BATMAN TAKIMLARI

DEPLASMANDA OYNASIN!

 

 

Taraftar her Pazar gününü iple çeker.

16 Mayıs şehir stadının yolunu tutan taraftar, Batman takımlarının başarılı olmasını canı gönülden arzular.

Takımın başarılı olması için taraftar desteğini esirgemez. Yıllarca hep böyleydi…

Ama son yıllarda Batman takımlarının sergilediği futbol bizleri de soğuttu.

Kötü sonuçlarını halen kabullenmeyenler var…

Neymiş efendim “Takımımız deplasmanda çok iyi top oynuyor”

O zaman Futbol Federasyonuna başvurun.

“Takımımız deplasmanda çok iyi futbol sergilediğinden maçlarımızı deplasmanda veya bir başka ilde oynamak istiyoruz. Evimiz de taraftar baskısından iyi bir futbol sergileyemiyoruz. Bize taraftar baskısı dezavantaj yaratıyor. Maçları da 5 TL yaptık. Taraftar yine maçlara geliyor” deyip Federasyona başvurun…

Deplasmanda bu sezon o kadar puan topladık ki, deplasmanda üstün futbolun karşılığını aldığımızı görebiliyoruz.

Ben size gazel okumuyorum. Anlatılanlardan bu sonucu çıkarıyorum.

Haksız mıyım?

Ya kardeşim vallahi evimizde takımlarımızın ahım-şahım futbol sergilediğini görmedim. Benim gözlerimde alerji var. Uzaktaki görüntüleri her halde iyi görmüyorum. Rakip kaledeki pozisyonlar o kadar var ki yazmakta yetişemiyorum.

Futbolun dili birdir.

Futbol gözler önündedir.

Futbol artık siyasetleşti.

Siyaset dediğiniz ilahi bir kulübün yönetiminde ve kadrosunda Milletvekili veya İl Başkanını akrabası olması mı lazım.

Bu mu siyasetleşen futbol?

Hayır…

Herkes sahada olup bitenle hareket etmemeli. Saha dışındaki faktörlerde spor için önemli bir etken.

Herkes sahaya odaklanmamalı. Saha dışında hangi takımın yöneticisi, hocası, futbolcusu, masörü, malzemecisi… vb örnekleri sıralayarak ne yapmaya çalıştığına herkesten çok spor muhabirlerinin farkına varması lazım.

Evet, biz her kulüpte ne oluyor, ne bitiyor biliyoruz. Ama her şeyin de bir sırası var. İki takımda bizim için eşit. Ama kulüplerin şartlarını ve mazilerini de göz önünde bulundurmamız lazım.

Takımlarımızın başarısız olmasının birçok nedeni var.

Bu nedenleri saymaya kalksak sayfalar yetmez…

Yönetici de,

Hoca da, 

Futbolcu da

Sorumluluğunun farkında olacak.

Herkes kendi alanıyla yoğunlaşsın.

Basının işi Basın Sözcüsüne, (Basın Sözcünüz de varsa)…

Futbolcunun sorumluluğu Genel Kaptan (Genel Kaptanınız da varsa) veya teknik heyete aittir.

Ama gel gör ki üç-dört kişiyle takımlarımız yürümez. Takımlarımıza destek olmamız lazım. Birileri çıkıp gerçekleri söylerken alkışlamak lazım…

Kim ne dense desin, takımlarımızın şu an ki karneleri zayıflarla doludur.

Batman spor kamuoyunun konuştuğu ve tartıştığı sorunları spor yazarları dile getirecek ki; takımlarımız komadan kurtulacak.

Kim neyi kabul ederse etsin; takımlarımızın şu an ki yanlışlıklar içinde boğulmuştur. Boğulmamak için çırpınan kulüplerimizin kurtuluş yolu gerçekleri görerek, biraz da kafalarını kaldırarak ve futbolseverlerin arasına girip, gerçekleri görüp ders almaları lazım.

Kulüp yöneticilerine ve hocalarıma şu mesajı vermek istiyorum; takımlarımızın halini herkes görüyor. Futboldan anlayanlar zaten bir maç izleyip belki de iki maça gelmiyor. Demek ki ortada yanlış giden bir şeyler vardır. Bununda düzeltilmesi gerekir.

Nasıl?

O da eleştiriler bir kulübün kalkınması için güç verir. Bu itici güç olmadan, gerçekleri görmemezlikten gelmek ve kendi dairende dönmek başarısızlığın en büyük faturasıdır…

 

Sözü özü: Taraftar ve basın öyle ahım-şahım top oynayan bir Batman takımı göremiyor. Deplasmanda öyle iyi futbol sergileyip puan topluyorsa (!) deplasmanda oynamaları arzulanıyor. En azından maça gelen taraftar ve basın kahrolmadan bir Pazar günü geçirir…