Çevre ve insan vazgeçilmez yaşam ortağıdırlar. Çevre ve doğa kendini yenileyerek mevsimler değişikliklerle kendini koruyarak sürdürme çabası gösterirken, insan çevreyi ve doğayı değiştirme gücünü harekete geçirip doğal gelişimin seyrini değiştirme yeteneğine sahip bir canlı. Bu nedenle de dünyanın doğal dengesi yaşamın aleyhine gün geçtikçe değişmekte.
Bu değişimin elbette değişik nedenleri var ama bunun içerisinde insanoğlunun yarattığı tahribatların rolü çok büyük.
İnsanlar yüzölçümü değişmeyen yeryüzünde hızla artmaktadırlar. Önceleri kabilelere halinde doğal ortamın içinde yaşayan insanlar şimdi şehirler halinde doğanın dengesini ve şeklini değiştirerek yaşıyorlar.
Önceleri doğa insanın yaşam ve korunak alanıyken şimdi insanlar farklı korunak ve alanlar yapmakta ve bunu yaparken de doğayı tahrip etmektedir.
Teknolojinin ilerlemesi sayesinde yeryüzüne yayılan milyarlarca insan doğayı kollama yerine hala onu tahrip etme derdinde.
Savaşlarda kullanılan silahlar.
Yapılaşma sırasında yapılan tahribatlar
HES ve benzeri projelerle dengelerin değiştirilmesi
Ağaçlık ve ormanlık alanların tahrip edilmesi
Orman yangınları
Doğaya salınan gazlarla ozon tabakasının zedelenmesi gibi akla gelecek binlerce girişimle insanoğlu hem kendisinin hem de doğasının sonunu hazırlamaya aralıksız devam ediyor.
Ancak belirtme gerekiyor ki son yıllarda çevresel duyarlılık artmış durumda. Hemen hemen dünyanın bütün ülkelerinde çevre konusunda duyarlı insanlar bir araya gelmekte ve doğanın dengesini değiştirmeye yönelik çalışmalara karşı çıkmaktadırlar. Bazen aktivist olarak, bazen dernek olarak bazen de daha büyük organizasyonlarla bu konuya dikkat çekmektedirler. Greenpeace gibi çevre örgütleri de zaman zaman düzenledikleri eylemlerle dünya kamuoyunun dikkatlerini bu yöne çekmeye çabalamaktadırlar.
Doğayı koruma çalışmaları Birleşmiş Milletler örgütü tarafından da duyarlılıkla takip edilmektedir.1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde yapılan Birleşmiş MilletlerÇevre Konferansı'nda alınan bir kararla, 5 Haziran günü Dünya Çevre Günü olarak kabul edildi. Bu kararla insanların çevreye olan duyarlılıklarını artırılması ve doğanın korunması için çaba gösterilmek istendi. Buna rağmen çevre konusunda yeterli duyarlılığın gösterildiğini söyleyemeyiz. Günümüzde sit alanları bile rant kazanmak amacı ile tahrip edilmekte ve beton yığınları ile doldurulmaktadır. Hal böyle olunca çevre konusunda da duyarlılığın artırılması gerekiyor.
Dünya çevre günü dolayısıyla ilimizde de bir dizi etkinlik gerçekleştirildi. Belediye tarafından 26 Haziranda başlatılan Temizlik kampanyası ile Mahalle ve sokaklar temizlenerek vatandaşın bu konuya olan duyarlılığı sağlanmaya çalışıldı. Öte yandan düzenlenen sempozyum ile de çevre konusundaki durum paylaşıldı. Çevre temizliğine ve yeşilin korunmasına yönelik olarak yarışmalar düzenlendi ve ödüller dağıtıldı ama bu duyarlılığın yeterli olmadığını belirtmek gerekiyor. Çünkü başta yeşil alan olmak üzere bir dizi çevresel sorun yaşayan bir kent durumundayız.
Başta devlet- millet el ele vererek bütün ormanlık alanlarımızı dalan ettik. Bir kısmını yaktık geri kalan kısımlarını kestik ve daha beş yüz yıl önce ağaçlarla dolu olan dağlarımızı birer kelaynak’a çevirmiş olduk. Yıllardır yaz aylarında bile başında kardan takkesi eksik olmayan Mereto dağında 5 Haziran Dünya çevre günündü kardan eser yok. Ve eminiz ki birçok insan bunun bile farkına varamamıştır.  Evliya Çelebi Bölgemize yaptığı seyahati anlatırken Hazzo ile Bitlis arasındaki alanda sincaplar hiç yere basmadan ağaçtan ağaca atlayarak yolu kat edebilirler diyor. Şimdi bu yolu gittiğinizde bir ağaca rastlamak bile nimet olarak görülüyor.
Peki, kim yaptı?
Elbette bizler ve sorumsuzluğumuz.
Yok, ettiğimiz sadece ağaçlar mı?
Elbette hayır. Bu ağaçlık bölgelerde yaşayan binlerce canlıyı da beraberinde yok etme başarısı(!) gösterdik. Bölgeye has yüzlerce türlü hayvan yok olup gitti. Doğada artık hayvana rastlamak bile mucize haline geldi.
Kırsal kesimde yakma ve kesme kentsel kesimde beton yığınları ile etrafı kuşatarak hayatı zindan etmeye devam ediyoruz. Ağaç kesmeyi meziyet bilen bir anlayışa sahip olduk ve yaşam kaynağımızı kendi ellerimizle yok etmeye devam ediyoruz. Dileriz çevreye karşı duyarlılık artar ve yeşilin korunması geliştirilmesi için herkes üzerine düşen görevi yapar.