Sevgili okurlar, sizler çok iyi bilirsiniz ki yazılarımda asla halklar ve bölgelerarası ayırımcılık yapmam… Ama ne yazıkki bazı TV ve gazeteler, halklar ve bölgeler arasında ayrımcılık ve nifak tohumlarını ekmeye bayılmaktalar…
Örneğin Bilge köyü vahşeti ile ilgili yapılan yorumlarda bazı köşe yazarları, sosyolog ve terör bilimcileri bu sözkonusu katliamı bölgeye ve tüm Kürtlere mal etmeye çalıştılar… İşte benim itirazım buraya… Türkiye genelinde olup biten tüm istenmeyen olayları Kürtlere ve Doğu’ya mal etmeye çalışanlara fena halde içerlemeye başladım.
İşin gerçeğinde ise Doğu’yu bu hale getiren koruculuk sistemi ve aşiretçiliği ön planda tutan TV dizileri değildi nedir? Doğu halkı ülkesine her zaman bağlı kalan bir halktır. Tarihe bakarsanız bunu görürsünüz. Birileri doğuyu karalamaya çalışıyor. Oysa Doğu ve Güneydoğu’ya ön yargılarla gelen kamu kurum görevlileri büyük üzütü ve sıkıntı içerisinde gelmekte, hatta bazıları istifa edip gelmemekte! Ama görev süresi dolanların çoğu da gitmemek için elinden geleni yapmaktadır.
Yani anlayacağınız önce buraya geldikleri için ağlıyorlar, daha sonra ayrıldıkları için…
Çünkü, doğu halkı medyada lanse edildiği gibi değildir. Doğu halkı bir lokma ekmeğini bile misafiriyle paylaşır. Yani bu halk bu kadar mert, misafirperver olmasına rağmen medyanın bu karalamalarını haketmiyor. Alın size batıda yaşanmış bazı istenmeyen olaylardan örnekler;
Kesikbaş cinayeti, Barış elçisi Bakka Pica olayı, İstanbul’daki silahlı çatışmalar, sayısız gasplar, şehir magandacılığı, mafya ve dolandırıcıklar, Antalya’daki turist cinayetleri ve buna benzer nice kötü örnekler… Peki biz bütün olan biten kötülükleri Batı’ya ve Türklere mi maledelim. Asla öyle bir şey olamaz. Her yerin iyi ve kötü insanları vardır. Bunu bir halka ve bir bölgeye mal etmek doğru değildir.
Sanki sözkonusu yazar ve çizerler Güneydoğu’dan hep felaket haberlerini gözlemekteler… ‘Allahım yine Güneydoğu’da bir olay olsun’ ki, Kürtleri ve Güneydoğu’yu yine malzeme konusu yapıp karalayayım. İşte bu yapılanlanlar ve karalamalar gazeteciliğe ve aynı zamanda vatanseverliğe sığmaz. Biz o vahşeti küçümsemiyoruz ama en küçük bir olayda bile karalamaların hedefi de olmak istemiyoruz.
Unutulmamalıdır ki, ’ülke’ bir beden gibidir. O beden nereden acı duyarsa tüm vücut o acıyı içinde hisseder… Bundan dolayıdır ki,Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi birlik olup birbirini yüceltmeli ve insani haklarımıza saygı duymalıyız. İşte ancak o zaman bu ülke her türlü kaza ve beladan kurtulur…
İşte iki yüzlü TV kanallarının bazı başlıkları;
’İmamın köy çocuklarına verdiği eğitim’, ’İmamın bölgedeki hizmetleri’
Buradaki çelişkiyi bilmem fark edebildiniz mi?
Bu bu imam ’vahşet’tenh önce görevde değil miydi?
O imam ancak öldükten sonra gündeme gelebildi…
İmam aylar öncesinden Doğu’daki vatandaşlarla yaşamıyor muydu?
Sözüm ona medya grupları daha önce imamın bu çalışmalarını göremez miydi?
Ama biz hep, güzellikler sonradan fark edilir ya…
Ya da birilerinin işine öyle geliyor…
Bizi ’öcü’ olarak gösteren yayın organları, bu halktan özür dilemelidir…
Next