Tarihte Altın Hilal olarak bilinen topraklarda ya da diğer adıyla Mezopotamya’nın verimli topraklarında Nebi Nuh’tan beri değişik kavimler yaşamış ve yaşamaya devam etmektedir. Ancak bu topraklarda hiçbir zaman savaş ve ölüm eksik olmadığından olacaktır ki bu diyarlarda yaşayanları sürekli göç etmiş veya göç etmek zorunda kalmışlardır.
Bu göç ettirme nedenleri bazen çıkar bazen din bazen kavmiyetler adına yapılmıştır ancak değişmeyen tek şey baskı ve göç olgusunun varlığını sürdürmesi olmuştur.
Bazen güçlü olan işgalciler, bazen yerel göç sahipleri, bazen Mirlikler, bazen aşiret yapıları bu baskıların nedenleri veya uygulayıcıları olmuştur.
Doğaldır ki bu durum bizde de yaşanmıştır. Özellikle din olgusu gerekçe gösterilerek bölgenin kültürel zenginliğini oluşturan birçok kavim ve dine mensup insanlar koşulların olumsuzluğu nedeniyle memleketlerini terk edip başka diyarları göç etmişlerdir. Bazılarının da gönüllü olarak memleketi terk ettiğini belirtmemiz gerekiyor. Hakkâri yöresinden yaşayan Süryaniler, Mardin yöresinde yaşayan gayri Müslimler memleketi terk edenler arasında sayılabilir. Bir de bizim ilimizde de yaşamış ve halen yaşamakta olan Ezidiler var elbet.
Ezidilik kendisine has özellikleri olan ve bölgemize ait olan orijinal bir inanç biçimi. Değer yargılarının İslam felsefesi ile uyuşmamasının dışında özellikle Şeyh Adi’nin doktrinleri ile zenginleştirilmiş bir inanç. Ancak ne yazık ki dönemsel olarak baskı altına alınmış ve dışlanmış bir inanç olarak mensuplarına sıkıntıya neden olmuş bir inanç. Birkaç yıl öncesine kadar horlansalar da bu dinin mensupları günümüzde artık bir zenginlik olarak görülmekte ve genel olarak kabul görmektedirler.
Ülkedeki sorunlar nedeniyle ve / veya baskılar nedeniyle çoğu Avrupa’ya gitmiş olan İlimizde yaşamış olan Ezidilerin bir kısmının memlekete gelmek için girişimlerde bulundukları bu çerçevede eski yerleşim yerlerine geri dönmeye çalıştıkları belirtilmektedir. Bu konu ile ilgili olara en son Gazetemizde çıkan haber şöyleydi;
“KÖYLERİNE DÖNMEK İSTİYORLAR
1980 darbe sonrasında Avrupa’ya göç eden Batman’ın Beşiri ilçesindeki Ezidiler, uzun bir aranın ardından ‘tersine göç’e hazırlanıyor. Bir dönemler 5 ila 10 bin arasında olan Beşiri yöresindeki Ezidiler, emanet bıraktıkları köylerine dönebilmenin startını verdi. 1992 yılında çevredeki köylere emanet bıraktıkları Kuşçukuru (Kelhok) köyünde 10 bin dönümlük arazilerinin yarısından çoğunun tapulu olduğu ve bir bölüm hazine arsasına da zilyetlik vergi ödediklerini anımsatan Ezidi ailelerinden Baran ve Erkiş aileleri; “Köyümüzü emanet bırakmıştık. Şimdi de dönüşe hazırlanıyoruz. Daha önce burada görüştüğümüz bazı çevrelerde dönüş konusunda bize her türlü destek sözü vermişti. Fakat bazı olumsuzluklar kulağımıza geliyor. Bu engelleri de sağduyulu kesimin desteğiyle aşacağımıza inanıyoruz” dediler.
KÖYLERİN TAPULARI ADIMIZA KAYITLI
Emanet bıraktıkları köy ve arazilerinin tekrar kendilerine verilmesi konusunda anlayış beklediklerini söyleyen Kelhoklu Baran ve Erkiş ailelerinin temsilcileri şöyle konuştular; “Bizlerin Avrupa’dan dönüşü konusunda Batman’ın önceki Valilerinden hep destek vaatleri gündeme geldi. Almanya’daki bazı Ezidi aileleri dönüş yaptı. Hatta viraneye dönüşen bazı köylerde modern binalar yapıldı. Uzun bir süredir ayrıldığımız topraklarımıza tekrar dönmek istiyoruz. Tersine dönüş konusunda kararlıyız. Önümüze bazı engellerinde konulacağının farkındayız ama tapuları halen bizde olan arsa ve köylerimizin artık bize verilmesini bekliyoruz. Yıllarca arazilerimizi ekmedik. Köylerimizden uzak kaldık. Artık köylerimize dönmenin zamanıdır. Bu konuda bize destek sözü veren İl yöneticilerinin de yanımızda olmasını bekliyoruz.”
Bu konuda şu belirlemenin yapılmasının gerekli olduğuna inanmaktayız. Ezidiler bizim kültürel zenginliğimiz ve bu toprakların asil unsurlarındandırlar. Dolayısı ile bir Haksızlığa uğramaları hiç kimse tarafından tasvip edilemez. Ancak Ezidiler, Ezidilik konusundaki pozitif ayırımcılıklarını kullanarak bir haksızlığa da yol açma durumuna düşmemeye dikkat etmelidirler. Hak neyse onun olması için herkes çaba göstermeli yoksa haksız durumdayken ezilme ve baskı gerekçelerine sığınarak başkalarına yönelmenin de doğru olamayacağının bilinmesi gerekir.
Next