Bölgemiz 7-8 aydır ciddi bir kuraklık yaşadı.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü, bölgemizde aşırı kuraklık olabileceği konusunda Mayıs ayında rapor yayımlayarak uyardı…
Kimseler bu uyarıyı dikkate almadı…
Oysa ki felaket ‘geliyorum’ diyor…
Bölgedeki bütün barajlar kuraklık nedeniyle elektrik üretimi yapamıyorlar.
Batman Barajı ise kelimenin tam anlamıyla S.O.S. veriyor…
Acil durum, imdat diye bağırmamızı gerektiren bir durum var.
Ne yazık ki toplum olarak bunun farkında değiliz…

BATMAN BARAJI RÜSÜBATLA DOLUYOR…
Neden mi söz ediyorum?
Neden Ilısu Veysel Eroğlu Barajı için değil de, Batman Barajı acil durum veriyor?
Çünkü Veysel Eroğlu Barajı’nın yukarısında barajlar var. Dağlardan koparak gelen sellerin sürüklediği topraklar, ağaçlar, rüsübat denilen tortular bu barajları dolduruyor, Veysel Eroğlu Barajı’na doğrudan akmıyor.
Batman Barajı son derece hızlı bir şekilde toprakla, kumla, rüsübatla dolmaya başlamıştır.
Geçtiğimiz Aralık ayındaki yazımda, bu acı gerçeğe dikkat çekmiştim. Yazımdaki şu cümle, acı gerçeğin özetidir: ‘Çok açık bir gerçektir; Batman Barajı hızla erozyon ve heyelanlardan kaynaklı olarak toprak, çakıl, kum, çamur, kısaca ‘Rüsübat’ denilen tortular-çöküntüler-birikintilerle dolmaya başlamıştır…’
Son yıllarda hep gözlem yaptım, resimler çektim.
Geçtiğimiz günlerde Batman Barajı’nın son halini gördüğümde, gözlerime inanamadım…
Kaletepe (Dahlıke) köyü kırsalındaki 50 metrelik kanyon, neredeyse tarihi köprüye kadar rüsübatla dolmuştu…
**
**
Edindiğim bilgilere göre Batman Barajının hızla toprakla, rüsübatla dolması DSİ yetkililerini kara kara düşündürüyor.
Bu gidişle sayılı yıllarda Batman Barajı su havzası, yani göl toprakla dolacağından işlevsiz kalacak.
Barajdaki toprağı, kumu çekerek su için göl havzası oluşturmak yüksek maliyet gerektirir.
Acilen bu meseleler masaya yatırarak çözümü için kafa yormalıyız.
Meteoroloji raporunu gündeme taşımış, şu değerlendirmeyi yapmıştım: “Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün, Standart Yağış İndeksi (SPI) ve Normalin Yüzdesi Metodu'na (PNI) göre hazırladığı kuraklık raporunda, Nisan ayında özellikle Doğu Anadolu'nun iç kesimleri, Güneydoğu Anadolu ve güney batı Ege'nin büyük bölümü ile Çorum ve Amasya'nın bazı kısımlarında şiddetli, çok şiddetli ve olağanüstü kuraklık gözlendi.
Bu raporu yok sayamayız.
Bu raporu es geçemeyiz.
Bölgedeki tüm illerin valileri, ziraat odaları, çiftçi örgütleri, ilgili STK’ların temsilcileri bu raporu önlerine koyup, gündemlerine alıp çare arayışında olmalılar diye düşünüyorum…
Gazetemizde kuraklık ve çiftçilerle ilgili sayısız haberler yer aldı. Lütfen başka kentlerden önce biz harekete geçelim. Anız yangınları örneğinde olduğu gibi, kuraklıkla ilgili olarak da Batman Valiliği’nin girişimleriyle Türkiye’de ilk kez bir “Kuraklık Felaketiyle Mücadele” Çalıştayı düzenlenmesini öneriyorum. Kentimize çağrılacak alanlarında önemli bilim insanlarının söyleyecek çok sözü olmalıdır.
Kuraklıkla mücadelede hepimiz yerimizi almalı, doğaya sahip çıkmalı, daha fazla ağaç dikmeli, su kaynaklarımızı hoyratça kullanmamalı, damlama sistemi ile sulamaya geçmeli ve büyük israflardan kaçınmalıyız.
Unutulmamalıdır; duyarsızlığımız bize büyük felaket olarak dönecektir…”
Önerimi yine yapıyorum.
Yağışsızlık barajları vuruyor. Oysa ki barajlardaki suyu da hoyratça tüketiyoruz.
Vahşi sulama yerine damlama sistemi, fıskiyeli sulama için halkımızı, çiftçilerimizi bilgilendirmeliyiz.
Duyarlı olunması dileğimle.
Next