Hükümetin Kürt sorununu demokratik açılım mantığı ile çözme girişimleri ve bu girişimlerin somut olarak imralıda bulunan Abdullah Öcalan ile diyalog kurularak gerçekleştirilmeye çalışılması karşısında afalama evresi geçiren CHP siyaset mağması üzerinde yüzmeye devam ediyor.
Özellikle Ege bölgesindeki oy potansiyelini elinden kaçırmama adına öylesine bir ulusal çizgi izlemeye başlandı ki görenleri hayrete düşürecek bir olgu ile karşı karşıya kaldık. Bu durum parti içerisinde bulunan sosyal demokrat tabanın da yapılması gerekenler konusunda tereddütlü davranmasına neden olmaktadır.
AKP’nin sorunu çözüme ihtimali karşısında yaşanan panik bölge oylarını zaten gözden çıkarmış olan bu partinin nasıl bir bütünlüksel politika izleyeceği konusunda da kararsızlıklar yaşamasına neden olmaktadır. CHP bölgede AKP ve BDP arasında kendine yer bulma yerine şimdilik veya kim bilir belki gelecekte de bölgeden çekilmeyi göze almış görünüyor.
Bu durum elbette partinin sosyal demokrat çizgisini ve daha sonra da sol politikalar izleme çizgisini derinden etkileyecek bir durumdur. Denilebilir ki zaten oluşumundan itibaren CHP ulusal çizgide politika izleyen bir partiydi ortaya çıkan partinin gizlenen politikalarının açığa çıkmasıdır. Ancak bu yaklaşım doğru bir içerik içerse de gerçeği tam anlamı ile yansıtmaktan uzaktır. Çünkü Türkiyede Kürt sorununun çözümü konusunda geçmişte rapor yayınlayanlar da bu kulvarda politika yapan siyasal oluşumlardır.
CHP’nin şu anda içerisinde bulunduğu durum hazırlıksız yakalanmanın yarattığı panik olarak izah edilebilir. AKP’nin her alana sızması ve çemberini genişletmesi karşısında uygun politikalar oluşturamama ve eldekini kaybetme tehlikesi karşından çözüm üretememe politikalarının ortaya çıkardığı panik. Bu panik havasıdır ki Suriyede Baas rejimi temsilcisi Beşar Esat ile yaptıkları görüşme karşısında AKP’nin gösterdiği tepkiye karşılık Kürt sorununun çözümü konusunda atılan adımları misilleme örneği olarak gösteriyor. CHP temsilcileri AKP’ye siz Öcalan’la görüşürseniz biz Beşar Esad ile görüşürüz diyerek mantalitelerini ve bakış açılarını sergiliyorlar. Tam da alakaya turşu suyu denilecek bir örnekleme ortaya koyuyorlar.
Yürütülmekte olan süreç ve AKP uygulamalarını samimi bulmayan CHP anlayışı, yapılan bu göstermelik açılımların ardındaki niyetin cemaat anlayışının devleti ele geçirmesi çabaları olarak görüme mantığından kaynaklanmakta. Oysa Türkiye’nin sorunları gizli politik amaç ve politikalarla ötelenemeyecek duruma gelmiş ve bıçak kemiğe dayanmış durumda. Durumun ortaya koyduğu değişim gerekliliği şöyle veya böyle gerçekleşmek zorunda. Değişimin doğum zamanı gelmiş ve bu doğum gerçekleşecek. Ülkenin de doğacak olan çoğun da selameti izlenecek değişim politikalarında gizli olacak.
Türkiye’nin inanç konusunu, Kürt meselesi gerçeğinde ortaya çıkan etnisite sorununu, AB ilişkilerinde ortaya çıkan demokrasi ve İnsan hakları sorununu yok sayarak çağdaş dünya devletleri arasında hak ettiği yeri bulma şansı artık bulunmamaktadır.
Bu nedenle CHP tamamen bölgeden silinmeden bu sorunlar karşısındaki tutumunu netleştirmelidir. Biliyoruz ki bu konuda net olan partiler de siyasal yaşamdaki yerlerini korumaktadırlar. MHP ve benzeri partiler gibi, İşçi partisi gibi ancak bu onların marjinallik durumundan çıkmalarına imkân tanımız ve hiçbir zaman bir iktidar alternatifi olamazlar. CHP bir Türkiye partisi olarak kalmayı düşünmekte ise değişim ve dönüşümünü hızlandırmalıdır.
Next