Siz hiç cansız varlıkların da cezalandırıldığını duydunuz mu?
Biliyorum bir çok okurumuz evet ben askerdeyken ………? Anladım.
Ancak geçen gün daha enteresan bir olayla karşılaştık. Bir Yurttaşın yaptığı başvuru üzerine öğrendik ki ülkemizin değişik bölgelerinde kapalı kapılar ardında cezaevlerinde akla hayale gelmeyen uygulamalar yapılıyormuş!
Cezaevleri ile ilgili son dönemde gelen şikâyetler üzerine yapılan araştırmalar ve takibatlarda değişik olaylarla karşılaşılmış ve olaylar kamuoyuna ilan edilmişti.
Pozantı’da çocuklara yönelik cinsel taciz ve tecavüz olayı üzerine yetkililer çareyi cezaevinde bulanan çocukları başka cezaevine nakletmekte buldular ancak ilginçtir ki eski zihniyet sahipleri yeni yerde de çocukları cezalandırma çabası içerisindedirler. İşin kamuoyu tarafından öğrenilmesini sağlayan şikâyetçilerin tekrar değişik sebeplerle tutuklanıp cezaevlerine atılması ve baskı altına alınması ise işin hayret edilecek yanı.
Olay sadece Pozantı ile sınırlı değil Batman cezaevinde de bir kadın mahkûm cezaevinin müdürünün karısı karşısında sakız çiğnediği gerekçesi ile müdürün karısının hışmına uğradığı ve başka bir mahkûma tecavüz ettirildiği olayı kamuouyana yansıdı. Olayı hem tecavüzü gerçekleştirdiğini iddia eden mahkûm itiraf etti hem de cezaevindeki tutukluların yaptıkları araştırmada doğru olduğu kamuoyuna yansıdı.
Bu kadar değil Adana Karataş cezaevinde bulunan kadın mahkûmlara uygulanan baskılar da artmaya başladı. Mahkûmlara aylarca süren görüşe çıkmama, açık görüş yapmamam cezaları veriliyor. Bu mahkûmlardan biri de Selma Bozkur alınan duyumlara göre beş ay açık görüşe çıkmama cezası almış.
Ve son örnek Rize Kalkandere L tipi cezaevinden. Bu cezaevindeki uygulamalar zaten uzun bir zamandır tipik özelliklerini koruyordu. İnsan Hakları Heyetlerinin yaptıkları ziyaretler bile engelleniyordu sonunda bir uzlaşma sağlandığı ve cezaevindeki uygulamaların normale döndüğü duyumlarını almış ve sevinmiştik. Ancak bu normal uygulamanın cezaevi yönetimi tarafından sindirilemediği açıkça ortaya çıkmış görünüyor. Peki, bunu nereden anlıyoruz cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin aileleri ile yaptıkları görüşmelerden.
Rize Kalkandere L tipi cezaevinde bulunan Ğemgin Durak’ın ağabeyi İnsan Hakları Derneği Batman Şubesine başvuruda bulunarak kardeşi ile birlikte beş tutuklunun koğuş kapısında bulunan resimlerinin kafa kısmının çizildiği ve koparıldığı haberini aldıklarını bu durumun kardeşi tarafından da teyit edildiğini belirtti.
İHD Batman Şubesi konuyu hemen kamuoyu ve yetkililerle paylaşmak üzere bir basın açıklaması yaptı ve konu gazetelerin birinci sayfalarında yayınlanmaya başlandı.
Her suçun kanunlarla belirlenmiş bir cezası var. Neyin suç neyin suç olmadığı konusu elbette tartılabilir ancak mevcut kanunlar çerçevesinde suç olarak tanımlanan duruma binaen tutuklanan kişilerin cezaevine gönderilmesi durumunda can güvenliklerinin devletin koruması altında olduğu tartışmaya gerek olmayacak kadar açık bir konu. Bu durum hem tutuklular için hem de hükümlüler için geçerli. Hüküm giymiş tutsakların da cezalarını insana yaraşır koşullar altında geçirmelerinin zemininin ve ortamının hazırlanması devletin görevidir. Hiçbir devlet görevlisi kendi kişisel inançlarını, ideolojisini, fikirlerini kamu otoritesinin etkisi gibi uygulama hakkına sahip değildir.
Ne cezaevi müdürleri, ne cezaevi gardiyanları, ne cezaevi güvenliğinden sorumlu kesimler cezaevlerini kendi kafalarına göre yönetemezler. Hele hele cezaevi içerisinde ayrı bir ceza uygulaması modeli geliştiremezler. Geliştirebilirlerse artık orada gerçekleştirilen adalet değildir.
Bu nedenle Adalet Bakanının göreve davet ediyoruz. Cezaevleri ıslah merkezleri oldukları kadar adaletin tecellisi için kurulan mekânlardırlar da buraları adaletsizliğin gerçekleştirildiği mekânlara dönüştürmeye çalışanlara fırsat verilmemelidir. Aksi durumda cezaevleri taciz, tecavüz ve haksızlıkların merkezi olur.
Fotoğrafların bile kellesi kesilir.
Next