Gemilerin yakılması bir işe başlayınca geriye dönüşün mümkün olmaması anlamında kullanılır.
İspanyayı fetheden İslam komutanı Tarık Bin Ziyad, 711 tarihinde Afrika’dan gemilerle İspanya sahillerine çıkar çıkmaz, ordusunun dönüş ümidini kesmek gayesiyle bütün gemilerini yaktırmış ve bu hareketiyle, dünya tarihine azim ve irade örneği olarak geçmişti.
Gemilerin yakıldığını gören askerler bu yoldan dönüşün mümkün olmadığını anlayınca savaşı kazanmaktan başka çarelerini kalmadığından istediklerini başarmışlardı.
Şimdi otuz yıldır süren bir iç çatışmanın bitirilmesi için hükümetin Milli Güvenlik Kurulunun da tavsiye kararını alarak bir çabanın içerisine girdiğini görmekteyiz.
Bu sürecin kolay olmadığını belirtmek gerekmektedir. Barışın savaştan daha zor olduğunu söyleyenler bunu boşuna söylememişlerdir. Toplumsal bir barışı sağlamanın hazırlık adımlarının atıldığı bir anda bile oy topluma derdine düşen muhalefet partilerinin kopardıkları vaveylayı görmeyen yok.
Ortada fol yok yumurta yokken bu hale gelenlerin çözüm için atılacak adımlar karşısında nasıl bir tavır sergileyecekleri gerçekten merak konusu olmaktadır. Başbakan bu yılsonuna kadar çözüme yönelik adımları atacaklarını ve bu sorunu çözeceklerini belirtmektedir.
Öncelikle şu gerçeği hatırlatmak gerekmektedir. Kürt sorununun çözümü için yola çıkanların gemileri yakmaları gerekmektedir. Ahmet Türk’ün de söylediği gibi artık ok yaydan çıkmıştır. Bu kararlılık konusunda sergilenecek en ufak bir gevşeklik bu ülkenin başına daha büyük dertler açacaktır. Bu nedenle bu yoldan geri adım atılmamalıdır. Muhalefetin bütün engellemelerine rağmen soğukkanlılık korunmalıdır.
Tabi bu konuda topu hükümete atıp ortaya çıkacak gelişmeleri izlemeye koyulmak da doğru bir tavır olmaz. Kürt temsiliyetinin en güçlü partisi olan DTP’ye de büyük görevler düşmektedir. Barış ve kardeşlik istemi sadece slogan vari bir tarzda sürdürülemez. Hem hükümetin hem de DTP’nin tabanlarına yönelik zaman zaman yapacakları çıkışları bir yere kadar anlamak mümkün olabilir ama o yer de çok sivri olmamalıdır. Barış çabalarında DTP’nin tavrı bizler için olduğu gibi süreç için de çok önemlidir. Kim ne derse desin DTP seçilmiş milletvekilleri ile politik arenada siyaset yapıyorsa ve grubu ile TBMM’ de temsiliyet sağlıyorsa, Kürt sorunu konusunda da muhataptır.
Neyi temsil edip etmediğinden ziyade bugün üzerine düşen görevleri yerine getirip getirmediği ile ilgilenilmelidir.
Legal siyasi zeminde Kürt halkını istemlerini temsil eden güç Demokratik Toplum partisinin bu halk tarafından seçilen temsilcileridir. Beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz o ayrı konu, ancak gerçek budur. Demokratik Toplum partisinin temsiliyet sağlayamayacağı izlenimi yaratmak süreci zorlamak anlamına gelmektedir diye düşünmekteyiz.
Kürt sorununun çözüm yeri Meclis olacaksa mecliste görev alanlar kimlerse onların konumlarına da gerekli temsiliyeti vermek gerekmez mi?
Bu nedenle DTP üyesi Milletvekilleri ile parti yönetimi barış sürecinde aktif rol üstlenmek durumundadır. Onlar da gemileri yakmak zorunda. Eğer bu fırsat kaçar ve bir barış zemini yakalanmazsa eleştirilecek olan sadece hükümet olmayacaktır. Kaybeden de sadece hükümet olmayacaktır. Tarih önünde ve millet önünde sorumluluğunu yerine getirmeyen herkes bir utanç abidesi gibi duracaktır.
Bunları yazarken her söylenen sözün, her verilen vadin kayıtsız şartsız kabul edilmesi gerektiği iddiasında değiliz. Kürtlerin taleplerine cevap olmayan adımların kabul edilmesi konusunda kimsenin dayatması olamaz. Ama kabul ederken de ret ederken de bu halkın verdiği temsiliyet yetkisinin tam olarak kullanılması gerektiğini hatırlatıyoruz.
Kimin kimi aday gösterdiğini değil kimin kimi seçtiğinden bahsediyoruz.
Seçenler seçtiklerinin temsiliyetinden şüphe duymuyor.
Yeterli kabiliyete sahip olduklarından şüphe duymuyor.
Yeterli olgunlukta ve siyasi bilgiye sahip olduklarından şüphe duymuyor.
Bu nedenle seçenler kadar seçtirenlerin de şüphe duymamaları gerekmektedir.
Kürt sorununun çözümü için adım atma niyetinde olanlar samimi iseler gemileri yakmak zorundadırlar. Gemiler yakılınca görülecektir ki zafer gecikmez. Ama o gemileri limanda bırakırsanız saldırılar karşısında o gemilere geri dönmek de ihtimal dâhilinde olur ki asıl felaket o zaman işte.
Next