Tuhaf bir tanımlama gibi görünse de kendi gerçekliliğimiz. Diyarbakır cezaevinde bulunan tutsak çocuklar yaşadıkları koşulların olumsuzlukları karşısında koğuş kapılarını üzerelerine kapatarak isyan ettiler.
Diyarbakır cezaevi Türkiye tarihinin en karanlık dönemlerinin en karanlık olaylarının yaşandığı bir merkez. Bu nedenle her adımı, her hareketi, her anılması pür dikkat izlenen bir yer. Buradaki uygulamalar öylesine insanların bilinçaltında kötü yer edinmiş ki ne siz sorun ne biz söyleyelim cinsinden…
Cezaevleri konusundaki duyarlılığımız köşemizi takip eden okurlar tarafından yakından bilinmektedir. Son dönemlerde cezaevlerinden gelen haberler öylesine arttı ki konuya duyarsız kalmak mümkün olmuyor. İnsanların elinden bir şeyler geliyorsa olayların önlenmesi aşamasında bu çabasını ortaya koyması gerekmektedir. Olaylar patlak verdikten sonra “vay biliyordum böyle olacağını” demenin bir anlamı yok.
Görünen köy kılavuz istemez diyorlar. Cezaevlerindeki durum da öyle. Kapasitelerinin üzerinde doluluk oranına gelmiş olan cezaevlerinde kalan insanların yarısından fazlası tutuklu durumunda. Yani kesinleşmiş cezaları yok. Bu oran dünya ortalamasının üzerinde bir rakam. Kaldi ki doluluk oranı da dünya ortalamasının üzerinde. Buna rağmen gün geçmiyor ki içeriye biraz daha insan gönderilmesin. Yasalar değişmediği için yargı önüne geleni mecburen gönderiyor içeriye. İçerde de yer yok. Doğal olarak sıkıntılar doğmaya başlıyor. Bu konuya acilen bir çözüm bulunmalı.
Türkiye´deki cezaevlerinde yaklaşık 113 binin üzerinde insan yatmaktadır. Bu tutsakların arasında binlerce çocuk bulunmaktadır. Kadınlar, yaşlılar, hastalar…
Ne arasınız var yani.
Cezaevlerinde hastalıkları nedeniyle ölümü bekleyen kırkın üzerinde hasta tutsak var. Bunların salıverilmesi için defalarca yazılar yazıldı, çağrılarda bulunuldu. Yetkililerin bu konuda gözleri görmez, kulakları duymaz, vicdanları sızlamaz oldu. Cumhurbaşkanının yetkilerini kullanması en temel beklentimizdir.
Türkiye cezaevlerinde son günlerde gelen intihar, işkence ile ölüm, hücre cezaları ve yasaklama iddiaları her an büyük bir sorun ile karşı karşıya kalınacağının göstergesidir. Bu cezaevleri tekrar morglara dönmeden gerekli önlemlerin alınması ve denetime tabi tutulmaları acil bir görev olarak yetkililerin önünde durmaktadır.
Tutsakların yatacak yer bulamadığı, temizlik ve diğer ihtiyaçların giderilmesi için yeterli sıcak suyun verilmediği, hastalanan tutsakların tedavilerinin yapılmadığı, görüşmelerin kısıtlandığı, tutsakların tehdit edildiği yönündeki şikâyetler karşısında sessiz kalmak yöneticilerin ve hükümetin duyarsızlaşmasına neden olacaktır.
Bu durum daha da vahim bir hal almadan cezaevlerine yönelik meclis tarafından oluşturulacak komisyonun incelemelerde bulunması ve hazırlayacağı raporu kamuoyuyla paylaşması oldukça yararlı olacaktır.
Bütün bu olup bitene rağmen hükümetin gerekli duyarlılığı göstermemesi sonucu cezaevlerinde istenmeyen olayların vuku bulması durumunda yetkililerin sorumluluktan kaçamayacağı aşikârdır.
Olmaz olmaz demeyin. Olmaz olmaz.
Çocukların bile isyan ettiği uygulamalar karşısında sabır taşı çatlarsa kimse vay bilmiyorduk demesin. Feryatlar dinlensin, önlem alınsın.
Durum sayın milletvekillerimize de du-yu-ru-lur.
Next