“NANAY NAY!”
Pazar günü anneler günüydü bu ülkede ama anneler mutlu olmaları gereken bu günde mutlu değillerdi.
Neden diye sormak isteyen vardır diye biz cevaplamaya çalışalım.
Cumartesi günü Gülistan caddesinde buluna insan hakları anıtı önünde 2009 yılının şubat ayından bu yana her hafta cumartesi günü düzenlenen “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” etkinliğinin 115.si düzenlendi.
O alanda anneler, bacılar, çocuklar kaybolan insanların akıbetini soruyorlardı gözlerindeki yaşlarla. Ayakta kalma mecali kalmayan anneler buldukları kürsünün üzerine oturarak yetkililerden çocuklarının akıbetini istiyordu.
Meydanda anneler vardı ama yetkililer yoktu. Ülkeyi idare etmeye aday olanların hiçbiri çocuklarını arayanların yanına uğrayıp dertlerini dinleme zahmetine katlanmadılar. Belki de verecekleri cevapları bulunmadığından dolayı o alana gelemediler.
O eylemden saatler sonrasında iktidar partisinin milletvekili adayı ve hükümetin maliye bakanı demokratikleşme konusundaki icraatlerini anlatırken olağanüstü hali kim kaldırdı diye partililerine sesleniyordu.
Cevabını da kendisi veriyordu;
Biz,,,,,,,,,,,,,,,,,,,, diye .
Sıkıyönetimden kurtulmak için olağanüstü hal yasalarından kurtulmak için insanların kendilerine verdikleri desteği unutarak.
Sayın Ziver özdemir soruyordu siz bütün kayıpları soruyormusunuz diye? O zaman evet demiştik ve soruyu tekrarlıyoruz. 2002 den beri iktidarda bulunan hükümetimizin değerli yöneticileri Yıllardır oğluyla birlikte kayıplar listesinde bulunan Mustafa kaya ve oğlu nerede?
Bu sorunun cevabını bulabildiniz mi aceba? Sanırım ilimizin kayıplar listesinde buluna elliyi aşkın insan gibi bu insanların akıbetleri de ortaya çıkarılamadı.
Mustafa kayanın eşi ve kayıp oğlunun annesi anneler gününde sizce mutlumudur?
Muhalefetteki milletvekillerinin adres olarak iktidarı göstereceklerini bildiğimiz için bu konu ile ilgili sadece iktidar partisi yetkililerinden sitem ediyoruz muhalefetin de üzerine düşen ve yapmakta eksik kaldığı bir çok konu var ki bu eksikliklerde başka bir yazımızın konusu olacaktır.
Demokratikleşmedeki üstün başarıları anlatan sayın bakanımız nedense cezaevlerinde neden kapasitenin iki katı kadar tutuklu ve hükümlü bulunduğundan söz etmedi. Neden cezaevlerinde bulunan insanların yarısının tutuklu olduğunu da izah etmedi.
Anayasa değişikliği yapılırken neden seçmece maddelerin tercih edildiğinden de bahsetmedi. Seçim barajını neden indirmediklerinden veya kaldırmadıklarından da bahsetmedi. Herkesin anadilini konuştuğundan ve TRT Şeşten sözederken neden bu statünün yasallaştırılmadığından da söz etmedi. Cezaevlerinde buluna gazeteciler konusunda neden dünya birincisi olduğumuza de değinmedi.
Herşeyin toz pembe görünmesini istedi ve yediğimiz gaz bombalarını, tutuklu muamelesi gören çadırları da görmememizi yeğledi. Demokrasi tam olarak tekamül etmişti ve biz galiba gaz bombalarının etkisi ile güzelim demokrasimizi görememiş durumdayız.
Bu eksikliğimizden dolayı özür dileriz!
Sayın bakanın konuşmasından sonra şehir turu atan seçim otobüsünden “cilve loy nanay nay “ türküsü çalınıyordu anlaşılan keyifler yerindeydi.
Nanay nay ki ne nanay nay!
Keşke bu sevinci bütünlük içerisinde paylaşabilseydik.
Next