Malum güncel konu Diyarbakır’da Büyükşehir Belediyesinin kapısına dayanan anneler ve talepleri. Bu anneler dağa çıkan çocuklarının geri verilmesini istiyor. Bunu da resmi bir kurum olan Belediyenin önüne gelerek Belediyenin siyasal iradesinden talep ediyorlar. Yani BDP’ye seslenerek “bizim çocuklarımızı geri getirtin” diyorlar.
Peki, çocukları dağa götürenler kim?
BDP mi?
Hayır, onları götürenler veya çocukların katılım gösterdikleri yapı PKK. Zaten BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da bu konuya vurgu yaparak “biz kayıp çocuklar bürosu değiliz” diyor. Başbakanın taleplerine de biz onları getireceksek koltuğunuza da biz oturalım diyor. Yani o da hükümet sensin onları buyur sen getir diyor.
Anneler çocuklarını isterken hükümet BDP’ye, BDP hükümete topu atıyor. Ama ikisi de çok iyi biliyorlar ki konunun muhatabı değiller ve asıl karar verecek olanlar dağdakiler.
Bölgedeki çatışmaların başlamasından bu yana 50 bin insan yaşamını yitirdi. Bunların büyük bölümü de dağda olan gençler veya çocuklar. Bu güne kadar açık olarak meydanlara çıkarak ellerinde çocuklarının fotoğrafları ile eylemde bulunan olmadı. Annelerin bugün meydanlarda bulunuyor olmasının bir nedeni de ortamın rahatlamasıdır. Ancak burada dikkat çeken bir unsur var. Dağda binlerce genç bulunurken meydanlarda olan sadece birkaç aile ve bunların iddiaları da çocuklarının yaşlarının küçük olması. Bu nedenle de çocuklarını geri istiyorlar.
Oysa mesele sadece yaş veya hastalık meselesi değil. Mesele dağda bulunan bütün gençlerin artık oradan indirilmesi meselesidir. Kayaları yastık edinenlerin sorunlarını, taleplerini, onların oraya çıkış nedenlerini ortadan kaldırmak ve onları oradan indirmek gerekiyor.
Bu hususta da muhatap elbette hükümet ve Kürt legal siyasal hareketinin temsilcisi olan BDP’dir. Her iki kesim de kendisini bu sorunların çözümü noktasından ve muhataplıktan uzak tutamaz. Topu sağa sola atamaz. Siyasal muhataptırlar ve ülke sorunlarını çözmek ile görevlidirler.
Çözüm sürecinin sürmesindeki ısrarımız kadar bu konudaki muhataplığın bu siyasal kesimlerde olduğunda da ısrarcıyız. Ancak bu sürecin devam için yapılması gerekenler birbirlerini zor duruma sokan manevralar değil çözüme ciddi şekilde yönelmeleridir.
Dağa çıkan çocukların geri getirilmesi talepleri karşısında hükümetin getirmezseniz B ve C planlarımız var onlar devreye girer tehdidine karşı BDP kanadının gösterdiği refleks ortada. Öte yandan bir mağarada yakalanıp asker parkesi ile soğuktan korunan çocuğun almış olduğu 45 yıllık ceza da ortada. Yani bir yandan geldiğinde ifade verip eve gidenler var bir yandan da yakalandığında bu kadar ceza yiyenler var.
Toplum; anneler, hükümet, AKP ve BDP açıklamalarına endekslenmişken sorunun asıl muhataplarını ise dikkate alan veya dinleyen yok. Asıl muhataplar aslında dağda bulunan gençler ve onlara ev sahipliği yapan PKK’dır. Çocukların gönüllü katılım gösterdiği açıklamasında bulunan bu kesim iade konusuna pek sıcak bakmıyor. Çünkü kendisini yaşatmak için katımcıları sahiplenmesi gerekiyor. Çocukların gönüllü götürülüp götürülmediğini öğrenmek ise ancak onlara ulaşmakla mümkün. Bu da biraz zor görünüyor.
Ve sorun tam bir kör düğüme dönüşüyor.
O halde yapılması gereken dağa çıkma sebeplerini ortadan kaldırmaktır. Bu da çözüm sürecini hızlandırmak ve dönüşler için yasal zemini hazırlamaktan geçiyor. Hükümet bu konuda yoğunlaşmalıdır. Çünkü binlerce genç işsiz, aç ve perişan ve her türlü olumsuzluk için potansiyel durumda. Bu nedenle uyuşturucu ticaretinden ve kullanımından tutun da kapkaça kadar bir dizi suça bulaşıyorlar. Hırsızlık, çeteleşme, yankesicilik almış başını yürüyor. Bu işe bulaşmayanlar ise buldukları ilk fırsatta dağın yolunu tutuyor. Kimisinin babası öldürülmüş, kiminin abesi veya ablası, Kiminin cezaevinde ailesi var, kiminin annesi, babası, kardeşi akrabası. Bu gençler olumsuz şartlar altında büyüyor ve çıkar yol bulmadıklarında isyan ediyorlar. Yaptıkları veya ortaya koydukları isyan şekli de ortada.
Bu nedenle o çocukların veya gençlerin dağdan indirilmesi için ve yenilerinin çıkmaması için onları oraya götüren koşulların düzeltilmesi gerekiyor. Önce çıkma sebepleri büyük oranda ortadan kaldırılacak sonra dönüşleri için yasal zemin hazırlanacak ki bağımsız kurum ve kuruluşlar adım atabilsin. Yoksa yapılacak girişimler dikkate bile alınmaz. Ve konu karşılıklı suçlamalarla sürüp gider ki bu da yaraya merhem olmaz.
O çocukları ve dağda bulunan diğer insanları oradan indirecek olan güç siyasal partiler, hükümet ve parlamentodur. Kimse topu başka tarafa atmasın. Koşulları düzenleyebilecek tek güç bunlardır. Bunların dışındaki formüllerin tamamı kan dökülmesine, acıya ve yeni çatışmalara neden olan adımlardır ki bunların çözüm olmadığı zaten denenip görülmüştür.
Next