Barış ve Demokrasi partisi, Türkiye’de belki de iktidar partisinden bile daha aktif siyaset yapan, sürekli hareket halinde olan, kitlesi ile bütünleşmiş doğrudan halkla siyaset yapan siyasi parti konumunda. Bütün bu aktiflik ve etkinliğine rağmen Ülke genelinde aldığı oy oranı ise bir türlü %7 seviyesini aşamıyor. Bunun değişik nedenleri var elbet. Bu nedenlerden bir bölümü kendisinin veya yönetim kademesinin ortaya koyduğu yol çizgisi diğer nedenler ise kendisinden kaynaklanmayan dış etkenler.
BDP, Fransa’daki Kürt konferansına 1989 tarihinde katılan ve Türkiye’nin Sosyal Demokrat partisi olarak bilinen partisinden ihraç edilmeleri ile başlayan yeni bir siyasal akımın son halkalarından biri konumunda. HEP,DEP,HADEP,ÖZDEP,…….BDP şeklinde kurulan ve devam eden Kürt legal siyasal parti geleneğinin temsilcisi. Her ne kadar Tüzük ve Parti programlarında Türkiye geneli için önerileri olan parti olsa da kamuoyu gözündeki konumu Türkiye’deki Kürtleri temsil eden legal “KÜRT” partisidir.
Bu sayasal partinin geldiği geleneğin en az altı (6) partisi siyasal partiler yasasına muhalefet ettiği gerekçesi ile kapatıldı. Yöneticileri ve seçilen milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırıldı ve cezaevine gönderildi. Akla gelebilecek bütün baskı yöntemlerine uğramasına rağmen legal alanda siyaset yapma gayretinden hiçbir zaman vazgeçmedi. Bu da demokrasiye olan inançlarının göstergesi olarak algılanabilir.
Türkiye tarihinde kadroları bu kadar baskı altına alınıp tutuklanan, Parti tabelaları indirilen, Potansiyelleri ve tabanları baskı altına alınan başka bir parti yok. Darbe dönemlerinde kapatıldığı için bir daha toparlanamayan birçok parti var ama bu şekilde çembere alınan başka bir partinin varlığından haberdar değiliz.
Partinin önünde duran temel sorun (yasalar açısından) PKK ile ilişkilendirilmesi. Kendileri ise bu durumu tabanın ortak olmasından kaynaklanan bir durum olarak aktarmaktalar. İkinci eleştiri ise PKK’den azade politika yapamadıklarının belirtilmesi. Kendileri bu durumu kabul etmiyor tabanın sesini dinleyerek politika yaptıkları için ortak söylemlerde buluştuklarını belirtiyorlar.
Getirilen diğer bir eleştiri ise parti içi demokrasinin yokluğu ve kadroların yetersizliği. Bu konuda yapılan belirleme ise yetiştirilen kadrolarının tamamının tutuklanıp baskı altına alındığı, siyaset yasağına tabi tutulduğu ve Partinin illegalize bir parti olarak lanse edilerek insanların uzak tutulmasına çalışıldığı bunun da mevcut durumu ortaya çıkardığı yönündedir.
Bütün bu gerçekliliklere rağmen BDP Türkiye Siyasal tarihi içinde rolünü oynamak niyetinde görünüyor. Ancak uğradığı baskılar karşısında direnişi ne kadar sürecek belli değil. Baskılar karşısında belki de dünyada ilk olan modeller uyguladıklarını da belirtmek gerekmektedir. Batmanda bütün yöneticileri tutuklanınca fiili olarak nöbetçi ve gönüllü yönetim oluşturdular. Partililer içinden gönüllü olanlar onbeşer günlük sürelerle parti yönetiminde görev alacaklar. Yani doğrudan halk yönetimi mantığını uygulamaya geçirdiler. Herkes başkan, herkes yönetici artık BDP’de.
Bu durum aslında Türkiye siyasetinde olup bitenleri net olarak ortaya koyan bir durum ve siyaset yapanların bu durumu iyi değerlendirmeleri gerekiyor. Halkın doğrudan siyasete katılması temsili demokrasiyi sallayacak bir adım olarak görülmeli ve temsilcilerin kendilerini gözden geçirmeleri gerekli. Halkın doğrudan sorumluluk alarak siyasete adım atması isteseler de istemeseler de diğer partilerdeki konumları tartıştıracaktır. Hatta uygulanan temsili modelin şekli bile değerlendirilip tartışılacaktır. Bunun belki de ilk adımı halkın vekillerini geri çağırması olarak ortaya çıkacaktır.
BDP üzerindeki baskılar nedeniyle giderayak bile Türkiye siyasetine katkı sunmaya devam ediyor görünmekte. Giderayak diyoruz çünkü biliyoruz ki bu parti geleneği önümüzdeki seçimlere BDP adı altında değil HDK’nin öncülüğünde kurulan HDP çatısı altında girecek.
Bu nedenle bu patinin üzerindeki baskılar sadece yeni partinin kuruluş ve teşkilatlanmalarını biraz daha hızlandırmasından başka işe yarayamayacaktır. Birkaç aylık bir hızlandırma için bu kadar uğraşma ve uğraştırmanın da anlamlı olmadığını düşünüyoruz. BDP, Türkiye siyasetinin halka dayanan geleneğinin temsilcisidir ve bu modeli nedeniyle mecliste bulunmalıdır. Partinin demokratikleştirilmesi konusunda kuşkusu olanlar varsa bunun çözümünü partiye baskı uygulamada değil barajı düşürerek daha çok insanın siyaset imkânına kavuşmasında aramalıdırlar.
Next