İlimizin su ihtiyacının sağlanması için yapılan çalışmalar kapsamında son dönemde kamuoyunun kafasını karıştıran bilgi kirliliği Kent konseyi çalışmaları çerçevesinde 26 Kasımda yapılan toplantı ile büyük oranda giderilmiş oldu.
Bugüne kadar birçok çevreden aldığımız uyarılarda Batman Belediye Başkanlığının daha ekonomik ve avantajlı olan Zilek su kaynaklarını neden kullanmaktan imtina ettiği sorusuydu?
Konu ile ilgili olarak valimiz Ahmet Turhan’dan aldığımız bilgilerde de hem suyun kaynağı, hem işletme maliyetinin düşüklüğü hemde kentin su ihtiyacının sağlanması açılarından Zilek su kaynaklarının kullanılması gerektiği yönündeydi.
Bu durumda Zilek su kaynaklarının kullanılmasının önündeki engel olarak Batman Belediyesi görünmekteydi. Doğal olarak biz de konuyu Başkan vekili Sayın Serhat Temel ile görüştük. Başkan vekili verilen bilgilerin gerçek durumu ortaya koymadığını, konuyu vali bey ile görüştüklerini belirttiyse de bu konunun etraflıca değerlendirilmesi gerektiği hususunda ısrarcı olduk.
Netice itibariyle 26 Kasımda eczacılar odası konferans salonunda kent konseyinin düzenlediği DSİ bölge müdürümüzün de katıldığı bir toplantı gerçekleştirildi. Bu toplantıya ilgili tarafların tamamı katılarak görüşlerini ortaya koydular.
Bu toplantı sonucunda DSİ’nin de ortaya koyduğu gibi en avantajlı su kaynağı temini mevcut kuyulardan sağlanabilmektedir. Mevcut projenin maliyet ve işletme masrafları açısından da daha avantajlı olduğu belirtildi. Bu durumda ortaya çıkan bir gerçek sayın valimizin konu ile ilgili olarak eksik bilgilendirildiğidir. Zilek su kaynaklarını kente taşınması projesi mevcut projeye göre daha maliyetli olduğu gibi işletme maliyeti de daha fazladır. Ancak Batman barajından veya Garzan barajından su temin edilmesi durumunda bu projelere oranla daha avantajlı olarak görünmektedir.
Zilek su kaynakları konusunda belirtilen diğer bir husus ise Ilısu Barajının su toplamaya başlaması ile birlikte bu kaynağa su sızmasını olacağı tespitidir. Bu durumda yeni bir arıtma tesisi gerekecek ve maliyet daha da artacaktır.
Sonuç olarak kent konseyi toplantısından sonra anlaşılmıştır ki Zilek kaynak sularını kullanılması projesi mevcut durumda avantajlı bir proje olarak görünmemektedir. Dolayısıyla mevcut içme suyu sahasının rehabilitasyon çalışmalarının yapılması en uygun seçenek olarak belirtilmiştir.
Bu tür projeler konusunda yöneticilerimizin bilgilendirilmesinin daha sağlıklı yapılmasının avantajlı olacağı ve böylece kurumların birbirlerini suçlamasının ya da karşı karşıya gelmesinin önlenmiş olacağını da belirtmemizde yarar var.
Bu konudan daha vahim olarak gördüğümüz diğer bir konu ise içme suyumuzdaki kayıp ve kaçak oranıdır. Kente verilen suyun %77’sinin tahakkukunun yapılamadığı ve kayıp kaçak oranını %56 olduğu bir işletmecilik mantığını anlamak mümkün değildir. Belediye Başkanlığımızın bu konuya acilen eğilmesi gerektiği açıktır. Yani genel bir toparlama yaparsak bile sonuçta tahakkuku yapılan su miktarı kente verilen suyun %28’ine tekabül ettiği belirtilmektedir. Tahakkukun tahsilâta dönüşme oranı da hesaplandığında Belediyenin bu alanda ciddi bir kayıpla karşı karşıya olduğu aşikârdır.
Su kaynakları konusundaki hassasiyetimizi elde edilen suyun kaçak ve kayıp oranlarını önlemeye yönlendirirsek, kentin su ihtiyacını karşılamak konusunda daha başarılı bir projeye imza atmış olacağımızı düşünüyoruz.