Bir önceki yazımda TBMM’ye gittiğimi belirtmiştim. Milletvekillerimiz Ahmet İnal’dan sonra ikinci röportajımı Emin Ekmen ile yaptım.
Sayın İnal’ın gerek Batman ve gererse de yurt çapında gerçekleştirmiş oldukları faaliyetlerin aynısını Emin Ekmen’de anlattı ve ben bunları önceki yazımda yazmış olduğumdan Sayın Ekmen’in dile getirdiği farklı konuları yazmayı uygun gördüm.
- Bütçe görüşmeleri yüzünden uzun saatler TBMM’de kalıyorsunuz galiba.
Ortalama sabaha karşı 03-04 civarı çıkıyoruz görüşmelerden. Ancak bazen sabah 06’ya kadar da görüşmeler devam edebiliyor.
- Çok yoğun bir programınız var. Gerek TBMM çatısında ve gerekse de seçim bölgenizde. Bu biraz yıpratıcı olmuyor mu?
Buradaki yoğunluğumuzu gördünüz. Memlekete döndüğümüzde de aynı şekilde yoğun çalışıyoruz. Sorunları dinliyor, aksayan hizmetleri tespit etmeye çalışıyoruz. Parti çalışmalarına katılıyoruz. Taziyeler var. Eş, dostta ilgi bekliyor.
Çocuğunun sınıfta bırakılarak mağdur olduğunu iddia eden Selim Bey ile ilgili Milli Eğitimde görevli bir Memuru aradı ve konu ile ilgili bilgi istedi
 - Telefonların biri bitiyor, öteki başlıyor.
Bir insan günde kaç saat telefonla görüşebilir? Sağlığımızdan oluyoruz. Ama öte yandan işlerin yürütülmesi de gerekiyor
- Sizin farklı bir kişisel yapınız var, bunu biliyoruz. Çok yoğun temponuza rağmen insanların sorunlarına duyarlılığınız bu kişisel yapınızın bir gereği. Örneğin, taş atan çocuklar yasasından tutun da, TPAO’da çalışan mevsimlik işçilere ve hatta İl Sağlık Müdürlüğü Müteahhit Personellerine kadar sizin bir dizi katkılarınız inkar edilemez. Şimdi de SİLİKOZİS hastalığı sebebiyle ölmekte olan insanlarla ilgileniyorsunuz.
Amacımız halkımıza faydalı olabilmek. Mağduriyeti giderilmiş tek insan bile olsa önemlidir. SİLİKOZİS hastalarının durumu çok ama çok acı. Bu bir hak ihlali, bir işsizlik meselesi değil. Çok daha hayati bir konu. Öyle ki bir önceki görüşmemde olan bireyler şu anda Hakkın rahmetine kavuşmuş durumdalar. Bu gün görüşme yapacaklarımda 3-4 ay sonra hayatta olmayabilirler. Çünkü ortalama 3-4 aylık bir ömürleri var.
- Dehşet bir şey. Nedir bu hastalık ve nasıl bulaşıyor?
Kot taşlama işçilerinin yakalandığı bir hastalık bu. Taşlama yaparken hijyenik ortamda çalışmadıklarından ötürü toz yutarlar ve bu tozlar akciğerlerde taşlaşma meydana getirir. Amansız bir hastalık. Allah kimsenin başına getirmesin. 
- Sizden ne gibi bir talepleri var? Zaten ömür dediğimiz sermayelerini de yitirmişler.
Bu insanlar kendi adlarına bir şey istemiyorlar artık. Ancak ailelerinin, vefatlarından sonra güvence içinde olmalarını istiyorlar. Yani tüm SSK’ları yatırılmış gibi öldükten sonra eşlerinin ve çocuklarının emekli maaşı almalarını talep ediyorlar.
- Bu çok acı bir şey. Kaç kişiler?
Şu anda 30 kişiler. Taleplerini dinlemek ve elden geldiğince bir şeyler yapmak için kendileriyle görüşmeye gideceğim
Kot taşlama işçilerinin yakalandığı amansız hastalık SİLİKOZİS
Emin Ekmen Silikozis hastalarıyla ilgilenmek için müsaade istedi. Ancak bu arada olanları da sizlerle paylaşmak istiyorum.
* Milli Eğitimde çocuğu büyük bir mağduriyet yaşayan Baba ile ilgili Milli Eğitimde görevli bir Memuru aradı ve konu ile ilgili bilgi istedi. Konu müfettişlerce incelemeye alınmıştı.Ancak Emin Ekmen yine de konunun takipçisi olacağını söyledi. Bizde öyle.
* Batman’a yatırım yapmak isteyen İstanbul’da yaşayan bir Müteşebbis kendisini aradı. Sayın Ekmen konuyu takip ettiklerini ve en kısa zamanda Batman’da faaliyete geçebilecekleri müjdesini verdi. Bizim işsizlere iş-aş kapısı demek.
* Röportaj yaparken çekilen resimler eş zamanlı olarak Twitter’da yayınlandı. Emin Bey’in Danışmanı Batmanlı Avukat Ebubekir Bey Twitter’a üye olmamın ne gibi faydalar sağlayabileceğini çarpıcı örneklerle anlatıyordu. Mesela Wikileaks örneği.
Daha önce de davet edilmeme rağmen bu ilk gidişimdi Türkiye’nin Beyaz Saray’ı TBMM’ye. Orada gördüğünüz insanlar bu Ülke’nin kaderini tayin ediyorlardı. Büyük bir iş ve sorumluluk. Bunda bizim de payımız var.
Televizyonlarda izlediğimiz bakanlar, milletvekilleri, eski bakanlar bir bakıyorsunuz yanınızdaki koltuğa oturuvermiş. Kendilerini daha önce bu kadar yakından tanıma fırsatı bulmadığımız parlamenterleri yakınımızda görmek, hal ve hatır sormak insanı gerçekten etkiliyor. Başta Abdülkadir Aksu ve Nimet Çubukçu olmak üzere bir çok siyasi ile tanışma ve görüşme fırsatım oldu (insanın kendisi sınıf atlamış gibi hissetmesine sebep oluyor:))
Toparlayacak olursak, her iki Milletvekilimizde çok yoğun bir programın ortasında olmalarına rağmen memleketlerinden gelen bir Gazeteci ile yakından ilgilenerekten Özgür Basına değer verdiklerini ve misafirperverliklerini göstermiş oldular.