Türkiye en büyük sorununu çözmek için mayınlı barış tarlasından adım atmaya başladı. Barış sürecindeki yolun mayınlarla dolu olduğunu her iki tarafta çok iyi bilmektedir. Gerek içerden gerekse dışardan sürecin baltalanmasını, başarısızlıkla bitmesini isteyen bir çok kesimin varlığı bilinmeyen bir gerçek değil. Bu nedenle taraflar temkinli adımlarla ilerlemek durumunda.
Ancak!
Bu mayınlı barış tarlasından yol alırken patlayacak mayınlardan dolayı yolu terk etmemek için karşılıklı olarak atılacak adımların ve yapılacak jestlerin patlayacak mayınların sesini bastırır nitelikte olması gerekir.
Unutulmaması gerekir ki atılan adımlar barış sürecinin başlatılması ve barış ortamının yakalanmasına yöneliktir. Yoksa kimsenin kimseyi teslim alması gibi bir durumla karşı karşıya değiliz.
Yılların ihmalinin getirip dayattığı çıkmaz karşısında taraflar büyük bir sorumluluk yüklenerek Türkiyenin temel sorununu çözmeye çabalamaktadırlar. Somut gerçek ve somut taraflar ortadadır ve kuşkuya yer bırakmayacak kadar netliğe sahiptirler.
Sürecin muhattabı olarak imralıda Abdullah Öclan’ın seçilmiş olması ile doğru muhattap bulunmuştur. Önemli olan bundan sonra muhattabın önünü açmaktır. Tam ve etkin bir yaptırım gücü için ortamın sağlanması oldukça önemlidir ve Devlet bu gerçekliliği gözardı etmemelidir.
Paris provokasyonuna rağmen sekteye uğramayan süreç umut verici bir şekilde ilerlemektedir. Bu noktadan sonra tarafların birbirlerine güvenmekten başka şanslarının bulunmadığını hatıratmak gerekmektedir. Bu çerçeveden olmak üzer PKK’nin Öcalan’ın talebini değerlendirerek elinde bulunan tutsakları serbest bırakması/bırakacak olması atılmış olan önemli bir adım ve jesttir. Bu insanların Türkiyede Türkiyelilerden oluşan bir heyet tarafından teslim alınacak olması da sorunun içerden çözümü noktasında yararlı ve doğru bir adım olacaktır.
Öyle anlaşılıyor ki bundan sonraki adım Öcalan’ın Newroz da yapacağı açıklamadır. Bu açıklamanın ateşkes/çatışmasızlık ve ardından gelecek olan sınır ötesine çekilme kararlarından ibaret olacaktır. Böylesi bir karar açıklandığında askeri operasyonların durması ve geçiş güzergahlarının kullanımı konusunda sıkıntı çıkmaması her halde beklenen bir davranış türü olmalıdır. Geçen sefer alınan karar gereği gerçekleşirilen geri çekilme sırasında dörtyüzden fazla PKK militanının yaşamını yitirmiş olması bu konudaki güvensizlik ortamını tetikleyen temel nedendir. Başbakanın bu konudaki açıklamalarına rağmen olası provokasyonlara da hazırlıklı olmak gerektiği açıktır. Ancak beklentiler her şart altında bir ateşkes beklentisinin yüksek olduğudur.
Elindeki tutsakları serbest bırakan, liderinin talimatlarını yerine getirmeye çalışan, bütün yönlendermelere ve tetiklemelere rağmen barış sürecinin işletilmesinde  dik durmaya çalışan kürt kesiminden jest üstüne jest sergilemesinin bir takım beklentiler yaratacağını unutmamak gerekir. Bu durumda Devletin Kürt sorunu konusunda atacağı adımlar oldukça önem arzedecektir. Kürt sorununun sınırların değişmesine gerek kalmadan çözümüne kani olan tarafların bu istemlerinin demokrasi çıtasını yükseltmekle çözüme doğru yol alacağı açıktır. Bu nedenle hükümetin demokratikleşme adımları ve yeni anayasa konusunda atılması gereken adımlar konusunda elini çabuk tutması karşılıklı güveni artırıcı olacaktır.
Sonuç olarak sorunun çözümü noktasında atılan adımların geri çekilme algısı yerine jest olarak görülmesi ve ona göre adım atılması ve anlayış geliştirilmesi yerinde olacaktır. Sorun kimin daha çok geri adım attığı noktasında değil kimin barış sürecini daha fazla katkı sunduğu şeklinde yorumlanmalıdır.