Eylül, petrolün başkenti Batman’a hem son sıcağı hem de hüzün getirir. Bu mevsim gündüzleri son sıcaklığını salar, geceleri ise ferahlığını. Bu şehrin çekirdeği olan İluh Tepebaşı’ndan şehre baktığınızda, yerden yükselen o ağır ısı yoğunluğunu görebilirsiniz.

Esentepe’den şehre baktığınızda ise sadece ısıyı değil, meltemsi bir havanın sizi sardığını hissedersiniz. Esentepe aynı zamanda ayrılığın ve kavuşmanın noktasıydı geçmişte. Gidenler Batman’ı geride bıraktığı için üzülür, gelenler ise kavuşma sevinci yaşardı. Eylül ayı Batman’ın sessiz aylarından biridir ama kimi zaman yakar, kimi zaman da hatırlatır. Sonunda da hep bir şey sunar.

GÜN BATIMINDA BATMAN MANZARASI
Bu şehrin çekirdeği olan İluh Deresi’nin Sere Gır olarak bilinen Tepebaşı’nda yarı kerpiç, yarı beton bir yapının damından Batman’a baktığınızda Eylül’deki son sıcakları hissedersiniz.

Evet, belki de bu mevsimin acı bir sabrı vardır.

Ne geçmişi unuturuz ne de geleceğe dair net bir umut verir Batman gibi.

Çünkü bu şehir 80 yılda çok şey yaşamış bir yer.

Savaştan kaçan mültecileri ağırlamış…

Sel felaketi yaşamış…

Son iki yılda İluh Deresi’nden akan yağmur sularıyla o tarihi tepenin çevresi sarsılmış.

Bazı canlarımız yaşamdan kopmuş.

Ama yine de ayakta kalmayı bilmiş.

Tıpkı Eylül gibi önce ısıtır, sonra yakar; toparlar, ardından yine umut salar.

SESSİZLİĞE UMUT VEREN BÖLGE
İluh Tepebaşı’nın karşısı Esentepe, bu ayın gün batımında farklı bir görüntüye bürünür.

Batman’ın simge ismi haline gelen merhum iş insanı Necat Nasıroğlu’nun adını taşıyan külliyenin ışıl ışıl ışıkları eşliğinde akşamları esen serin esintiyle bir başka olur.

Çünkü Eylül, Batman’ın kendine dönüş zamanıdır.

Kalabalıklar çekilir, insan da kendi içine döner.

Belki az ötedeki tarlalarda çalışan tütün üreticileri gibi ter dökerken, belki de yıllardır görüşemediği çocukluk arkadaşına rastlar.

Batman’da Eylül biraz da gurbet mevsimidir.

Batı illerindeki fındık tarlalarında çalışan öğrenciler hâlâ dönmemiştir.

Mevsimlik çalışan işçilerin bazıları da aileleriyle kente dönmemiştir.

Ücra mahalleler sessizdir.

Ama o mahallelerin hemen her köşe başında tandırlarda pişen taze ekmek kokusu yayılır etrafa.

Hayat sürekli yenilenen sular gibi akar, değişir şehirde.

Eylül aylarında sadece yavaşlayan bir şehrin çarklarının yeniden hızlandığı görülür.

Eylül’ün en güzel yanı da budur: belki yaz aylarında sıcaklardan kaçan insanların şehir içinde sosyal hareketi artırmasıyla Batman’ın ne kadar kıymetli olduğunu yeniden hatırlatır bizlere.

Beton yığınlarının arasında kalmış bir çınar ağacı, asfaltın kenarında açan mevsimlik çiçekler, sıcaktan bunalmış bir kedinin gölge arayışı…

Hepsi bu şehrin ne kadar canlı, ne kadar bizden olduğunu fısıldar kulağımıza.

Özetle, Eylül Batman’ın sessiz aylarından biridir ama kimi zaman yakar, kimi zaman da acı tatlı anıları hatırlatır.

Sonunda da hep bir şey sunar bizlere:

Sabretmeyi…

Beklemeyi…

Sevmeyi…

Ve de toprağa yeniden tutunmayı öğretir aynı zamanda.

Sağlıkla kalın.