil onları doğru bilgilendirmek ve mümküne doğru yönlendirmekten ibarettir.
Bu nedenle gazeteci bir devlet lideri gibi, bir siyasetçi gibi veya başka grup liderleri gibi hareket edemez. Basın meslek ilkelerine uymak, insan haklarını riayet etmek zorundadır. Birilerini kollarken diğerlerini dışlamak, ötekileştirmek gibi bir görevle görevli değildir.
Ancak son zamanlarda birazda belli görüşe sahip insanların gazeteleri ve yayın organlarını kendi görüşleri doğrultusunda kullanmak için satın almaları ile bu durum daha da içinden çıkılmaz hal almaya başlıyor. Ülkede artık basın ve yayın organları da siyasi kamplaşmalar gibi gruplandırılmaya ve isimlendirilmeye başlandı. Önceleri ana akım medya ve benzeri nitelendirmeler varken şimdi Havuz medyası (iktidar yandaşı),Paralel medya (fethullahçılar),Muhalif medya, Özgür medya(Kürt medyası) gibi adlarla ortaya çıkan grup ve isemler bulunmaktadır.
Özgür basın ve özgür habercilikte hangi alanda veya grupta bulunuyorsak bulunalım doğruları okuyucuya aktarmamız gerekiyor. Kullandığımız dilin de barışın dili olması gerekiyor ki toplumun bir bütün olarak kalmasına fayda sağlanmış olsun.
Peki uygulamada durum böyle mi?
Hayır değil. Bunu iki örnekle dillendirelim. Biri mezarlıklar konusunda Ülkenin batı yakasında duble yol çalışması sırasında yolun mezarlıktan geçmesini protesto eden halkın haberi veriliyor. Durum mezarlık protestosu olarak veriliyor ve vatandaşın haklı isyanı dile getiriliyor. Devletin mezarlıklara sahip çıkması geçmişe saygı duyması gerektiği belirtiliyor. Aynı durum ülkenin Doğu yakasında da gerçekleşiyor. Devlte PKK’lılara ait mezarlıkları bombalıyor. Haber gazetelere mezarlığın bombalanması değil de mezarlıkta silah bulundu şeklinde veriliyor ve bu yapılan saldırı haklılaştırılıyor. Oysa mezarlıklar kime ait olursa olsun insanların değer yargılarında kutsallığa ve saygınlığa tabidir. Bu nedenle korunması gerekiyor. Eğer bir suç unsuru varsa bu suç unsurunun ortadan kaldırılması gerekiyor mezarlıkların veya mezarların değil. Ölüleri bombalamak hiçbir etik değere sığmaz.
Bir başka haberi de örnek vererek değerlendirmeyi sizleri bırakalım. Geçen hafta Kıbrıs’a su verilmesi törenleri yapıldı. Bu proje Kıbrıs’ta protesto edilmiş.”Getirdiğiniz su götürdüğünüz canları temizleyemez” pankartı ile yapılan yürüyüş haberinde kullanılan başlık da şöyle; ”Nankör Kıbrıslılar da var Anavatandaki hainler gibi”
Türkiye'den KKTC'ye içme suyu projesi protesto edildi
KKTC'de bazı parti, sendika ve sivil toplum örgütleri, bugün, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçiliği önünde protesto eylemi düzenledi.
17 parti ve örgütün destek belirttiği eylemde,Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın adaya gelişiprotesto edildi; sloganlar atıldı. Polisin geniş güvenlik önlemi aldığı eylemde örgütlerin Büyükelçilik kapısı önüne kadar ilerlemesine izin verilmedi.
Eylemde örgütler adına konuşan Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Genel Sekreteri Şener Elcil, barışa ulaşmanın ancak mücadele ve kavgayla mümkün olabileceğini savunarak, kendileriyle birlikte Türkiye ve dünyada da barışseverlerin mücadelesini sürdürdüğünü söyledi.
Lefkoşa Çağlayan Park’ta toplanan demokratik kitle örgütleri, sendikalar ve siyasi partiler, elçilik önüne yürüyüşe geçti. “Getirdiğin su götürdüğün canları temizleyemez” pankartı ile yürüyen kitle, AKP hükümeti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan aleyhine sloganlar attı.
Eylemde konuşan Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Genel Sekreteri Şener Elcil,“Arkadaşlarımızı ve yoldaşlarımızı katleden, Güneydoğu’da kendi çıkarları için insanlara kıyım yapan, Kıbrıslı Türklere her fırsatta hakaret eden bir diktatörün getirdiği suyu istemiyoruz” dedi.
Elçilik önünde polis barikatı ile karşılaşan kitle, ortak basın açıklamasını okudu. Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Genel Başkanı Semen Saygun’un okuduğu açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Bugün adamızda bazı yabancılar var. Bu yabancıları misafir olarak tanımlayamayız çünkü bugün kendilerinin ev sahipliğinde Kıbrıslı Türk siyasilerin sadece davetli oldukları bir açılışı adamızda gerçekleştiriyorlar. Yani, daha önce bizlere ‘besleme’ diyen, her fırsatta aşağılayan bu yabancılar bugün bir kez daha bizleri aşağılamak üzere adamızda bulunuyorlar."
"Hem de ekolojik bir felaketi beraberinde getirebilecek ve belki de ‘asrın faciası’ olarak anılabilecek bir projeyi onuncu kez açmak için adamızda bulunuyorlar. Bizlere siz kendi kendinizi yönetemezsiniz. gelen suyu da yönetemezsiniz diyerek buradalar. Onların ifadesi ile bizleri “göbekten” kendilerine bağlayarak daha fazla bağımlı kılmak için adamızda bulunuyorlar. Kendi ülkelerindeki seçim çalışmaları kapsamında şov yapmak için adamızda bulunuyorlar."
"Bu yabancıların bizlere reva gördükleri artık bizleri şaşırtmıyor. Değil bizi, kendi haklarından insanları iktidarları uğruna katledenler bunlar. Diyarbakır’da, Suruç’ta ve daha geçen hafta Ankara’da demokratik hakkını kullanıp kendisini ifade eden 100’ün üzerinde insanın bombalarla öldürülmesinden sorumlu bu yabancılar."
"Bugün burada hem yasta, hem de isyandayız. Öldürülen gençler ve emekçiler için yasta, bizlere ve Türkiye halklarına reva görülenler için ise isyandayız. Açıklamanın ardından, Ankara'daki terör saldırısında hayatını kaybedenlerin anısına havaya 100 siyah balon bırakıldı.”(En son haber sitesi17.10.2015) Bu haberden bu başlığı çıkarmak mümkün mü bilemedik.
Next