Sistemin adı demokrasi ama en temel insan hak ve hürriyetleri adeta insanlara işkence çektirilerek veriliyor. İnsanın doğuştan sahip olduğu haklar, bazı beyefendiler istemiyorlar diye tartışma konusu yapılıyor.
Bu hakkı bu beyefendilere kim veriyorsa. Yok efendim başörtüsü takanlar başı açıklara baskı uygulamaya kalkarsa. Bu sözün neresinden tutacaksınız? O halde şimdiye kadar yapılanlar başörtülülere baskı anlamına mı geliyor?
Öyle bir sorun haline geldi ki, ya da öyle bir sorun haline getirildi ki, çözmek isteyenlerin elini kolunu bağlamışlar, ve neden çözmüyorsun diye de vuruyorlar. Ancak değişmeyen tek bir şey vardır. O da inancını yaşayamamanın acısını ve ezikliğini içine kana kana akıtan genç kızlarımız ve bacılarımız ile bu bacılarımıza bakarak hergün iç geçiren ve bu acılarını çocuklarına hissettirmemek için için için ağlayan anneler ve babalar.
Nasıl ki Kürt sorunu Kürtleri ilgilendirdiği kadar Türkleri de ilgilendiriyorsa, başörtüsü sorunu da başörtülüleri ilgilendirdiği kadar başı açık olanları da o derecede ilgilendirmelidir. Birbirlerini seven iki genç kızı düşünün. Başı açık ile başörtüsü takan bu gençleri, üniversite kapısından girerken ayırmak, onların arasına farklılık oluşturacak ve hissettirecek davranışlarda bulunmak hangi çağdaşlıkla, hangi ilkelerle ve hangi demokratik anlayışla bağdaşmaktadır*
Gelinen noktada çözüme karınca yürüyüşü ile yaklaşıyoruz. Yaklaşıyoruz yaklaşmasına ama bu sorunu dile dolamak ve siyasi malzeme yapmak en ucuz bir politikadan başka bir şey değildir. Kim yaparsa yapsın fark etmez. Çözecekseniz çözün artık. Ne bekliyorsunuz?
Yıllardır bir yandan Kürt sorunu, bir yandan başörtüsü sorunu, bir yandan dış düşman sorunu diyerek ülke insanlarını olduğu gibi ülke dışındaki insanlarla bile bizleri düşman yaptılar. Ülke bölünecekmiş, laiklik elden gidecekmiş teraneleri ile bizleri uyuttular.
Başörtüsü yalnız üniversiteye gidenler için değil, eğitimin her kademesi ile kamusal alan dediğimiz devletin her kademesinde serbest bırakılmalıdır. İnancını yaşamak insanlar için bir pazarlık konusu olmamalıdır. İnsanların nasıl giyineceklerine dair hükümler ileri sürmek, eğer bu çocuklar reşit değillerse ebeveynlerine hakaret etmek değil midir? Eğitim hakkından yararlanmak isteyen herkes bu hakkını dilediği şekilde alabilme hakkına sahip olmalıdır. Nasıl ki, eğitim için okula kayıt yaptıranların milliyeti, rengi, cinsiyeti sözkonusu edilmeden alınıyorsa, kişinin tanınacak şekilde olması şartıyla kılık kıyafetiyle de bu hakkını kullanmalıdır.
Son günlerdeki gelişmeler bu sorunun çözümünde umut ışıklarını yakmaktadır. Dilerim bu umutlar sönmesin, insanımız insanca ve inancını yaşayarak bir hayata kavuşur.
Next