Türkiye 15 Temmuz günü bir darbe girişimine sahne oldu. Darbe girişimi Türkiye demokrasisine inanan vatandaşlar ve yapılar nedeniyle başarısız olunca darbeciler “hain” darbeye uğrayanlar “Kahraman” oldu. Eğer Allah korusun tersi olsaydı darbeciler “kahraman” millet “mağdur ve esir” demokrasi “mevta” olacaktı.

Lakin şunu belirtmemiz gerekiyor ki her halükarda Türkiye bu girişimden ciddi zararla çıkmıştır. Darbecilerin başarısızlığı ve milletin direnişi her ne kadar moral kaynağı olsa da bu süreçte bile TSK içerisinde en üst rütbelere kadar çıkmış olan askerlerin demokrasi dışı yöntemlerle yönetime el koyma teşebbüsünde bulunuyor olabilmeleri üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Darbe girişiminde bulunanlar TRT aracılığı ile kamuoyuna özetle şu açıklamayı yaptılar.

“Yönetime el konulmuştur.

Devlet yöneticileri gaflet dalalet içindedir.

Ülke yurt dışında itibarını kaybetmiştir.

Bu ahval şerait altında yurtta sulh cihanda sulh ilkeleri doğrultusunda, cumhuriyetin kazanımlarını kaybettirmemek, temel insan haklarını, meslek, etnisite gözetmemeksizin, devletin yeniden tesisi için yönetime el konulmuştur.

Nato'yla ilgili hususlar yerine getirilecek,

Yönetimde yer alan grup yönetimden el çektirilmiştir.

Devlet düzeni için her türlü tedbir alınmıştır. 

Hiçbir ayrım yapılmaksızın tüm yurttaşların ifade özgürlüğü Yurtta Sulh Konseyi'nin teminatı altındadır. 

Sokağa çıkma yasağı ilan edildi. İkinci bir emre kadar sokağa çıkılmayacak.

Yurtta Sulh konseyi her türlü tedbiri alacaktır...”

Buna karşılık cumhurbaşkanı Erdoğan CNN Türk yayınına telefonla katılarak vatandaşların darbecileri dinlememelerini istedi. Cumhurbaşkanı;”  "Tüm milletimizi illerimizin meydanlarına davet ediyorum, milletçe meydanlarda toplanalım, toplarıyla, tanklarıyla ne yapacaklarsa yapsınlar" dedi. 

Bu açıklamalardan sonra vatandaşlar sokaklara çıkarak yasağı dinlemediklerini ortaya koydular.

ÖZGÜR BASININ ROLÜ

Bu darbe girişimi sürecinde de özgür basının rolü ve basın ve ifade özgürlüğünün ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Havuz medyası olarak adlandırılan medya tarafından ve bir kesim tarafından sürekli eleştirilen CNN ve Kanal D gibi Televizyon kanallarının canlı yayınla demokrasiden yana ortaya koymuş oldukları tavırları bu eleştirilerin ne kadar haksız olduğunu da ortaya koyması açısından önemlidir. Bu televizyon kanalları stüdyoları askerler tarafından basılıp yayınları kesilinceye kadar son saniyeye kadar yayınlarını canlı olarak sürdürmüşlerdir. Bu sayede hem hükümet üyelerinin ve cumhurbaşkanının halka seslenmelerine olanak tanınmış hem de milletin darbecilere inanmaması sağlanmıştır.

Gelelim işin faturasına…

Başbakan Binali yıldırım tarafından Adalet bakanı, İçişleri bakanı, Milli Savunma bakanı ve Genelkurmay başkanı ile birlikte yapılan basın açıklamasından verilen bilgilere göre girişimin bastırılması sırasında;

161 vatandaşımız yaşamını yitirmiş

1440 vatandaşımız yaralanmıştır.

Başka kaynaklar tarafından yapılan açıklamalarda ise en az 265 vatandaşın (asker, polis, darbeci) öldüğü iki binden fazla da yaralı olduğu belirtiliyor.

Fatura sadece bu değil elbet. Bu darbe girişiminin detayları ortaya çıkmaya başladıkça ülke olarak ödenecek fatura da yükselecektir. Doların ve Altının bir anda yüzde 5-6 oranında artışı vatandaşın hemen dikkatini çeker yalnız sosyal ve siyasal olaylarda tablonun net olarak ortaya çıkması biraz zaman alır.

Mesela darbe ile ilişkili olarak aralarında generallerin de bulunduğu 3000 civarında Askerin gözaltına alınması ve büyük bir bölümünün tutuklanması gibi

Mesela 3000 civarında hâkim ve savcının görevlerinden uzaklaştırılması ve bir bölümünün tutuklanması gibi

Mesela adli tatilin iptal edilerek yargılama ve takibatlar için yargının göreve çağrılması gibi…

Ancak bunlardan daha önemli olan bir konuya da dikkat çekmek gerekmektedir. Bütün ülkede siyasi görüşleri ne olursa olsun bütün kesimlerin ortak bir şekilde karşı çıkarak tanımadıkları darbe girişimi karşısında kazanılmış olan demokrasi başarısının kimse tarafından kendi lehine ve demokrasi aleyhine kullanılmaması çok önem arz etmektedir. Evet, vatandaşlarımız demokrasi dışı darbeci girişimleri desteklememektedirler ancak aynı şekilde vatandaşlarımız demokrasi ile izahı olmayan baskı ve tavırları da kabul etmemektirler.

Emir almaktan başka suçu olmayan 20 yaşındaki erlerin linç girişimine uğramış olmaları ve bu linçi gerçekleştiren kesimlerin ortaya koydukları tavırların demokrasi ve insan hakları ile bağdaşmadığını bu tavırların zafer edası ile sosyal yaşama da yansıması durumunda daha büyük faturalarla karşı karşıya kalabileceğimizi de unutmamak gerekiyor. Bu sorumluluk elbette iktidara düşmektedir ve gerekli önlemler alınmalıdır.17.07.2016