Dünden devam
Değerli Okurlar, Bölgemizdeki gayretli din alimlerinden biri olan, mütevaziliği ve saygınlığı ile tanınan Mele Amadettin Yetiz’in kaybı Batman’da derin üzüntüye neden oldu.
Sosyal medyada yüzlerce kişi, saygın Seyda üzerine paylaşımlar yaparak üzüntülerini ifade ettiler.
Dünkü yazımda Merhum Seyda için, ‘cehaletle mücadelede sembol bir alim’ demiştim.
Evet, doğrudur; 40 yıl öncesinde adını duymuştum. O zamanlar bu saygın şahsiyeti tanımamın nedeni cehalete karşı verdiği mücadeleydi.
Düşünün o zamanlar bile ilkel aşiretçiliğe ve kan davalarına karşı halkı bilinçlendirmeye çalışıyordu.
O zamanlar kitle iletişim araçları günümüzdeki gibi yoktu.
Kitleyi etkilemenin yolu teyp bantlarıydı!..
Her türlü baskılara ve işkencelere göğüs gererek halkının aydınlanması için mücadele veren Mele Amadettin Yetiz’in (Seydayê Gurdilî) şiirlerinin olduğu bantları evlerimizde gizlice dinlerdik…
Çünkü dönemin egemenleri tamamen feodalite karşıtı çalışmalardan da belliydi ki rahatsızdılar, o nedenle bantlar yasaklıydı.
**
“TAZI’NIN KUYRUĞU BANGERANA DEĞDİ Mİ?..”
Mele Amadettin, para kazanmak için değil, ağaların zulmüne dikkat çekmek, ilkel aşiretçilik ve kan davalarının ortadan kalkması için halkı bilinçlendirme amaçlı bantlarıyla kamuoyunun karşısındaydı.
Çok aydın ve ileri görüşlü olduğu o şiirlerinden belliydi…
Seyda’ya Allah rahmet etsin, o zamanlar toplumun kan davalarına karşı bilinçlenmesi için çok çarpıcı şiirleriyle kitleleri etkileme gücüne sahipti.
Hikayeleri şiirle ifade eden Merhum Seyda’nın çok derin ve anlamlı mesajları vardı.
“Tazı’nın kuyruğu Bangeran’a değdi mi?’ başlıklı şiiri beni çok etkilemişti…
Belki 50 yıl önce iki aşiretin, kedi kovalayan bir ‘Tazı’nın kuyruğu nedeniyle yaşadıkları tartışmaların kan davasıyla sonuçlanmasını anlatan şiirini ezberlemediğim için kendimi eleştiriyorum.
Bilindiği gibi köylerde toprak damlı evler vardır.
Damların akmaması için o zaman beton veya naylonlar kullanılmıyordu.
Ülkemizin batısında ‘Loğ’ adı verilen, bizim Kürdçe’de ise ‘Bangeran’ dediğimiz taş silindirler kullanılarak toprağın sıkıştırılması sağlanıyordu.
Loğlama veya bangeranlama ile damların akmasının önüne geçiliyordu.
Çocukluğumda bulunduğumuz köyde yağmur yağdıktan sonra dam yüzeyine saman dökerek defalarca bangeran kullanmıştım.
**
**
Seydayê Gurdilî’nin şiirine konu olan hikaye şöyleydi;
Bir tepenin eteğindeki köyde güneşlenen iki aşiretin mensupları evcil bir Tazı’nın kediyi kovaladığına tanık olurlar. Kedi ile Tazı peş peşe bangeranın üzerinden atlarken, Atmanki aşiretine mensup biri, “Tazının kuyruğu Bengarana değdi” derken, karşı aşiretten biri ise, “ , “Tazının kuyruğu değmedi” demesin mi?
Bunun üzerine ‘değdi-değmedi’ tartışması kavgaya dönüşür. Yaşanan kavgada bir kişi öldürülür. Sonradan karşı taraf intikam diyerek bir kişi öldürür ve böylece kan davası başlar…
Yıllar süren kan davası bir gün gelir barışla sonuçlanır. İki aşiretin barışması sağlanınca tarafları kucaklaştırırlar.
İşte o sırada Atmanki aşireti mensubu; “Olan oldu, keşke bütün bunlar yaşanmasaydı. İyi ki barıştık ama tazının kuyruğunun bangerana değdiğini net hatırlıyorum” demez mi…
Seyda, herkesin anlayabileceği bir dille mesajlarını vermişti. Yıllar sonra tanıştığım Seyda ile pek çok platformda bir araya geldim. Kürd halkının ana dil hakkını savunan ve sistemin yanlışlarını eleştirmekten çekinmeyen, Barzani ailesinin de kendisine büyük değer verdiği bir alimdi…
O, artık önemli bir kanaat önderi, barış-sulh Adamıydı. Allah rahmet etsin. Seyda’nın vefatı sonrasında sosyal medyada yaptığım paylaşımdan bazı satırlarla yazımı bitireyim:
**
**
Seyda bütün coğrafyamız için büyük kayıptır. Batman'ın duyarlı iş adamı Merhum Hacı Necat Nasıroğlu'nun vefatından sonra ne zaman karşılaşsam üzgün gördüğüm Seyda, ne yazık ki hayata gözlerini yumdu. Merhum Nasıroğlu, ne zaman Batman'a gelse Seydayı yanına çağırır, her gün saatlerce kendileriyle vakit geçirir, fikir teatisinde bulunurlardı. Defalarca beni de telefonla arayıp sohbetlerine davet ederlerdi. Batman-Silvan yolu üzerindeki benzinlikte, büyük siyah dut ağacının gölgesinde sohbet ederken her zaman bu iki değerli şahsiyete saygıda kusur etmezdim.
Merhum Mele Amadin'e, zekat ve infak konusunda danışırken, zekat dağıtımında ve infakta bazı din alimlerinin geleneksel katı tutumlarını doğru bulmadığını belirten merhum Nasıroğlu, "Allah niyetimizi bilsin yeter" derdi. Ezidilere yardım konusunda da merhum Mele Amadin'e danışırken oradaydım.
Mele Amadin büyük bir değerdi. Teker teker değerlerimizi yitiriyoruz.
40 yıl önce bile ilkel aşiretçiliği yeren, kan davalarının kalkması, halkımızın aydınlanması, bilinçlenmesi, kardeşlik hukukunun tesis edilmesi için şiirleriyle cehaletle mücadele eden değerli bir Seydamızdı. Çok gayretli, çok cesur, çok mütevazi, dünyalık peşinde koşmayan örnek bir simaydı. Çok üzgünüm. Ancak bütün nefisler ölümü tadacaktır hükmüne teslim oluyorum. Allah rahmet etsin, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyorum.
Next