İnegöl ve Dörtyol olayları ırkçı-faşist tepkilerin olağan hale gelmekte olduğunu, ülke insanlarını bir arada tutan harcın sanki gevşemekte olduğunun işaretlerini vermeye başladı ne yazık ki.
            Bu tür olaylar zaten pusuda yatan kirli zihniyetlerin istedikleri ve oluşmasını istedikleri olaylardı. Linç kültürü ne kadar tehlikeli ise, linç kültürüne yol açan davranışlar da o kadar talihsizdir. Eğer siz bu kültürü oluşturmak için hassas bölgeleri seçerseniz, orada o kültürden beslenenleri de karşınızda bulursunuz.
            PKK’nın henüz mantığını tam olarak açıklayamadığı Reşadiye Baskını ile İskenderun Baskınının sonucunda olacaklar belliydi. Bununla beraber bütün Kürtleri potansiyel suçlu gören anlayışın körüklenmesiyle faciaya ramak kalmıştı. Bu olayla bana Bosna savaşında Sırpların yıllardır komşu oldukları Bosna’lıları öldürmek için harekete geçmelerini hatırlattı. Hani komşu idik, yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi demeden binlerce insan katledilmişti bile.
            Ölmek ve öldürmek üzerine inşa edilen hiçbir ideoloji payidar olamaz. 26 yıldır süren ve artık nasıl devam ettirildiği gün yüzüne çıkan bu kirli savaşı devam ettirenler yarın Hakkın huzurunda nasıl hesap verecekler? Askerleri bile bile ölüme gönderen zihniyet ile çocukları taş ve molotof atmaya teşvik ederek geleceklerini karartan zihniyet temelde aynıdır. Demokratikleşmeyi teşvik etme yerine demokratikleşmeye giden yolları tıkama hiç kimseye özellikle Kürt halkına hiçbir katkı sunmayacaktır.
            Türk ve Kürtler ile diğer tüm vatandaşların bu ülkede birinci sınıf vatandaş olmalarını engelleyenler, kendilerini başkaları ile eşit olmaya layık görmeyen zihniyet ile haklarını illaki silah ile elde etmeye kalkışan zihniyet birbirinden farklı değildir.
            Bu topraklar üzerinde yaşayan herkesi huzursuz edecek eylemlerin içine girmek, Türk-Kürt çatışması için zemin hazırlamak, bu zeminin oluşması için yapılan açıklamalar birer sorumsuzluk örneğidir. Dörtyol’da BDP binasına yapılan saldırı ne kadar yanlış ve kınanması gerekirse, Diyarbakır’da Ak Parti binasına yapılan saldırı da kınanmalıdır. Bu tür toplumsal olaylar, geniş çaplı kitlesel olayları körüklemek isteyenlere fırsat vermektedir. Bile bile bu oyuna alet olmak “bile bile lades” olmaktır. Göz göre göre kardeş kavgasına yol açmak, yıllardır denenip de başarılamayanları gerçekleştirmektir.
            Bu hengamede BDP Eş Başkanı Demirtaş’ın sorumlu davranışları takdire şayandır. O bunu yapmakla da oradaki Kürtlere desteğini göstermiştir. Konvoy yola çıktığında yüreklerimiz ağzımıza gelmişti. Eyvah dedik, ya duygular aklın önüne geçerse, barış isterken savaşı kaçınılmaz kılacak hareketler olursa maazallah sonuç ne olurdu?
            Neyse ki, akıl duygulara, soğukkanlılık heyecana galip geldi. Allah bu ülkeyi yönetenlerle liderlere ve hepimize akıl ve izan nasip eylesin.