Son günlerde Kürt sorununun çözümü konusunda yoğun bir tartışma ve çalışma temposuna girilince doğal olarak herkesin beklentisi siyasi partilerin sorunun çözümüne katkı sunmalarıdır. Çünkü otuz yıllık çatışmalı sürecin bitmesi demek ülkenin tekrar birlik ve beraberlik ortamında hızla çağdaş medeniyet seviyesine yükselmesi demektir. İnsanların ölmemesi demektir. Kaynakların kalkınma için kullanılması demektir.
Bir sorun ile karşılaşıldığında genelde muhalefet partileri yüklenir, iktidar partileri ise direnişe girerler ama bizim ülkemizde durum tam tersine kırk yılın başında iktidar sorunun çözümü için yüklenirken muhalefet partileri ise direnmeye başladılar. En başta ana muhalefet partisi CHP olmak üzere…
Kürt sorununun çözümü noktasında en önde olması beklenen CHP ne yazık ki kılını kıpırdatma niyetinde değil. Kıpırdatmamayı bırakalım süreci tıkama gayretlerini hayretle izlemeye devam ediyoruz. Bunu yapan sadece Baykal değil tabi birde aynı telden çalan savunucuları var. Bunlardan birisi Haber Türk’ün ünlü yazarı Fatih Altaylı. Sayın Altaylı’ya göre Baykal’a,”açılımın önünü tıkıyor” demek haksızlıktan öte terbiyesizlik imiş!
Güzelim ülkede ne kadar çok terbiyesiz varmış da haberimiz yokmuş. Bakın Sayın Altaylı konuyu nasıl ele alıyor; “KÜRT açılımı tartışmaları başlayalı ve "15 adamlı" Kürt Çalıştayı yapılalı beri herkesin hedefinde Deniz Baykal var.
DTP dahil herkes, Deniz Baykal’ı süreci baltalamakla suçluyor.
Hiç o kanaatte olmadığım gibi, tam aksi düşüncedeyim.
Terörün başladığı günden bu yana adını ister Güneydoğu sorunu koyun, ister Kürt sorunu, ne koyarsanız koyun, en doğru düzgün açılımları yapan, en cesaretli adımları atan parti hep SHP veya CHP olmuştur. SHP, HEP milletvekillerini Meclis’e sokma cesaretini göstermiş, ancak o milletvekilleri bir çuval inciri berbat etmek için ellerinden geleni yapmıştır.
SHP’nin hazırladığı Güneydoğu raporları kadar sağlam içeriğe sahip raporları hiçbir parti hazırlamamıştır.
Bir dönem CHP’nin bu konuda tutarsızlığı olmuşsa da bugün için bu durum söz konusu değildir.
Bütün siyasilerin, DTP dahil bütün partilerin ve hatta Abdullah Öcalan’ın bile konuşuyormuş, öneri yapıyormuş gibi görünüp ağzında laf gevelediği şu günlerde en cesur adımı atan yine CHP Lideri Baykal’dır.
Bugüne kadar hiçbir siyasi lider, Baykal kadar açık konuşmamıştır.
Baykal’ın, "Silahlar sussun, affı biz gündeme getireceğiz" cümlesi, Cumhurbaşkanı Gül dahil bu konuda edilmiş tek içi dolu laf, tek somut adımdır.
Müthiş bir siyasi risk alan, güçlü olduğu Ege’de oy kaybına uğrama sorununu göğüsleme pahasına bu cümleyi söyleyebilen tek siyasetçiye, "Açılımın önünü tıkıyor" suçlaması yapmak haksızlıktır. Haksızlıktan öte terbiyesizliktir.
Baykal’ı suçlayanların, Baykal’ın yaptığı kadar açık, net ve cesur bir öneriyi masaya koyması gerekir.
Benim gördüğüm kadarıyla bunu yapan kimse yoktur.
Murat Bardakçı’nın dün çok güzel bir şekilde yazdığı gibi, bir taraf taleplerinin ne olduğunu söylemekten bile acizken, diğer taraf ise ne olduğunu bilmediği talepleri karşılayacağı yolunda boş vaatler verirken, ortaya çıkan anlamsız durum Abdullah Öcalan’ı bile "Beni DTP bile anlamıyor" diye çıldırtırken, günah keçisi olarak Baykal’ı bulanlara gülüyorum.
Ve Baykal’ı suçlayanlardan Baykal’ınki kadar somut bir tavır almalarını bekliyorum.”
Şimdi elinizi vicdanınıza koyup konuşun bu yazı sizi gülümsetmekten başka bir işe yaramış mı? Bu devirde Türkiye’nin bu kadar kültürlü bir yazarın kaleminden çıkacak yazı bumudur?
Bir insan olup bitenden bu kadar mı bihabermiş gibi davranabilir?
Pişkinliğin bu kadarına da pes doğrusu. Anti sosyalliği nedeniyle sosyalist enternasyonalden atılan bir siyasi parti liderini bu şekilde savunmaya kalkışmak ancak Sayın Altaylı’nın duyarlılığı ile mümkün olabilir ne diyelim?
Next